Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

guzellik,cilt bakımı,diyet,zayıflama,kilo verme

Ana sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
6 tane "kusma" etiketli yazı bulundu "kusma" tagli diger ogeler resimler , videolar

Akdeniz Anemisi - Thalassemi Talasemi

Thalassemi , önlemi alinabilir kalitsal geçisli bir kan hastaligidir.

Thalassemi Hastaligi , önlemi alinabilir kalitsal geçisli bir kan hastaligidir. Dogum öncesi erken tani ile önlenebilen genetik geçisli (iki tasiyici ebeveynden çocuklar aktarilan) ciddi bir kan hastaligidir. Bulasici yadabir kanser türü degildir. Kesin bir tedavisi yoktur. Fakat thalassemi hastalarinin, yasam kalitesini arttirmak ve sürdürmek için ömür boyu tedavi gereksinimi vardir.

Thalassemi tasiyicisi iki ebeveynin evlenmesiyle her gebelikte dogacak olan bebegin tasiyici olma riski %50, thalassemi majör olma riski %25 ve saglam bebek olma sansi ise %25 tir.

THALASSEMI’nin Klinik Sekilleri Nelerdir?
A) THALASSEMI MINÖR
Thalassemi tasiyicilari olup hiçbir tedaiye ihtiyaç duymadan hayatlari sürdürebilirler. Thalassemi’nin gelecek nesillere aktariminda rol oynarlar. Bireylerde hafif bir kansizlik gözlenebilir. Bunun demireksikligi anemisiyle karistirilmamasi gereklidir.

• ÜLKEMIZDE TAHMINEN IKI MILYON THALASSEMI TASIYICISI VARDIR.

B) THALASSEMI INTERMEDIA
Düzenli kan aktarimina gerek duymadan yasayabilen thalassemi hastaliginin (Thalassemi Major’ün) daha hafif bir türüdür. Sikayetler 2-4 yaslarda belirgin olur. Sarilik, dalak-karaciger büyüklügü, büyümegeriligi olabilir. Enfeksiyonlar sirasinda destekleyici kan transfüzyonlarina gereksinim olabilir.

C) THALASSEMI MAJÖR
Thalassemi hastaligi dedigimiz grubu olusturur. Thalassemi‘nin agir ve siddetli seklidir. Bu grup bireyler Beta-Thalassemi Majör tanisi ile ömür boyu tedavi görürler.

• Tanisi, tedavisi, seyri ve gelismeleriyle ilgili bilgi asagidadir.

THALASSEMI MAJÖR nasıl anlaşılır ?
Thalassemi hastasi olarak dogan bir bebek dogumda normaldir. 3-4 ayliktan sonra kendileri için gerekli kirmizi kan hücresini (alyuvar) yapamadiklarindan dolayi kansizlik belirtileri ortaya çikar. Çocuklarda; renksoluklugu, istahsizlik, huzursuzluk, karaciger-dalak büyümesi sonucu karin sisligi, sik sik ateslenme, gelisme geriligi görülür.

Hastalik çocugun yapisinda da bozulmaya neden olur. Kemik iligi, kemik içinde genisler ve gereginden çok kirmizi kan hücresi yapmak için ugrasir. Bütün bu çabalar bosunadir. Yaptigi alyuvarlar yeterli hemoglobintasimazlar ve kemik iliginden disari çikmadan ölürler. Iligin bu asiri çabasi, kemiklerin genislemesine, zayif düsmesine ve seklin bozulmasina neden olur. Yanak ve alin kemikleri firlamaya baslar. Çocugun yüzü, herkesin fark edilebilecegi sekilde karakteristik bir görünüm alirlar.

Tibbi olarak thalassemi tanisi “Hemoglobin Elektroforez” adi verilen kan testi ile konur. “Thalassemi Testi” dedigimiz bu test ayni zamanda tasiyici olup olmadiginizi da belirler.

Thalassemi Testi (Hemoglobin Elektroforezi) Tüm Üniversite hastanelerinde, bazi arastirma hastanelerinde ve bazi özel laboratuarlarda yapilmaktadir.

THALASSEMI MAJÖR’ün tedavisi nedir ?
Tüm kalitsal hastaliklarda oldugu gibi thalassemi majörün de KESIN BIR TEDAVISI YOKTUR. Ancak hastalarin, yasamlarini sürdürebilmeleri ve yasam kalitelerini arttirabilmeleri için ömür boyu tedaviye ihtiyaçlarivardir.

Suanda uygulanan en uygun tedavi;
Kan nakli, desferal tedavisi ve gerekli oldugunda dalagin ameliyatla alindigi kombine bir tedavidir.

Hasta ömür boyu 2-3 haftada bir kan alir. Hemoglobin düzeyini normalde tutabilmek için alyuvar (eritrosit) aktarimi yapilir. Her kan aktarimindan sonra yeni kan içindeki kirmizi kan hücreleri bir sonraki kanaktarimina kadar yavas yavas parçalanir ve parçalanan kan hücrelerinden salinan demir, vücutta birikir. Biriken demir ise vücut disina atilmazsa, karaciger kalp ve diger organlara zarar verir. Çocugun büyüme vegelisimini engeller. Eger bu zarar engellenmezse thalassemi hastalari ergenlik çaginda kaybedilebilir. Bu nedenle biriken demirin vücuttan atilmasi gerekir. Bu da DESFERAL isimli ilaç ile saglanir. Bu ilaç, her gecedesferal pompasi ve özel bir igne araciligiyla 10-12 saat gibi uzun bir sürede deri altina verilerek vücuttan demiri toplar ve idrar ile atar. Dalagin asiri büyümesi durumunda ise cerrah tarafindan ameliyat ile dalakalinir (splenektomi).

Demir atilimini kolaylastirmak için günümüzde yeni arastirmalar ve çalismalar halan sürmektedir. Dijital olmayan, elastik ve tek kullanimlik infüzyon pompalari ile islem biraz daha etkili ve kolay hale gelmistir. Bunun yaninda desferal yerine agizdan hap kullanim çalismalari sürmektedir.

• Tedavi ile ilgili son gelismeleri sitemizden takip edebilirsiniz.

ALTERNATIF TEDAVI ;
Kemik iliği nakli:
Bir thalasseminin, kemik iligi yeterli ve normal sayida alyuvar hücresi yapamaz. Çalismayan kemik iligi yerine normal kemik iligi yerlestigi takdirde problem çözümlenebilir. Tabi bu, iligin thalassemili vücudunreddetmeyecegi, hastanin doku yapisina uygun bir donör (verici) den alinmasi ile olur.

Kök hücre nakli:
Son yillarda kemik iligi disinda periferik kan ve kord kaninin da kök hücre kaynagi olarak kullanilmasi, kök hücre naklini gündeme getirmisti.

THALASSEMI MAJÖR’da Yasanan
Fiziksel, Ruhsal ve Ekonomik SORUNLAR
Thalassemi hastalari her kan transfüzyonlarinda; transfüzyon esnasinda yasanabilecek reaksiyonlarin yani sira kan yolu ile bulasan hastaliklarin [Malarya parazitleri (sitma), Sifilis, AIDS, Hepatit Enfeksiyonlarivb…] bulasma riskiyle de karsi karsiya kalirlar.

Düsük kan aktarimi ve asiri demir birikimi ile ciddi kalp komplikasyonlari sik görülür. Bu sorun erken yasta ölüm sebebi olarak karsimiza çikmaktadir.

Asiri demir birikimi nedeniyle karaciger büyümesi olur. Ayrica kan aktarimi esnasinda geçebilecek hepatit enfeksiyonlari ki özellikle Hepatit C virüsü karacigerde yerlesirse Kronik Hepatite dönüsebilir. Hatta busiroz ve karaciger kanserine kadar gidebilir.

• Günümüzde Hepatit B virüsüne karsi asilama ile bagisiklik saglanabilirken Hepatit C asisi mevcut degildir!

Asiri demir birikimi, Endokrinolojik komplikasyonlara da neden olur. Demir vücut fonksiyonlarinin çogunu kontrol eden endokrin bezlerine girer ve onlari baskilar. Bu ergenlikte büyüme gelismeyi yavaslattigi yadaengelledigi gibi yetiskinlerde seksüel yönden düsüs gözlenebilir. Bunun yaninda hipertriodizm ve hipoparatriodizm gelisebilir. Ayrica demir birikimi pankreasin islevini bozdugundan diabetes mellitüs (sekerhastaligi) görülür.

Asiri demir bikrimi, cilt üzerinde koyu bir rengin ve yama gibi noktalarin olusmasina neden olur.

Thalassemi hastalarinda, osteoporoz (kemik erimesi) de görülmektedir. Buna sebep olan faktörler ise; kansizlik nedeniyle dokularin oksijensiz kalmasi, demir birikimi, desferrioxamine yan etkisi yaninda, endokrinfaktörler ve genetik faktörlerdir.

Bir thalassemi hastasi ve ailesi ayni zamanda ekonomik açidan da çok büyük sorunlar yasar. Çünkü aylik maliyeti çok ciddi rakamlara ulasan bir hastaliktir. Yasam boyu, her ay böyle bir maliyetin hastaninkendisi/ailesi tarafindan karsilanmasi mümkün degildir. Bu nedenle hiçbir saglik güvencesi olmayan hastalarin yasam süreleri ve yasam kaliteleri düsmektedir. Bu günün sartlarinda ortalama aylik tedavi maliyet, 1,5 – 2 milyardir ! Bunun yaninda hastanede oldugu gün için yeme-içme, ulasim ve sehir disindan geliyorsa gerektiginde konaklama ihtiyaçlari için yaptigi harcamalar da söz konusudur.

Böyle bir hastaligi tasiyor olmak hasta ve yakinlari için hiçte kolay degildir. Özelliklede bireyin kendisi için bunu ömür boyu tasimak çok zor bir istir.

Böyle bir tedaviye ömür boyu katlanmak, sonradan ortaya çikan diger fiziksel rahatsizliklara direnç gösterip onlarla bas edebilmek, bu maliyetin altindan kalkabilmek, kendi kisiligini ve benligini bulma çabalari, yasitlariyla arasinda olusan farkliliklari kabullenebilmek ve topluma kendini kabul ettirmek, egitim ve is hayatinda önüne konan büyük engellerle mücadele etmek, saglikli bireylerle arkadaslik kurabilmek ve karsicinsle iliski olusturabilmek, daha da önemlisi ölüm kaygisiyla yasamak çok ama ÇOK ZORDUR !!!

THALASSEMI MAJÖR Nasil Önlenebilir?
Dogum Öncesi Tani (Prenatal Tani) Yöntemi ile hastaligi anne karninda erken dönemde tanimlayarak, aileye gebeligi sonlandirma sansi verebilir. Bu suretle thalassemi hastasi bebeklerin dogumu önlenmis olur.

Iki tasiyicinin evlenmesi durumunda hamileligin 6.-8. haftasi koriyonik villustan (kordon bagindan) veya 18.-22. haftasinda bebekten alinan sivi örnegi ile bebegin hasta olup olmadigi ögrenilir. Bebek hasta iseanne- baba ile görüsülerek bebegin dogmasi engellenir. Dogum öncesi tani ile saglam olacagi belirlenen bebeginde dogmasina izin verilir.

Dogum Öncesi Tani (Prenatal Tani) Tüm Üniversite hastanelerinde yapilmaktadir.

THALASSEMİA’DE KEMİK İLİĞİ NAKLİ
GİRİŞ
Thalassemia,hemoglobin yapısındaki globin zincirlerinin yapımında bozukluğa yol açan heraditel hastalıklar grubuna betimlemekte kullanılan bir terimdir. Thalassemia dünyada en sık görülen tek genbozukluğudur.Özellikle Akdeniz bölgesi,Orta Doğu ve Asya kıtasında Thalassemia’ye çok sık rastlanmaktadır.Sadece Akdeniz bölgesinde 200.000 Beta Thalassemia Majör’lü hasta olduğuvarsayılmaktadır.Yunanistan,Güney İtalya,İran, Güney Rusya,Hindistan ve Güneydoğu Asya’da taşıyıcılık oranı % 10-15 arasındadır. Beta Thalassemia Majör’de erişkin tip Hemoglobin A’nın Beta zincirinde sentezbozukluğu söz konusudur.Bunun sonucunda zincir yapımında oluşan dengesizlik,eritroid prekürsörlerde ve eritrositlerde serbest Beta zincirlerinin birikimine neden olur.Bu durumda intramedüllerparçalanma,apoptozis,ineffektif eritropoezis ve hemolitik anemiye yol açar.

Son 30 yılda, Thalassemia’li hastaların izlem ve tedavisinde önemli değişiklikler olmuştur.Düzenli transfüzyon uygulamaları ve demir birikimine yönelik şelasyon tedavileri Thalassemia’li çocukların hayat kalitesininemli ölçüde arttırmıştır.Düzenli eritrosit transfüzyonları anemi komplikasyonlarını ve kompansatuar kemik iliği genişlemesini engeller.Demir şelasyonunda kullanılan desferroksamine ile de demir birikimine bağlı komplikasyonlar büyük ölçüde engelleneceğinden sürvi uzar.Artık Thalassemia hızla ölüme yol açan bir hastalık değil uzun sürvi sağlanabilen kronik bir hastalık olarak tanımlanabilir. ö

Ancak tüm bu tedavi yaklaşımları pahalı,temini zor,kişiye rahatsızlık verici ve zaman alıcıdır.Tüm bu nedenlerle tedaviye uyumda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ayrıca yinede engellenemeyen demir birikimi sonucugelişen organ yetersizlikleri ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde kanla geçen viral infeksiyon etkenlerinin yol açtığı hepatitler hastalığı progressif ve fatal hale getirmektedir.Gelecekte belki kolay uygulanır oralkelatör ve genetik mühendislikle yapılabilecek gen manüplasyonları hastalığın tedavisinde önemli aşamalar sağlayabilecektir.Ancak bugün için uygulanabilecek en uygun tedavi yaklaşımı,hastalığın kemik iliğindeolduğu da göz önüne alınırsa,allojenik kemik iliği nakli (AKİT) dir.

Son yıllarda özellikle gelişmekte olan ülkelerde tedavi yaklaşımları yanında koruyucu hekimlik de önem kazanmıştır.Genetik danışma ve prenatal tanı ile defektif gebeliklerin sonlandırılması konusunda başarılı çalışmalar yapılmaktaysa da,dini ve sosyal sorunlar bu yöntemlerin etkinliğini azaltmakta ve toplumsal bir eliminasyonu engellemektedir.

Kemik iliği nakli
Kemik İliği Transplantasyonu (KİT) günümüzde onkolojide ve onkoloji dışı pek çok hastalığın tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır.Onkolojide,özellikle cerrahi-kemoterapi-radyoterapi gibi diğer tedaviyöntemlerinin başarısız kaldığı olgularda KİT hayat kurtarıcı olabilir.Konjenital veya edinsel pek çok hematolojik ve immünolojik sorunun tedavisinde de KİT uygulanmaktadır.3 uygulama şeklivardır.Allojenik,otolog ve sinjenik KİT.Kök hücre kaynağı olarak da kemik iliği yanında periferik kök hücre, kordon kanı ve fetal karaciğer hücrelerinden yararlanılmaktadır.

Thalassemia’de ilk başarılı uygulama 1981’de Thomas ve arkadaşları tarafından Seattle, ABD’de yapılmıştır.Hiç transfüze edilmemiş,18 aylık bir bebek olan bu olguya HLA uygun kız kardeşinden AKİT uygulanmış ve halen devam etmekte olan uzun,hastalıksız bir sürvi sağlanmıştır.İlk seri çalışmalar da Lucarelli ve arkadaşları tarafından Pesaro, İtalya’dan yayınlanmıştır.Öncü niteliğindeki ve hazırlama rejimi olarakSiklofosfamid (CY) + Tüm Vücut Işınlaması (TBI) kullanılarak yapılan AKİT’lerde en büyük sorun graft rejeksiyonu ve erken toksisite olmuştur.1983’ten beri ise Santos’un lösemili hastalar için önerdiği BusulfanBU) + Siklofosfamid (CY) başarıyla kullanılmaktadır. Bugün Thalassemia’de,allojenik uygulamalarda,kardeş veya HLA uyumlu panel kaynaklı vericilerin kemik iliği,periferik kök hücre ve kordon kanı kaynak olarakkullanılmaktadır. (

SONUÇ
KİT ilk kez malignitelerde ve hızla fatal olabilecek durumlarda kullanılmıştır. Ancak hızla kullanım alanları artmış ve özellikle hemoglobinopatilerde önemli kullanım alanı bulmuştur.1982’deki ilk başarılı uygulamadan sonra dahi Thalassemia’de KİT’in yeri ciddi tartışmalara yol açmıştır.Başarılı sonuçlara rağmen pek çok yerde hayat kurtarıcı olarak değil elektif bir işlem olarak görülmektedir.Etik yönü de halentartışılmaktadır. Pek çok hematoloji Thalassemia tedavisinde konservatif yaklaşımları benimserken,vericisi olanlarda bile gen tedavisinin yakın bir tarihte uygulanması olasılığı ile çekimser kalmaktadırlar.Ancakgen tedavisi henüz oldukça problemli ve pratik uygulamalardan uzaktır.

Bugün için AKİT Thalassemia’de tek küratif yaklaşımdır ve Thalassemia’nin sık görüldüğü pek çok ülkede KİT programlarına alınmıştır.Özellikle HLA uygun aile içi vericisi olan Sınıf I hastalarda,erken dönemdeyapılacak KİT büyük oranlarda küratiftir ve hastalara bu şans tanınmalıdır.

KÖK HÜCRE NAKLI
Kemik iligi transplantasyonu yillardan beri bazi kanser türlerinde ve dogustan olan bazi hastaliklarin tedavisinde basari ile uygulanmaktadir.Son yillarda bu konudaki bilimsel çalismalara teknolojidekigelismelerinde eklenmesiyle önemli gelismeler saglanarak,kemik iligi transplantasyonunun birçok hastalikta tek tedavi sansi olarak kullanimi gündeme gelmistir.Kemik iligi disinda periferik kan ve kord kaninin dakök hücre kaynagi olarak kullanilmasi ile kemik iligi nakli yerine “kök hücre transplantasyonu” terimi tercih edilmektedir.

KÖK HÜCRE KAYNAKLARI
Kök hücre vericisi olarak tercih edilen doku gruplari tam uyumlu kardeslerdir. Bir veya birkaç antijeni uyumlu olmayan kardes,anne-baba veya doku gruplari tam uyumlu akraba olmayan vericilerden de kök hücretransplantasyonu yapilabilir.Ancak doku grubu tam uyumlu kardeslerden yapilan transplantasyonlar daha basarili ve sorunsuz seyretmektedir.

TRANSPLANTASYONDA KULLANILACAK KÖK HÜCRE KAYNAGI OLARAK
• Kemik Iligi
Periferik Kan
Kordon Kani kullanilabilmektedir.

PERIFERIK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYON AVANTAJLARI
• Daha hizli engrafman saglanmasi,
Trombosit ve eritrosit ihtiyaci daha az,
• Daha az antibiyotik tedavisi,
• Hastanede kalis süresi daha kisa,
• Donöre genel anestezi ve invaziv teknikler gerekmiyor.

I. KÖK HÜCRELERIN HAZIRLANMASI
Periferik kök hücreler aferez ünitelerinde periferik kök hücre toplama programi kullanilarak toplanir.Kök hücre toplanacak hasta veya donör önceden hiçbir islem yapilmadan veya kemik iliginden kök hücreleriperiferik kana çikarmak için mobilizasyon uygulanarak toplama islemine alinirlar.

MOBILIZASYON YÖNTEMLERI VE KÖK HÜCRE TOPLANMASI
Kemoterapi
Büyüme Faktörleri-GCSF,GMCSF
Kemoterapi + Büyüme Faktörleri

Sadece kemoterapi veya sadece büyüme faktörleri kullanildiginda kök hücre sayisi normalin 10-30 kati kadar arttirilabilirken,kemoterapi + büyüme faktörleri kullanildiginda 50-200 kat kök hücre artisisaglanabilmektedir.Ancak kemoterapi sadece otolog transplantasyonlarda uygulanmaktadir.

Kemoterapi amaciyla siklofosfamid,etoposid veya baska protokoller kullanilabilmektedir.Kemoterapi sonrasi beyaz küre 1500-2000/mm3 düzeyine gelince afereze baslanmaktadir.

Mobilizasyon amaciyla büyüme faktörü olarak genellikle granülosit stimüle edici faktör (GCSF) veya granülosit-makrofaj stimüle edici faktör (GMCSF) kullanilmaktadir. Kök hücre toplamak için büyüme faktörü uygulanmasini takiben 5.günde aferez islemine baslanir.Afereze devam edilecek ise 6 ve 7.günlerde de büyüme faktörü kullanilabilir.Ancak 7.günden sonra periferik kandaki kök hücre sayisinin azaldigibildirilmektedir.

Aferez ünitelerinde yapilan kök hücre toplama islemine bir seansi yaklasik 3-4 saat kadar sürebilmektedir.Islem süresi ve seans sayisi toplanmasi hedeflenen hücre sayisina bagli olarak degisebilmektedir.Tekseans yeterli olabilecegi gibi bazen 3 veya 4 seansa gerek duyulabilmektedir.Periferik kök hücre toplama islemlerinin bir aferez ünitesinde hasta (veya donör) bir koltukta otururken yapilabilmesi ve kemik iligitoplanmasi için gerekli olan ameliyathane sartlari ve genel anesteziye gerek duyulmamasi önemli bir avantajdir.

Toplanan kök hücreler eger alici hasta hazir ise hemen kateterden infüzyonla verilir.Otolog transplantasyon veya alici hastanin hazirlanacagi durumlarda özel koruyucu karisimlar ile (DMSO ve HES) karistirilankök hücreler derin dondurucularla dondurulduktan sonra azot tankina konularak senelerce saklanabilir.

II. ALICININ HAZIRLANMASI
• Biyokimyasal,mikrobiyolojik ve serolojik testler yapilir.Dis çürükleri gibi enfeksiyon kaynaklari tedavi edilir.Hastaya ve aileye yapilacak islemler hakkinda bilgi verilir.Transplantasyon için uygun ortam sartlarinasahip transplantasyon servisine yatirilir.
• Çift lümenli Hickman kateter takilir.Antibakteriyel,antiviral ve antifungal proflaktik tedavi baslanir.
• Conditioning (hazirlama) rejim: Yüksek doz kemoterapi veya total vücut isinlamasi ile yapilir.Altta yatan hastaligin tipine göre degisiklik gösterir. Talasemili hastalar için genellikle busulfan + siklofosfamidkullanilir.Bu tedavinin üç amaci vardir:
Kemik iliginde bosluk açma,
Immünosüpresyon,
Hastaligin eredikasyonu.

Hazirlama rejiminde kullanilan tedavilerin gastrointestinal,renal,hepatik, pulmonel ve kardiak sistemler üzerine yüksek toksik etkileri vardir.

• GVH proflaksisi: Donör lenfositlerinin neden olabilecegi graft versus host hastaligina önlem olarak siklosporin A ve methotraxate kullanilmaktadir.

PERIFERIK KÖK HÜCRE TRANSPLANTASYONU KOMPLIKASYONLARI
1. KÖK HÜCRE TOPLANMASI ASAMASINDA
Trombositopeni,
Anemi,
• Lökopeni,
Hipokalsemi
Mobilizasyon rejimlerinin komplikasyonlari.

2. CONDITIONING – YÜKSEK DOZ HAZIRLAMA KEMOTERAPISI ASAMASIMDA
Nötropenik sepsis,
Trombositopenik kanamalar,
Hepatik veno-oklusive hastalik,
Intertisiyel pnömoni,
• Geç engrafman,
Greft basarisizligi,
SSS toksisitesi

3. KÖK HÜCRE INFÜZYONU ASAMASINDA
• Ateş,titreme
Tasikardi,
• Bulantı,kusma

Gebelik belirtileri nelerdir ? Bir kadın hangi durumlarda gebelikten şüphelenmelidir

Gebeliğin ilk ve en önemli belirtisi beklenen adet kanmasının gecikmesidir. Aksi kanıtlanıncaya kadar, her adet gecikmesinde, önce gebelikten şüphelenilmelidir.­­

Diğer belirtileri arasında
-Baş dönmesi,
-Halsizlik, yorgunluk hissi
-Ara sıra gözlerde kararma hissi,
-Mide bulantısı, kusma
-Halk arasında aşerme olarak adlandırı­lan bazı gıdalara karşı aşırı istek, bazı gı­dalardan tiksinme gibi iştah değişiklikleri,
-Ağızda metalik tat
-Duygusallaşma
-Sık idrara çıkma
-Vajina akıntısında artış
-Göğüslerde gerginlik ve hassasiyet artışı sayılabilir.
­

Bu belirtilerin çoğu gebelikte salgılanan hormonların etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Bu belirtilerin şiddeti, ortaya çıkış zamanı kişiden kişiye değişir.

Bazı kadınlarda erkenden ortaya çıkıp gebeyi rahatsız edecek şiddette olabilirken, bazı kadınlarda daha geç başlayıp hafif şiddette olabilirler.­

Ayrıca her gebede bu belirtilerin hepsi bir arada görülmesi şart değildir. Bazı gebelerde sadece bir-iki belirti ortaya çıkabilir.­­

İlk üç ayda sıklıkla karşılaşılan sorun­lar nelerdir

Bulantı ve günde bir-iki kez kusma, hal­sizlik, uykuya meylin artması, baş dönme­leri, rahmin büyümesinden kaynaklanan hafif, arada sırada gelen kasık sancıları gi­bi rahatsızlıklar gebenin günlük yaşamın­da bazı zorluklara neden olabilirler, fakat bunlar, normal gebelik belirtileri olarak kabul edilirler. Hekimlerin bu gibi du­rumlarda vereceği bazı basit tavsiyelerle bu konulardaki rahatsızlıklar hafifletilebi­lir.
Bununla birlikte günde 3 kereden faz­la ve inatçı kusmalar, gebe ve bebeği için tehlike oluşturabileceğinden böyle durumlarda bazı tedavi yöntemlerine başvurulması gerekir..

Bundan başka gebelikle ilgili kanamalar, belirgin ve sürekli kasık sancıları, düşük tehdidi veya dış gebelikle gibi erken ge­belik sorunlarına da dikkat edilmelidir.

Gebelik bulantı ve kusmalarında teda­vi nasıl uygulanır, gebenin ve ailesinin nasıl davranması gerekir

Gebelik bulantıları hafif ve orta şiddetli ise, gebe günde bir-iki kez kusma ihtiyacı duyuyor ise, herhangi bir ilaç tedavisine gerek yoktur.

Sık sık ve kuru gıdalarla beslenme bu­lantıları hafifletir.
Sabah yataktan kalkarken yavaşça kalk­mak, henüz yatakta otururken kraker veya leblebi gibi kuru bir gıda yedikten sonra ayağa kalkmak, sabah bulantılarını azaltır.

Bulantılar çok şiddetli ve kusmalar günde 3 kereden fazla ise, önce gebenin genel olarak vücut muayenesi ile su kaybından dolayı kuruluk belirtileri ve idrar tahlili ile de vücudun ne kadar şeker kaybettiğine bakılır. Bu şekilde durumun ne kadar cid­di olduğu anlaşılmaya çalışılır.

Durumun ciddiyetine göre ya ayakta bazı bulantı ve kusmayı önleyen ilaç tedavileri veya daha ileri durumlarda hastanede ya­tırarak serumla tedavi uygulanır.

Bu dönemde gebelerin çeşitli kokulara karşı hassasiyetleri artar ve bu kokular bulantıları­nı arttırır. Gebelerin bulantılarını arttıracak ortamlardan uzak durmaları sağlanmalı­dır. Özellikle mutfaktaki kokulardan bir çok gebenin çok rahatsız olduğu görül­mektedir. Bu yüzden ilk üç ay geçene ka­dar, yemek pişirme işini, ya başka biri üst­lenmeli ya da mümkünse gebeler olabildi­ğince bu dönemi annelerinin evinde, an­nelerinin desteği ile geçirirlerse, bu rahat­sızlıkları çok hafifler.

Gebelik ile ilgili genel bilgiler - 1

Gebelikte burun kanamaları neden olur ?
Gebelikte burun kanamaları burun da­marlarının duvarlarının incelmesine bağlı ortaya çıkabilir. İlerleyen gebelik ayların­da ise, ani tansiyon yükselmesinin bir be­lirtisi olabilir. Bu yüzden gebelikte bu­run kanaması ile karşılaşıldığında ilk fVajjua önce gebe­nin tansi­yonu öl­çülmelidir. Tansiyon normal ise bir Kulak-Burun-Boğaz Uzmanından yardım alın­malıdır.

Gebeliğin başlarında ara sıra hissedilen hafif kasık sancıları, ne manaya gelir ?
Bu sancılar, rahimin büyümesine bağlı sancılardır. Arada sırada, gelip geçici ka­rakterdedir. Fakat bazen düşük tehdidin­de, başlangıçta bu tür ağrılar oluşabilir. Bunun ayrımı için, mutlaka gebeler he­kimleri ile görüşmelidir.

İlk üç ayda görülen vajinadan kan gel­mesinin sebepleri nelerdir ?
Gebeliğin ilk üç ayında düşük tehdidi, dış gebelik, anne rahminde bebek ölümü, mol gebe­liği (halk arasında üzüm gebeliği de denilen anormal bir gebelik şekli) nedeni ile vajinadan kan gelebilir.
Ayrıca gebeliğin en başlarında, ceninin rahme yuvalanma aşamasında da lekeler şeklinde kanama gelir. Bu tür kanamalara hak arasında “üste görme” denir.

İlk üç ayda doktora hemen başvurul­masını gerektiren acil durumlar neler­dir ?
-Kasık sancısı
-Hazneden (vajinadan) gelen kanama
-Günde 3 kereden fazla kusma
-İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma
-Ateşli hastalık
-Hazneden (vajinadan) iltihaplı akıntı gelmesi .

Acele Etmeden Kilo Verin

Acele Etmeden Kilo VerinAcele Etmeden Kilo Verin

Diyet yaparken asla öğün atlamayın, diyetinizi sağlık sorunlarınız varsa buna göre düzenleyin ve en önemlisi kilo vermek için acele etmeyin…

Sişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunu olarak kabul ediliyor.

Hisar Intercontinental Hospital’den Diyetisyen Canan Özal Kuzum, ”Şişmanlık, aşırı beslenme, yetersiz aktivite, kalıtım, psikolojik sorunlar, doğum sayısı, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi pek çok değişik faktöre bağlı ortaya çıkabilir. Şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ciddi bir hastalıktır. Sağlıksız diyetler, baş ağrısı, kosantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, safra ve böbrek taşı, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kuru cilt, saç dökülmesi gibi sorunlara yol açar” diyor.

Diyetiniz size özel mi?
- Bireyin kilo vermeden önce kaç kilo vereceğini ve bu kiloyu ne kadar sürede verebileceğinin belirlenmesi gerekir. Kişi hiçbir zaman kısa sürede kilo kaybetmeyi planlamamalıdır. Vücudun kilo kaybı, haftada yarım veya bir kiloyu geçmemelidir.

- Kişilerin uygulayacağı standart bir diyet yoktur, her diyet kişiye özel uygulanmalıdır. Verilecek diyet kişinin beslenme alışkanlıklarına, yaşına, cinsiyetine, iş koşullarına, bazal metabolizma hızına ve sağlık problemlerine (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet) göre hazırlanmalıdır. Herkesin aynı diyeti yapması söz konusu olamaz. Her bireyin kişisel özellikleri farklı olacağından diyete verdiği cevap da farklı olacaktır.

Diyette öğünler azar azar ve sık tüketilecek şekilde düzenlenmeli ve öğün atlanılmamalıdır. Genelde diyet yapan bireylerin tüm gün aç kalıp metabolizmalarını zayıflattığı görülüyor.

- Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir veya atlanır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece diyet yapan kişide açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık hissinin önüne geçilmesini sağlamaktır. Bu nedenle ara öğünlere gereken önem verilmelidir.

Sıvıları ihmal etmeyin
- Diyet içinde her besin grubunda bulunan besinler dengeli bir şekilde dağıtılmak koşulu ile tüketilmeldir.

- Diyet sırasında en az 2-2,5 litre su içilmelidir.

- Meyve ve sebzelere diyette çok fazla önem verilmelidir. Bu besinler vitamin ve mineral açısından oldukça zengindir ve aynı zamanda posa içeriği yüksek besinlerdir. Posa içeriği yüksek besinler kabızlık probleminin tedavisine de yardımcı olur.

- Yapılan en büyük hatalardan biri de zayıflama dönemi bittikten sonraki dönemdir. Genelde kilonun korunması gereken bu dönemde, diyete başlamadan önceki, şişmanlanmaya neden olan kötü beslenme alışkanlıklarına geri dönüş yapılır. Burada yapılması gereken, sağlıklı beslenme alışkanlığının bir yaşam tarzı haline getirilmesidir.

Acele Etmeden Kilo Verin,Acele, Acele Etmeden Kilo Verin, diyet, Etmeden, kilo, kilo verme, sağlıklı kilo verme, Verin,kilo verme,diyet,zayıflama
guzelbayan.bloggum.com'daki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır, doktor uyarısı ya da önerisi yerine geçmez.