Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

guzellik,cilt bakımı,diyet,zayıflama,kilo verme,moda

guzellik,cilt bakımı,diyet,zayıflama,kilo verme,moda,2009 moda,2009 kış modası,2009 moda trendleri

Ana sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki| sonraki >
16 tane "kilo" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"kilo" tagli diger ogeler resimler, videolar

kilo verirken zorluk çekme

Yeni yapılan bir çalışmaya göre, diyet uygulamak vücutta yağ hücrelerinin sayısını değiştirmiyor. Yağ hücreleri çocuklukta artıyor, yetişkinlikte kaybolmuyor.

İsveç Karolinska Enstitüsü?nden bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre, yağ hücreleri sayısı ergenlik çağında belirleniyor. Bu dönemden sonra kişi obez olsa bile yağ hücrelerinin sayısı artmıyor ya da azalmıyor.

Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırma sırasında, diyetle çok sayıda kilo veren kişilerde yağ hücreleri sayısında değişiklik saptanmadı.

Araştırma çerçevesinde, farklı yaşlarda yüzlerce çocuk, ergen ve yetişkin üzerinde inceleme yapıldığı, yağ hücreleri sayısının çocuklukta artarken yetişkinlikte değişmediği görüldü.

Doktor Kirsty Spalding, bu araştırmanın kilo vermek için diyet uygulayanlara kötü bir haber olduğunu belirterek, ?Bu, kilo vermenin ve verilen kiloyu korumanın neden bu kadar zor olduğunu açıklıyor. Söz konusu yağ hücreleri hiçbir yere gitmiyor ve daha fazlasını istiyor? diye konuştu............

Aşırı Zayıflamanın Zararları

Aşırı Zayıflamanın Zararları

BEYİN
Karbonhidrat diyeti beynin fonksiyonlarını düzenleyen özellikle hafıza kapasitesini artıran serotonin maddesini etkiler. Hafıza kaybı ve çeşitli beyin bozuklukları başlar. Zeka kaybı başlar ve beynini hızlı ve doğru karar verme fonksiyonu bozulur.

KALP
Kısa sürede kilo vermek kalp hastalıklarına yol açar. Tansiyon yükselir ve kalp hastalıkları başlar. Süratli kilo kaybı sırasında yağ kaybıyla birlikte kaslarda zayıflar. Diyet kesildiğinde mide ve karın bölgesi süratle yağ toplar. Şok diyetlerden sonra alınan kiloları kaybetmek çok zordur.

ADALELER
Protein eksikliği adale zayıflığına yol açar. Özellikle sabahları kahvaltıyı kesmek adaleleri etkiler.

CİLT
Şok diyet B vitamini öncelikli olmak üzere tüm vitaminlerin ve minerallerin kaybolmasına yol açar. Cilt kurur ve dökülür.

KAN
Kanda demir azalması nedeniyle çeşitli kan hastalıkları başlar. Anemi ve hemoglobin bozuklukları görülür. Çabuk yorulma, kırgınlık, halsizlik görülür.

SAFRA KESESİ
Diyet safra kesesi faaliyetini etkiler. Çalışmayan safra kesesi taş üretmeye başlar.

KEMİK
Süt, yoğurt ve peynirin az tüketilmesinden dolayı ortaya çıkan kalsiyum eksikliği kemik erimesine yol açar Kemiklerin kırılması kolaylaşır, kırıkların iyileşme süresi ise uzar.

ENERJİ
Metabolizma bozuklukları lahana diyeti, greyfurt diyeti gibi sebze meyve diyeti sonucu ortaya çıkar.Sadece meyve ve sebze ile beslenenlerde (et ve balık yemeyenlerde) metabolizma bozuklukları ortaya çıkar, tüketilen her türlü besin kilo yapar

 

Kilo Almamanın Kuralları

Kilo Almamanın Kuralları

Dünya Sağlık Örgütü’nün, yüzyılın ”patlama derecesinde hızla yayılan ve tedavi edilmesi zorunlu bir hastalık” olarak benimsediği şişmanlığı önlemek amacıyla, yemek yeme, alışveriş, aktivite ve yemek pişirmeyle ilgili bazı davranış değişiklikleri önerildi

Ege Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ın önderliğinde Ege Obez Hasta Derneği tarafından, sağlıklı beslenmenin altın kuralları bir kitapta toplandı.
Beslenmenin, karın doyurmak veya istenilen şeyleri yemek değil, insanın sağlıklı olarak yaşayabilmesi için gerekli öğeleri vücuduna alması şeklinde tanımlandığı kitapta, özetle şu davranış biçimleri önerildi:
”Güne erken başlayın, 7-8 saatten fazla uyumayın, uyandıktan sonra yatakta kalmayın. Asansör yerine merdiven kullanın, hızlı tempoyla yürümeye çalışın. Haftanın 4-5 günü egzersiz yapın, pasif yerine aktif jimnastiği tercih edin.
Aktif ve hareketli kişilerle birlikte olmaya özen gösterin. Hafta sonları için aktif planlar yapın. Ayakta durmaya ve yürümeye daha fazla zaman ayırın. Bir şey getirip götürmek için çocuklarınızı kullanmayın. Her gün yarım saat daha az TV seyredin.”

”YEMEĞE KÜÇÜK, SALATAYA BÜYÜK TABAK”

Yemek yemeyle ilgili değiştirilmesi istenen davranış biçimleri sıralanırken da az ve sık yenilmesi, öğün atlanmaması önerildi. Acıkma duygusunun bastırılması için salatalık, domates, marul gibi düşük kalorili yiyeceklerin tercih edilmesi, her gün sebze ve meyve yemeye dikkat edilmesi, yemekler için küçük, yağsız salatalar için ise büyük tabak kullanılması da öneriler arasında yer aldı.
Öğünlerde gazete-kitap okuma, TV seyretme gibi aktivitelerin yapılmaması gerektiği belirtilen kitapta, bol su içilmesi, açık büfelerden kaçınılması istendi, ”Mutfağa fazla zaman ayırmayın, işiniz bitince oradan çıkın” tavsiyesinde bulunuldu.
Özellikle kadınları ilgilendiren alışverişle ilgili önerilerinde ise ”Çarşıya, yemekten sonra, tok karnına çıkın, alışveriş listenizden fazlasını almayın, hazır yiyecekleri satın almayın, yanınızda fazla para bulundurmayın, yeme isteği uyandıran TV programları ve reklamları izlemeyin” denildi.
Ayrıca etli-kıymalı yemeklere yağ konulmaması, kızartma-kavurma ve sostan kaçınılması ve evde tatlı yapılmaması önerileri de şişmanlamayı önleyici davranış değişiklikleri olarak sıralandı.

 

Kilo Kontrolünün Esasları

Kilo Kontrolünün Esasları

1. Adım: Kilonuzun sorumluluğunu üstlenin
2. Adım: Hedefler belirleyin
3. Adım: Sağlıklı beslenin
4. Adım: Fiziksel aktivitenizi artırın
5. Adım: Programınızı iyi ayarlayın
6. Adım: Uzun vadede kilo verme

Zayıflamak sadece kilo vermek değil, aynı zamanda kontrolü ele almaktır.
Kilonuzun kontrolünü elinize almak için adım adım ilerlemelisiniz:

1. Adım: Kilonuzun sorumluluğunu üstlenin
“Aşırı kilolu değilim. Sadece biraz topluyum.”
Pek çok kişi kilo sorunu olduğunu inkar eder ya da kilosunun sağlığını ne şekilde etkilediğini anlamaz. Kilo verme işlemi, doktorunuzun, kilonuzu artıran olası bir hastalığı saptamak ya da sağlık riskinizi artıran, başarı şansınızı azaltan tıbbi ya da psikolojik durumları ortaya çıkarmak amacıyla yaptığı bir muayene ile başlar.
Fizik muayenede araştırılması gerekenler:
Kilo ve boy

Yağ dağılımı (Bel / kalça oranı, bel çevresi)
Soygeçmiş
Kilo alma öykünüz
Hipertansiyon, diyabet ve hiperlipidemi taraması
Sindirim sorunları
Solunum sorunları
Eklem ağrıları
Kilo verme deneyimleri
Kan testleri
Sigara kullanımı
İlaç kullanımı

Doktorunuz kilonuzu ve sağlık durumunuzu saptamak için boyunuzun kilonuza oranını veren Vücut Kitle İndeksinizden (BMI) yararlanabilir. Vücut Kitle İndeksinizi ana sayfamızdaki hesaplayıcılar bölümünde bulunan otomatik BMI hesaplayıcısı ile öğrenebilirsiniz.

Yağlar nerede depolanır?
Vücudunuzdaki toplam yağ miktarı önemli olmakla birlikte, nerede depolandığını bilmek daha önemlidir. Karın bölgesinde depolanan yağ uyluklarda ya da vücudun diğer bölgelerinde biriken yağa göre daha fazla sağlık sorununa yol açar. Sağlık riskinin basit ancak yeterli bir göstergesi, leğen kemiğinin en üst kısmı ile son kaburga arasındaki en dar noktanın ölçüldüğü bel çevresidir.

Bel çevresi ile ilişkili sağlık riskleri

Artmış risk Yüksek risk
Erkek > 94 cm > 102 cm
Kadın > 80 cm > 88 cm

Duygusal faktörlerin rolü büyüktür.
Kilo verme süreci, vücudunuz ile davranış biçiminiz arasındaki karmaşık ilişkilere dayanmaktadır. Aşağıda tanımlanan durumlardan herhangi biri kilo almanıza yol açabilir ve başarı şansınızı düşürür:
Depresyon
Anksiyete
Bulimiya gibi yeme bozuklukları
Evde, işte ya da ilişkilerde sorunlar
Öfke hissi
Yaşam biçimini değiştirmeme isteği

Bu fiziksel ve duygusal faktörler ortaya konduktan sonra bir sonraki adıma geçmek için hazırsınız demektir.

2. Adım. Hedefler belirleyin.

“Kilo verirsem tüm sorunlarım çözülecek.”
Gerçekçi olun. Herkesin, sağlık durumunu düzeltmek, belli bedende elbise giymek, enerjisini artırmak ya da sadece görünümünü düzeltmek gibi nedenlere dayanan kilo verme amaçları vardır. Nedeniniz ne olursa olsun, gerek vermek istediğiniz kilo, gerekse bunun için düşündüğünüz süre gibi hedeflerinizin gerçekçi olması önemlidir. Bu kararı doktorunuzla birlikte vermelisiniz.
Damlaya damlaya göl olur. Klinik araştırmalar kısa bir süre içinde fazla kilo vermenin sağlıksız olduğunu ve verilen kiloların geri alındığını göstermektedir. Bu nedenle, amacınız 6-8 aylık bir zaman dilimi içinde kilonuzun %5 ila 10′unu vermek olmalıdır. Bu, haftada 250-500 g anlamına gelir. Fazla gibi görülmese de, klinik çalışmalar %5 oranında bile kilo vermenin diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığı riskini ve bu hastalıkların şiddetini belirgin bir şekilde azalttığını göstermektedir.
Kilo kaybının, eklem ve kas ağrılarını azaltmak, daha rahat nefes almayı ve uyumayı sağlamak, daha fazla enerji vermek ve hastanın kendini daha iyi hissetmesini sağlamak gibi erken dönem etkileri vardır. En önemlisi, kilo yavaş yavaş verildiğinde kayıp depolanmış yağdan olur. Bu da, verdiğiniz kiloları geri alma olasılığınızı azaltır.
Esnek olun. Hedeflerinizi değiştirmekten korkmayın. Hedefinize ulaşmak küçük başarılarla mümkündür. Her başarı, çıtanızı yükseltmenize ve en sonunda asıl amacınız olan sağlıklı kiloya ulaşmanıza zemin hazırlar.
Kilo kaybından daha fazlası. Kilo kontrolü amaçları arasında şunlar vardır:
Kilo almanın önlenmesi
Kilo verdikten sonra yeniden kilo almanın önlenmesi
Besinlerle alınan yağın azaltılması
Daha dengeli beslenme
Kan basıncını düşürme
Diyabet tedavisinde kullanılan ilaç gereksinimini azaltma
Fiziksel aktiviteyi artırma
Kontrol hissine sahip olma

Amaçlarınız nelerdir?
Hedeflerinizi belirledikten sonra bunlara ne kadar süre içinde ulaşmayı düşündüğünüzü planlayın ve doktorunuza yapılabilirliğini danışın.

3. Adım. Sağlıklı beslenin
“Yemek yemeyi seviyorum. Hayatımın geri kalan kısmında diyet yapmak istemiyorum.”
Diyet yapmayı kesin.
Dikkate alınması gereken üç nokta olduğu söylenebilir:
1. Daha az yağ yiyin. Yağı azaltmak kaloriyi azaltır.
2. Her gün aldığınız kalori miktarını azar azar azaltın. Küçük ve kabul edilebilir değişiklikler yaşamınızı kolaylaştıracaktır.
3. Her gün dengeli üç öğün yemek yiyin. Az sayıda, ancak miktar olarak fazla yemek kilo almanıza yol açarken öğün atlamak kilo kaybınızı azaltır. Sık sık hafif bir şeyler yemek kilo vermeyi başlatır. Bu istisnasız herkes için geçerlidir.

Gıdalarda bulunan “gizli yağı” görmeyi öğrenin
Dondurulmuş paket gıdalar gizli yağ bakımından zengin kaynaklardır. Paket etiketlerini okumayı ve değerlendirmeyi öğrenin, 100 gramında 3 gramdan fazla yağ bulunan yiyeceklerden kaçının. Son olarak, “yağ oranı düşük” ya da “light” gibi ekleri olan gıdalarda umduğunuzdan daha fazla yağ bulunabileceğini aklınızdan çıkarmayın.
Yağ ve kaloriyi azaltmak için ipuçları:
Alışverişi akıllı yapın
Açken alışveriş yapmayın.
Bir liste hazırlayın ve listenizde olmayan yiyecekleri almayın.
Listenizde bol miktarda sebze, meyve ve tahıl bulunmasına özen gösterin.
Paket etiketlerini okumayı öğrenin ve 1 gram yağın 9 Kcal eşdeğeri olduğunu unutmayın. Aldığınız gıdalardaki yağdan gelen kalori miktarının toplam kalorinin 1/3′ünden az olmasına dikkat edin.
Yağ oranı düşük alternatifler bulmaya çalışın.
Önceden hazırlanmış gıdalar genellikle yağ ve kalori açısından zengindir, bunlardan kaçının.
Yağ oranı yüksek bazı gıdalardan ne kadar yediğinizi kontrol edemiyorsanız hiç yemeyin.

Yemeği akıllı pişirin
Yemeklerde yağ kullanmayın, yapışmayan tencereleri tercih edin.
Kızartmalardan uzak durun, yerine fırın ya da ızgarayı tercih edin.
Etin yağlı kısımlarını ve tavuğun derisini pişirmeden önce ayırın.
Yemeklere sos gibi şeyler eklemeyin, basit bir şekilde hazırlayın.
Gereğinden fazla yemek hazırlamayın.
Akıllı yiyin Yemeği hiçbir zaman ayakta ya da televizyon karşısında yemeyin. Her zaman masada oturarak yiyin.
Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için.
Yemeğe yağdan fakir bir çorba ve/veya salata ile başlayın.
Ekmek ve tereyağını masadan kaldırın.
Porsiyonlarınızın miktarını ayarlayın. Tabakları masada değil mutfakta hazırlayın.
Sebze yemekleri ve salata dışında ikinci bir porsiyon almayın.
Yavaş yavaş yiyin, yemeklere saldırmayın.
Yemeklerden sonra masayı toplayın, bu gelip geçerken bir şeyler atıştırmanızı önler.
Doyduğunuzu hissettiğinizde yemeyi kesin.
Tabağınızdakileri tamamen bitirmek zorunda değilsiniz.

4. Adım. Fiziksel aktivitenizi artırın
“Egzersiz yapmak için hiç zamanım yok. Zaten çok yorgunum.”
Başarılı bir kilo verme programı için vazgeçilmez iki unsur, alınan kalorinin azaltılması ve yakılan kalorinin artırılmasıdır. Yakılan kaloriyi artırmanın tek yolu fiziksel aktiviteyi artırmaktan geçer. Bu sayede vücudunuz “yağ depolayıcı” özelliklerini bırakarak “yağ yakıcıya” dönüşür. Fiziksel aktivitenizi artırmak bir sağlık kulübüne üye olmak ya da her gün kilometrelerce koşmak değildir. Sadece aktif olmayı düşünün ve basit şeyler yapın. Şunları deneyebilirsiniz:
1. Günde üç kez, en azından 10 dakika olacak şekilde sandalyenizden kalkın, ayakta durun, ya da sadece hareket edin. Mümkün olduğunca merdivenleri kullanın.
2. Günde bir kez 30 dakikanızı fiziksel aktiviteye ayırın. Bu, öğle arasında yapılan bir yürüyüş, bahçe işleri ya da yapmaktan zevk aldığınız herhangi bir uğraşı olabilir.
Bu önerileri bir süre aksatmadan yaptığınızda kendinizi daha enerjik hissedeceksiniz. Çok az miktarda bile olsa kilo verdiğinizi farkettiğinizde aktif olmak için daha çok çaba harcayacaksınız. Zaman içinde tek başınıza, eşinizle, arkadaşlarınızla ya da köpeğinizle yapabileceğiniz daha farklı aktivitelere başlamaktan çekinmeyin. Önemli olan yaptığınız aktivitelerden zevk almanızdır.

Egzersiz sadece kilo vermek demek değildir

Egzersizin sadece kilo vermekten daha fazlası olduğunu unutmayın. Egzersiz bir süre için yaptığınız ve sonra bırakarak eski inaktif günlerinize döndüğünüz birşey değildir.

Daha yararlı olması için değişik aktiviteleri aynı anda yapın
Aerobik egzersizler yağ yakmak için idealdir. Yürüyüş, hafif koşu, dans, bisiklet, kürek çekme bu tür egzersizlere örnek olarak verilebilir. Aerobik egzersizlerde daha fazla kalori yakan, daha çok kan ve oksijen kullanan majör kaslardan yararlanılır, bu da kalp ve akciğerlerin aktivitesini ve dayanıklılığını artırır.

Ağırlık kaldırma, jimnastik aletleri ile çalışma gibi direnç egzersizleri kas dokunun gelişmesini sağladıklarından son derece önemlidirler. Kas miktarınız arttıkça yakacağınız kalori miktarının da artacağını unutmayın.

Düzenli fiziksel aktivitenin bazı yararları
Kilo vermeyi sağlar
İnilen kilonun korunmasını sağlar
Daha fazla enerji verir
Kan basıncını düşürür
Kalbi güçlendirir
Kemik yoğunluğunu düzenler
Daha iyi uyumayı sağlar
Daha iyi görünmeyi sağlar
Daha iyi iş yapmayı sağlar
İnsanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlar

5. Adım: Programınızı iyi ayarlayın
“Neden kilo veremediğimi bir türlü anlamıyorum, gün boyunca neredeyse hiçbir şey yemiyorum.”
Kilo verme programı uygularken günlük tutmaya başlayın ve düzenli olarak not alın. Bu günlük, ilerlemenizi görmeniz açısından size, yemek yeme özelliklerinizi ve fiziksel aktivitenizi izlemesi açısından doktorunuza yardımcı olacaktır.
Başarılı bir kilo verme programının belirtileri şunlardır:
Elbiselerin üzerinize oturma biçimi
Kilo kaybı
Yeniden kilo almama
Görünümünüz
Kilo verme ile ilgili olumlu duygularınız
Kan basıncı, kan glikoz düzeyi, uyuma bozuklukları, nefes alma, yorgunluk, eklem ve kas ağrıları, infertilite gibi sağlık göstergelerinde düzelme
Hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi gibi obeziteye bağlı hastalıklar için gerekli olan ilaç tedavisi ihtiyacında azalma

Doktorunuz ya da diyetisyeniniz ile olan bağlantınızı sürdürmeniz sağlığınız açısından yararlıdır. Bazı insanlar programı uygulayabilmek ve motivasyonlarının sürekliliğini sağlamak için desteğe ihtiyaç duyarlar. Doktorunuzun size yeterli desteği veremediğini düşünüyorsanız bir gruba bağlanmanız ya da danışabileceğiniz başka kimseler bulmanız doğru olur.
Kilo verme programınızı sürdürmenize yardımcı olacak bazı ipuçları
Sık rastlanan sorunlar
Çözüm

Porsiyon büyüklüğünü kontrol edin. Düşündüğünüzden daha fazla yiyor ve daha fazla kalori alıyor olabilirsiniz. Doğru porsiyon büyüklüğünü belirlemek için yediğiniz yemek miktarını ölçün.
Gizli yağ: Bazı yiyeceklerdeki yağ miktarını öğrendiğinizde şaşırabilirsiniz. Yiyecek etiketlerini okuyun.
Yetersiz fiziksel aktivite: Egzersiz ne şekilde olursa olsun programınızın vazgeçilmez bir parçası olmalıdır. Daha aktif olun. Bir aktivite planı hazırlayın ve uygulayın. Tüm aktivitelerinizi kaydedin.
Yetersiz sıvı: Yeteri kadar sıvı almalısınız. Günde en az 8-12 bardak su için.
Çok fazla tuz: Tuz vücudun su tutmasına neden olur. Tuzun kısıtlı olduğu bir beslenme programına uymak zorunda olmasanız bile yemeklerinizdeki tuz miktarını azaltın.
İlaçlar: Aspirin ve türevi ilaçlar, hormonlar ve bazı antibiyotikler vücudun sıvı tutmasına yol açarlar. Doktorunuzla ya da eczacınızla konuşun.
Hormonlar: Kadınların adet dönemlerinde kilo değişiklikleri olması doğaldır. Kafanıza takmayın.

6. adım: Uzun vadede kilo verme
“Kilo vermek çok kolaydır. Zor olan ulaştığınız kiloyu korumaktır.”
Amacınız sadece kilo vermek değil, ulaştığınız kiloyu korumak ve verdiğiniz kiloları geri almamak olmalıdır. Uygulamada en zorlanacağınız kısım burası olacaktır.
Zayıflama programınızı yaşam boyu sürdürmenizi kolaylaştıracak bazı basit öneriler:
Yağ bakımından fakir, sebze, meyve ve hububat bakımından zengin, dengeli bir diyetten oluşan beslenme programı uygulamaya devam edin.

Yemenizi kontrol altında tutmanıza engel olan durumları belirleyin ve bu durumlardan kaçının.
Fiziksel aktivitenizi sürdürün. Hiç kimse ulaştığı kiloyu uygun fiziksel aktivite olmadan koruyamaz.

Doktorunuzla olan düzenli bağlantınızı sürdürün. Bunun muayenehanede olması şart değildir, bir telefon görüşmesi de yeterli olur. Bu, programınızı uzun süre uygulamanızı kolaylaştıran önemli bir faktördür.

Tek başınıza denemeyin. Ailenizden birilerini, arkadaşlarınızı ikna edin ve onların sizin “kilo verme programınızın” bir parçası olmasını sağlayın. Verdikleri destek motivasyonunuzun sürekliliğini sağlayacaktır.

Zaman zaman biraz kilo almanız normaldir, aşırı reaksiyon göstermeyin. Bunu programınızı bırakmak için bir bahane olarak görmeyin. Doktorunuzla görüşün ve konuya açıklık getirin.

 

Kilo Vermede Ana Kurallar

Kilo Vermede Ana Kurallar

 

Enerji besinler vasıtası ile alınır ve bedensel faaliyetler ile de harcanır. Eğer aldığımız enerji miktarı harcadığımızdan fazla ise artık enerji vücutta yağ olarak depolanacaktır. Bu depolama işlemini durdurmanın yolu; ya alınan enerji miktarını harcanan miktara düşürmek (kalori kısıtlaması) ya da harcanan enerji miktarını alınan miktara yükseltmek (egzersiz) olacaktır.
Eğer alınan miktarı ihtiyaç duyulanın da altına düşürürsek vücutta depolanan yağları tekrar enerjiye çevirebiliriz. Burada asıl önemli olan;
Ne kadar azaltacağız?
Gerek bedensel gerekse ruhsal sağlığımızı bozmadan amacımıza nasıl ulaşacağız?

Bu soruların cevabı “yapacağınız diyetin size özel olması” olacaktır. Bunun için de yaş, cinsiyet, boy, kilo ve hareketlilik durumunuza uygun günlük kalori gereksiniminiz belirlenmelidir. Belirlenen kalori miktarı ile protein, karbonhidrat ve yağ dengesi de göz önünde bulundurularak diyet programı hazırlanması doğru olacaktır.

Kilo vermenin en etkili ve doğru yolu vücut yağ depolarının azaltılmasıdır. Bunun yolu da kişiye özel kalori kısıtlaması ve egzersiz programıdır.
Yarı aç kalarak, haftada 4-5 kilo verdiren genel diyetleri uygulayarak verilebilecek olan kilolar, vücut yağ depolarında herhangi bir azalma yapmayacaktır. Böyle bir uygulamada kaybedilen ağırlığın büyük bir kısmı kas kitlesi ve vücut suyu olacaktır. Bu sebeple böyle bir diyeti uygulamayı bıraktığınızda (ki bırakmak zorunda kalırsınız) verdiğiniz kiloların daha fazlasını aynı hızla alırsınız.

Diyet döneminde aşağıdakilerden uzak durmalısınız !
Kızartmalar
Kuruyemişler
Patates cipsi
Çikolata- şekerlemeler
Hazır meyve suları - meşrubatlar
Kremalar
Dondurma
Yağlı kekler
Hazır soslar
Çay kahve gibi içecekler şekersiz ve kremasız tüketilmelidir. Günde iki bardaktan daha fazla soda-limon içilmemelidir.

Yeni kolestrolü tanıyın

Yeni kolestrolü tanıyınYeni kolestrolü tanıyın

Koroner kalp hastalığı riskini artıran, ortadan kaldırabilen bir risk olan homosistein yıllardır bilinmesine karşın çok az tanınmaktadır. Oysa ki yol açtığı hastalıkların sayısı oldukça çok.


Hiperhomosistein'in neden olabileceği hastalıklar ve bozukluklar: Kalp krizi
Felç
Venöz Tromboz
Düşük tehdidi
Prematüre doğum
Çok düşük doğum kilosu
Osteoporoz
Presbiyopia
Alzheimer dan kaynaklana hafıza kaybı
Nöral tüp defekti
Hamilelikte hipertansiyon Kan Homosistein yükseldiğinde zararlı etkiler 2 metabolizma ile meydana gelir: 1. Homosistein yükseldiğinde serbest radikal yapısındaki maddeler damar duvarlarını zedelerken yumuşak doku hücrelerinin gelişimini destekler ki her iki durumda kanallarda daralmaya yol açan lezyonlar olur.
2. Diğer yandan da homosisteinin pıhtılaşma mekanizması üzerinde yaptığı bozucu etki nedeniyle damarda pıhtı oluşumu artar. Bu 2 zararlı etkinin birleşmesi sonucunda damar sertliği gelişme süresi hızlanır ve damar içinde pıhtı oluşma riski yükselir. * Homosistein konsantrasyonundaki her 5 umol/L'lik kademeli artış koroner kalp hastalığı riskini %240 oranında artırmaktadır.
* Yapılan bir çalışmada spor sonrası göğüs ağrısı olan 2 vakada, Birincisinde serum homosistein düzeyi 13,6 umol ve bir koroner damarda kısmi tıkanıklık saptandı. İkincisinde serum homosistein düzeyi 18,2 umol ve 3 majör koroner arterin tıkalı olduğu görüldü. Araştırılan vakaların ise ancak %34,9 unda serum kolesterol düzeyleri yüksek bulunduğu ve serum kolesterol ile tıkalı damar sayısı arasında bir ilişki bulunmadığı görülmüştür. * Kadınlarda serum homosistein düzeyleri19umol/L ve üzerinde olan kadınlarda kronik kalp rahatsızlıkları riskinin serum homosistein düzeyi 9umol/L ve daha az olan kadınlara kıyasla 12.8 kat daha fazla olduğu saptanmıştır.Kan homosistein düzeylerinin kronik kalp rahatsızlıklarında bağımsız bir risk faktörü olarak önem taşıdığı gözlenmiştir. * Sigara içen kişilerde homosistein düzeyleri yüksek olduğundan arter tıkanması riski 4 katına çıkmakta ve hipertansiyon eşik eden vakalarda 2 kata varan artış görünmektedir. Homosistein kimlerde ölçülmeli? � Ailelerinde kroner arter hastalığı olanlarda,
� Yüksek kolesterol, LDL kolesterol , Trigliserid düzeyi yüksek olan kişilerde,
� Koroner arter hastalığı olan kişilerde,
� Sigara ve alkol kullananlarda,
Koroner kalp hastalığına yakalanma olasılığını artırdığı bilinen risk faktörleri: 1. Kontrol edilmesi ve ortadan kaldırılması mümkün olmayan risk faktörleri;
� Aile faktörü,
� Yaş : erkeklerde 45 yaşın üstü, kadınlarda 55 yaşın üstü,
� Cinsiyet:kronik kalp hastalıkları riski erkeklerde kadınlara oranla yüksektir.Kadınlarda menapoz sonrası risk 2 katına çıkar. 2. Kontrol edilmesi ve ortadan kaldırılması mümkün olan risk faktörleri:
� Diyet
� Obezite
� Sigara
� Yüksek tansiyon
� Diabet
� Fiziksel aktivite azlığı


milliyet.com.tr...

İnce görünmenin incelikleri

İnce görünmenin incelikleriİnce görünmenin incelikleri

Bir iki kilonun lafı bile olmaz, ben hilelerimle onları yok ederim� dedirtecek harika önerileri mutlaka uygulamalısınız.

�Amaan bütün kış diyet yaptım, bari tatilde rahatça istediğimi yiyeyim� rehavetine kapılmış olabilirsiniz. Tamam kabul! Ama bir davete gideceğiniz sırada ya en beğendiğiniz kıyafetinizin içine sığamazsanız? Ya da kilolarınızla balık eti kıvamında yaşamaya bünyeniz alışsa da ruh sağlığınızı korumak için aynada kendinizi ince görmek istiyorsanız... Üstelik dergilerde fotoshop mucizesiyle �sıfır beden� kadınlar sinirinize de dokunurken! İnsanın böyle zamanlarda bir yerlerde düğmeye basıp �tıss� diye sönüp bir deri bir kemik kalası geliyor. Ama nerdee! Boşa kürek sallamayalım boş lakırdıyla. Gereksiz hayıflanmalar ve afaki hayaller yerine size cebinizde saklamalık pırlanta gibi önerilerimiz var. Saç şeklinizden kıyafetinizdeki detaylara, bitki çayı kürlerinden makyajınıza kadar küçük hilelerle nasıl daha zayıf görünebileceğinizi derledik bu yazıda. Bu tavsiyelerle emin olun birkaç kilo daha zayıf görüneceksiniz! E hadi abartmamak kaydıyla, çıldırtan dondurmalar, meyveli alkollü kokteyller ve iştah kabartan barbekülerin tadına bakmak için izniniz var. En azından ince görünmenin incelikleriyle içiniz biraz rahat olsun! İşte tepeden tırnağa zayıf görünme formülleri! Saçların kesimine dikkat � Katlı kesilmiş saçlar, yanakları iki taraftan kısmen kapatarak toplu yüzlerin daha ince görünmesini sağlar.
� Perçem şeklinde alına düşen kakül, yüzü boy olarak kısalttığı için daha toplu gözükmesine neden olur. Oysa ki kaküllerinizi iki yandan geriye doğru fönlediğinizde, yüzünüzü enlemesine dar ve ince gösterirsiniz.
� Unutmayın ki saç ne kadar kabarıksa etrafını sardığı yüz o kadar küçük görünecektir. İyisi mi dolgunlaştırıcı şampuanları yazın banyonuzdan eksik etmeyin.
� Saçta değişik renk tonlarının yaratacağı hareket, yüzlerin yuvarlaklığını, yanakların tombulluğunu kamufle edecektir. Tatile çıkmadan önce iyi bir kuaföre uğrayıp, saçınızın açık tonlarından hareketli dokunuşlar kazandırın. DİKKAT! Uzun uzun salınan saçlar havalı görünebilir ama unutmayın ki uzun saç ağır olacağı için kendini sönük bir şekilde aşağı bırakacaktır. Saçınızın hacimli durmasını sağlamak için, özellikle kesimi katsızsa, boynu omuz hizasından daha uzun tutmamalısınız. Makyajla hatlarınızı belirginleştirin � Koyu rengin ince gösterdiği gerçeğinin yüzünüz için de geçerli olduğunu unutmayın ve her şeyden önce teninizi bir şekilde brozlaştırın. Bu sıcak yaz günlerinde pek zor olmasa gerek!
� İnce yüz demek kemikli yüz demektir. Dolayısıyla birkaç makyaj hilesiyle yüzün kemiklerini vurgulamak gerekiyor. Bunun için elmacık kemiklerinin alt kısmına koyu bir fondötenle gölge düşürebilirsiniz. Tam kemiklerin üzerine de açık renk bir allık uygulayıp iyice belirginleşmesini sağlayın.
� Makyaj yapmadan yarım saat önce yüzünüze uygulayacağınız buz kopresi, yüzünüzdeki şişkinlikleri indirmeye yardımcı olacaktır. DİKKAT! Gözün içine çekilen siyah kalem gözleri küçük gösterdiği için yüzün geri kalan kısmını daha da ortaya çıkartır. Gözün etkisini artırmak için gözün içine beyaz renk uygulamalısınız. Duruşunuz 3 kilo fark ettiriyor � Her şeyden önce dik durmayı bedeninize öğretin. Başınızdan bir iple yukarı doğru çekildiğinizi hissedin ve yürüyüşünüze bu duyguyu adapte edin.
� Karnınızı içeri çekip omuzlarınızı geride tutarak yürüyün. İnanın bu yeni yürüyüşün etkisi vereceğiniz üç kiloya bedel. DİKKAT! Fotoğraf çektirirken başınızı yukarı kaldırmak yerine aşağı doğru eğin. Yüzünüzün daha ince çıktığını göreceksiniz. Ayrıca kolları vücudunuza yapıştırarak daha tıknaz resim vereceğinizi unutmayın. Kalçalara etek kamuflajı � Kıyafet seçiminde dikkat etmeniz gereken ilk nokta güvendiğiniz yerinizi ön planda tutmaktır. İnce bacaklarınız varsa mini etek giyebilir, göğüs dekolteniz güzelse derin v yakalı üstler giyip dikkati oraya doğru çekebilirsiniz. Böylelikle kusurlu bölgeleriniz ister istemez göze batmayacaktır.
� Geniş kalçaların gizli silahı eteklerdir. Kalkıp da mini etek giyin demiyoruz elbette ama uzun ya da diz hizasındaki etekler basenlerdeki fazlalıkları belirsizleştirip bilakis J.Lo. havasında seksi bir kalça görüntüsü yaratacaktır.
� Basen problemi olup �yok ben pantolon rahatlığından vazgeçmem� diyorsanız da size uzun boru paça pantolonları tavsiye ediyoruz. Kalçayı sımsıkı saran pantolonlar yerine kalçanın şeklini ele vermeyen boru paçalar sizin için ideal olacaktır.
� İri desenli, beyaz renk, jarse kumaş üst bölgesi kalın olanlar için gerçek birer düşman. Göbekli vücutlar koyu renk ve çok dar ve ince kumaşlı olmayan üstlerle kamufle edilmeli. Ama boyuna çizgili bir elbisenin sizi olduğunuzdandaha ince göstereceğinizden emin olabilirsiniz.
� Yüksek belli pantolonlar göbekli vücutlarda göbeği daha da ortaya çıkartır. Düşük beller zaten göbeği kapatamaz bile. Bu durumda tercih etmeniz gereken ikisinin ortasında bir bel kesimi olacaktır. Bunu da pantolonun ağ dikişinden itibaren karışınızla ölçebilirsiniz. Ağdan belin bittiği yere kadar bir tam karış mesafesi varsa beli uygundur!
� Etek olarak pilili değil kloş ya da dar etekleri seçmelisiniz. Pilili etekler olduğunuzdan kilolu gösterecektir.
� Beliniz kalınsa kemerinizi belin çok az altında biraz da bol bir şekilde tutmanızda yarar var. Bu şekilde göbeğinizi kemerin üstünden ya da altından çıkartmak yerine tam altında gizleyecek şekilde kamufle etmiş olursunuz.
� Dolgu topuklar çok moda olmasına rağmen tıknaz bir görüntüye neden oluyor. İnce topuklu ayakkabılar her zaman daha zarif ve ince bir duruşa sahip olmanızı sağlar. Acil çözüm � Bitkisel çayların bol miktarda tüketilmesi vücutta biriken toksinlerin atılmasını kolaylaştırır. Her gün bitki çayı karışımından en az 4 bardak için. Bitki çayı: Porselen demlik içerisinde 1 tatlı kaşığı adaçayı, 1 çay kaşığı biberiye, 2 adet funda yaprağı, 1 tutam ardıç tohumu, 1 tutam mısır püskülü, mersin yaprağı ve kiraz sapı, 2 poşet yeşil çay, 1 poşet elma çayı, çubuk tarçın, 3 adet kurutulmuş elma kabuğu, 2 adet tane karanfil 10 dakika sıcak suda demleyin. Süzün, 1 dilim limon ekleyip, şekersiz için. Bu tonik dışında; papatya, nane, mate, rezene, ısırgan, ekinezya, melisa, kara hindiba çayları da tercih edilebilir.
� Kafein içeriği yüksek olan kahveler, çay, gazlı içecekleri hiç tüketmeyin.
� Baharatlar stimule edici, canlandırıcı etkileriyle fasting programlarına yardımcıdırlar. Özellikle taze zencefil, kimyon, biberiye muskad, ve kişniş tohumunun güçlü toksin atıcı etkilerinden faydalanılmalıdır.
� Mevsim meyvelerinden aşırı olmamak kaydıyla tüketmeye gayrat edin.
� Bitki suları, probiyotik yoğurt ve sebze çorbalarını sık sık tüketmeyi de ihmal etmemelisiniz... 


milliyet.com...

Akıl Sağlığı Diyeti

Akıl Sağlığı DiyetiAkıl Sağlığı Diyeti

Akıl Sağlığı Dakika Diyeti Hem akıl hem de beden sağlığını koruyan ve fazla kilo aldırmayan beslenmede Somon başrolde� Kilo almadan ruhsal ve bedensel sağlığımızı koruyabilmek için, kalori ve saf nişastalı besinler açısından kontrollü, ama besin kalitesi yüksek bir beslenme tarzı uygulamak mümkün.

Bilim adamlarına göre akıl ve ruh sağlığının merkezi olan beyin, en ufak değişim ve eksiklikten anında etkileniyor. Besin ve mineral değeri düşük, aşırı mayalanmış hamurdan yapılan ekmek, sinir sistemini bozuyor. Buna karşın balık gibi fosforlu gıdalar beyni ışıldatıyor.

Omega-3 yağ asitleri, özellikle beyin, retina ve kalpte yüksek oranlarda bulunuyor. Beynin birçok fonksiyonunda önem taşıyor.

Amerika'da yapılan son araştırmalarda; Omega3, psikiyatrik rejimlerde kullanılmış ve stresse karşı dirençli hale gelen bünyenin ileride oluşabilecek depresyon, intihar eğilimi ve manik depressif dahil bir çok psikolojik rahatsızlığı önlediği belirlenmiş.

Amerikan Kalp Birliği ve Sağlık Enstitüsü, bu yeni araştırmaların sonuçları doğrultusunda, her yetişkinin haftada en az iki kez balık yemesini tavsiye ediyor. Üstelik tavsiye edilen balıklar başta Somon olmak üzere, tümü oldukça yağlı diye bilinen türden. Normal insan için Omega3' ün, günde 1,2 gram alınması yeterli iken, melankolik yada hafif depresyondakilerin ise 4-5 gr mutlaka tüketmesi gerekiyor.

Omega-3�ü almanın en leziz şekli, özellikle somon gibi soğuk denizlerde yetişen yağlı balıklarla zenginleştirilen menüler.

Ancak, her balıkta omega-3 yağ asidi yok, ya da miktarı çok az. Derin ve soğuk denizlerde yaşayan balıklarda daha yüksek. Somon, uskumru, gibi balıklar omega-3 açısından daha zengin. Kültür balıklarında omega-3 seviyesi çok düşük. Bu balıklar mısır gibi besinlerle yetiştirildiklerinden yeterli omega-3 yapamıyor.

Akıl Sağlığı Diyeti

Beslenme uzmanlarına göre; beden sağlığı kadar akıl sağlığını da korumak isteyenler, sabah taze peynir, yumurta, taze meyve suyu veya yulaf ezmesi gibi tahıllar içeren dengeli bir kahvaltı ile güne başlayabilir. Ana öğünlerde balık, yoğurt, bol sebze ve meyve, tam buğday unundan ekmek, bulgur gibi besinler, hem beyin işlevleri için gerekli maddelerini verir, hem de şişmanlık ve kalp damar hastalıklarından korur. Yemek aralarında meyve veya bir miktar fındık, badem gibi yiyecekleri tüketmekte yerinde bir alışkanlıktır. Akşam yemeklerinde ise özellikle �omega 3� yağ asitleri açısından zengin, somon gibi yağlı bir balık yanında, yoğurt, salata ve meyve, tercih edilmelidir.

SOMONUN ÖYKÜSÜ: Yüksek dağlarda kaynayan ırmakların yataklarına bırakılan yumurtalar burada döllendikten sonra, ortak çıkan yavrular gelişene kadar bu soğuk sularda yaşarlar. Daha sonra aşağılara inip denize açılan Somon Balıkları iyice olgunlaştıktan sonra koku duyularını kullanarak doğdukları yere yani ırmak yataklarına doğru bir dönüş yolculuğu yaparlar ve neredeyse zıplayarak suyun akışının tersine, yukarıya doğru çıkarlar. Kendi yaşamlarının başladığı yere yeni yaşamlar verecek yumurtaları bıraktıktan sonra Somon�un yaşam misyonu biter ama yaşam döngüsü devam eder.

Eskimolar yağı ve kolesterolü bol miktarda tüketmekte ancak kalp problemleri yaşamamaktadırlar. Yanıt balıktaki Omega-3�lerdir. Eskimoların kan örneklerini inceleyen araştırmacılar, batılı insan kanında çok düşük seviyede rastlanan bazı maddelerin, eskimoların kanında çok yüksek oranlarda bulunduğunu saptadı. Bu maddeler, Poliınsatureol (çok doymamış) yağların uzun zinciri Omega-3 grubundan olan EPA ve DHA idi. Daha ileri ki çalışmalar her iki maddenin de özellikle Somon ve Ringa gibi yağlı balıklarda bulunduğunu kanıtladı. Araştırmalar ölümlerin %30 oranında azaldığını göstermektedir. Örneğin Japonlar da çok Somon yiyor ve kalp hastalığına az yakalanıyorlar ve daha uzun yaşıyorlar.

TÜRKİYE�DE SOMON

Sağlık açısından vazgeçilmez bir gıda olan somon balığını, ülkemizde son iki yıldır bulmak kolaylaştı. Somon balığını taze ve bütün olarak, dilim olarak, fileto ve fümelenmiş olarak marketlerde veya balıkçılarda bulabilmek mümkün. Bütün olarak satılan somon balıkları 4-5 kg. civarında oluyor.

Somon balığının ülkemizde üretimi yok. Soğuk denizleri seven bu balık için Türkiye�nin denizlerinin ısısı uygun değil. Somon balığı taze olarak Norveç firması Hallvard Leröy�den ithal ediliyor. Dünyaca ünlü ve güvenilir bir firma olduğu bilinen Leröy�ün Türkiye�deki ortağı Alarko.

Alarko Leröy (www.alarko-leroy.com.tr) ortaklığında Norveç somonu tüketici ile buluşuyor. Tanşas, Migros, ChampionSa, CarrefourSa, Gima, Kipa, Makro, Metro, Real, IKEA gibi mağaza, yerel marketler ve şarküterilerde ambalajlı ürünler ve taze somon mevcut. Tüm ürünler toptan tüketim için bütün fileto görüntüsü bozulmadan kiloluk ambalajlarda, tüketiciler içinse daha az gramajlı vakumlu ambalajlar şeklinde satışa sunuluyor. Bütün somon balığı, fileto ve steak (biftek) olarak balıkçılarda da satılıyor.

Ayrıca Alarko-Leröy, İzmit�deki Fabrikası�nda modern ve hijyenik kurallara uygun teknolojilerle, Somon Füme, Somon Pastırma, Somon Loin, Somon Sıcak Füme, Somon Lakerda, Somon Marine, Somon Fileto, Somon Steak gibi ürünleri üretiyor.

Norveç�ten taze olarak ithal edilen balığın taze raf ömrünü uzatmak için üretici firmanın uyguladığı �doğal� koruyucu işleme yöntemleri var ve bunlar hiçbir suni katkı içermiyor.

Balıklar Norveç�ten 0-4C soğutuculu TIR�lara yüklenerek İstanbul�a geliyorlar ve marketlere dağıtılıyor. Alarko Leröy, taze somon balıklarının raf ömrünün 21 gün olduğunu söylüyor, ama genelde marketlerde balıklar üç günde tükenmiş oluyor...

Diyet Yapmadan İncelmek Mümkün

Diyet Yapmadan İncelmek MümkünDiyet Yapmadan İncelmek Mümkün

Dünyada uygulanmaya başladığı anda bölgesel incelme sağlamasıyla ünlenen Lipodissolution tedavisi her türlü kilo verme ve bölgesel incelme çabalarına rağmen bölgesel yağlarında azalma olmayanlara çözüm sunuyor. Yöntem diyete de gerek bırakmıyor.Hemen her kadının başlıca iki sorunu olan selülit ve bölgesel fazlalıkların çaresi 'Lipodissolution'la bulundu. Lipodissolution tedavisini Türkiye'de uygulayan Kardiyovasküler Anestezi Reanimasyon ve Beslenme Uzmanı Dr. İsmail Ağar tedavinin özellikle karın yan bölgeleri, göbek, diz içleri basen yanları ve gıdı bölgelerindeki yağların parçalanmasında etkili olduğunu belirtiyor.

Yağ hücrelerinin iç ve dış ortamı arasında konsantrasyon farkı oluşturarak yağ hücrelerinin parçalanmasını sağlayan Lipodissolution tedavisi kilo vermesine rağmen hala istediği bölgelerde incelme sağlayamayanlar için yeni ve oldukça etkili bir tedavi. C vitamini ve benzeri ilaçların sınırlı ve küçük enjeksiyonlarla sorunlu bölgelere uygulanmasına dayanan işlem sonunda parçalanan yağ hücreleri suya dönüşerek idrar ve ter gibi yollarla vücuttan atılıyor.

Fransa'da 133 kadında denendi

Tedavi ile ilgili olarak Fransa'da yapılan klinik çalışmada; yaşları 18 ile 45 yaş arasında değişen 133 kadın seçildi ve 6 hafta boyunca haftada 1 defa lipodissolution tedavisi uygulandı. Hanımlara herhangi bir diyet uygulanmadan yapılan tedavi sonucunda karın ve basen çevrelerinde ciddi ölçüde incelme saptanırken yapılan ekografik tetkiklerinde bölgesel yağlarında %30 oranında azalma tespit edildi.

Ozon ve Lipodissolution ikilisi müthiş kilo verdiriyor

Kilo probleminde LDS tedavisinin ozon sauna ile kombinasyonu çok etkili sonuç veriyor. Hücrelerin daha iyi oksijenlenmesini sağlayan, her seansta 400 kalori yaktıran ozon sauna uygulamasının bölgesel yağ parçalayıcı Lipodissolution ile kombinasyonu metabolizmayı hızlandırma ve düzenleme etkisine sahip. Dr.İsmail Ağar; bu tedaviyle 40 kiloya kadar veren hastalar olduğunun da altını çiziyor...

Sağlıklı kilo verme

Sağlıklı kilo vermeSağlıklı kilo verme

Hospitalium Haznedar Hastanesi Diyetisyeni Fatma Koçak yiyerek nasıl zayıflanabileceğine ilişkin ipuçları verdi. Koçak'ın önerilerini herkes rahatlıkla uygulayabilir� Sağlıklı bir şekilde kilo nasıl verilir? Günü 6 parçaya bölerek, vücudun ihtiyaç duyduğu kadar besin tüketilmeli, küçük ve masum görünen fakat yağ ve şeker içeriği yüksek; yükte hafif pahada ağır ikramları geri çevirin. Vücudun yağ ve kas dengesini sağlamada doğru beslenmenin yanı sıra fiziksel aktivite de önemlidir. Beraberinde bir egzersiz programına başlamak ve mümkünse bunu hayat boyu bir alışkanlık haline getirmek gerekmektedir. Bu mümkün değil ise, gün boyu hareket halinde olunmalıdır. Gün içerisinde hareketliliği sağlayacak kısa yürüyüşler, merdiven çıkma gibi fırsatları değerlendirin.
Örneğin masanızda sürekli su bulundurmaktansa, arada bir kalkıp mutfağa gidin ve su için. Dikkat edin; eğer bunu yapmaya bile üşeniyor ve başkalarından rica ediyorsanız; hareketsizliğe alışkın olabilirsiniz.
Yiyerek nasıl zayıflanır?
Kişiden kişiye ve yenilen besinlerin içeriğine göre değişmesine rağmen yemek yedikten 3-4 saat sonra kan şekeri düşer ve karnımız acıkır, bir şeyler yeme isteği duyulur. Biz diyetisyenlerin "az miktarda ve sık sık yemek yiyin" önerimizin temelinde bu yatar. Çünkü iş yoğunluğu veya başka meşguliyetler sebebiyle 6-7 saate varan açlıklar sonucunda dayanılmaz bir açlık duygusu ve hızlı yemek yeme bir araya gelir.
Kısa bir süre içinde, o an için vücudun ihtiyacından çok daha fazla besin tüketilir. Metabolik faaliyetler sonucunda alınan kalorinin bir kısmı kullanılır. Ancak fazlası elbette ki, depolanır. Bu durum sık sık tekrarlanırsa, kilo alma kaçınılmazdır. Bu nedenle 2-3
saatte bir besin tüketmek günlük besin alımının frenlenmesine yardımcı olur.
Diyetlerde su tüketimi artırılır bunun nedeni nedir?
Su, yetişkinlerde vücudun toplamda yüzde 55-60'ını oluşturur. Hayati sıvı denilen kanın yüzde 90' ı, kasların yüzde 75' i, kemiklerin yüzde 25' i ve hatta yağlarınenerji için depolandığı dokunun dahi yüzde10 ila 30' u sudan oluşmaktadır. Bu nedenle vücudun ihtiyacı olan besin ve besin öğelerini alırken, yeterli miktarda suyun da alınması gerekir. Kilo verme esnasında metabolik artıkların uzaklaştırılması için, kilo alma esnasında da hücre yapımı için yeterli miktarda su alınması şarttır.
Kısa sürede kilo vermenin zararları nelerdir?
Yapılan araştırmalar, kısa sürede kilo vermek için günlük alınan kalorinin aşırı derecede kısılması sonucunda, yağ kaybının yanı sıra kas kaybının da fazla olduğunu göstermektedir. Vücudun iskelet kasları dışında kalbin de yapısı kastır. Dolayısıyla tüm bu dokuların kas kitlelerinde azalmalar olmaktadır.
Uzun vadede ise, iç organların zarar görmesi mümkündür. Kaldı ki, hayat boyu kalorisi çok fazla kısıtlanmış bir diyete uyulması imkansızdır. Kilo verdikten sonra düşük kalorili diyetler bırakılır ve sofralar tabir yerindeyse donatılır. Egzersizler azaltılır. Verilen kilolar da aynen ve bazen daha fazlasıyla geri alınır. Geriye gözle görülmeyen ve uzun vadede anlaşılacak tahribatlar
kalır...

guzelbayan.bloggum.com'daki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır, doktor uyarısı ya da önerisi yerine geçmez.