| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

guzellik,cilt bakımı,diyet,zayıflama,kilo verme,moda

guzellik,cilt bakımı,diyet,zayıflama,kilo verme,moda,2009 moda,2009 kış modası,2009 moda trendleri

75 "kadın" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"kadın" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Aşırı Kiloya Karşı Kahverengi Yağ

 
kiloYeni doğan bebeklerde fazla miktarda bulunan ve bebeklerin vücut ısılarını düzenlemeye yarayan kahverengi yağlar, gelecekte, yetişkinlerde kalorilerin yakılmasına, şeker hastalığı ve aşırı kiloyla mücadeleye yardımcı olabilir.

Harvard Üniversitesi'nden Dr Ronald Kahn ve ekibinin yaptığı araştırma, yetişkinlerde neredeyse yok olduğu düşünülen kahverengi yağların vücutta halen bulunduğunu ve aktif kaldığını gösterdi.

1972 kişinin katıldığı araştırma sonucunda bilim adamları, kahverengi yağ, kandaki glikoz ve aşırı kilo seviyesinde yaşa göre önemli farklılıklar bulunduğunu gördü. Genç olanların kahverengi yağ oranının daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Araştırmacılar bu yağın kışın, hava soğuk olduğunda, daha aktif olduğunu ve ısı üretmek için kalori yaktığını da vurguladı.

"New England Journal of Medicine" dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atanlardan Dr. Kahn, kahverengi yağın, kanındaki glikoz seviyesi normal olan zayıf yetişkinlerde daha fazla, aşırı kilolularda ise genellikle daha az olduğunu belirtti.

Tomografinin sadece belli büyüklükte ve faaliyetteki kahverengi yağ hücreleri gruplarını saptayabilmesi nedeniyle bu araştırmadaki veriler tahmini. Araştırmacılara göre, kahverengi yağ kadınlarda yüzde 7,5, erkeklerde ise yüzde 3'ün üzerinde.

Şimdi bilim adamları gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle, gelecekte, kahverengi yağ oranı ve işlevini daha iyi saptamayı umuyor. Böylece bu yağın rolü daha iyi anlaşılabilecek ve aşırı kilo ile metabolizma bozukluklarının tedavisinde kullanılma ihtimali araştırılacak.

Kahverengi yağlar, rengi normal yağ dokusundan daha koyu olduğu için bu şekilde adlandırılıyor.

İnsanlar Paslanır mı

 
kadinOksijen soluduğumuzda, oksijenin yüzde 95’i enerji yapımında kullanılır, bu oksijenin yüzde 2-5 kadarı da, yüksek reaksiyon hızına ve yüksek aktiviteye sahip olan bir cins zararlı maddeye dönüşür.

 Dr. Hasan İnsel

Bu zararlı maddelere “serbest radikal” diyoruz.
Örneğin, demir ve çelik paslanır veya kabuğu soyulan elma havayla temas edince sararır. Otomobilinizin metali oksitlendiğinde yani paslandığında havadaki oksijenle reaksiyona girmektedir. Ne yazık ki vücudunuzun molekülleri de oksidasyonun zararlı etkilerine açıktır. Bu da yaşlanma belirtilerine ve pek çok sağlık sorununu tetikleyen serbest radikallerin üretilmesine neden olur. 
İyi haber; “paslanma” oluşumunu aldığınız besinler ya da desteklerle azaltmanın yolu var.
Kötü haber; elinizde doğru bilgiler yoksa, sizin durumunuza ve vücut yapınıza göre hangi besinlere ağırlık vermeniz gerektiğini ya da desteklerin hangisinden ve ne miktarda kullanmanız gerektiğini bilemezsiniz.

Serbest radikaller sınırsız zararlara yol açabilir:
*  Artritte eklemlerin iltihabına katkıda bulunabilir.
* Hücrelerdeki DNA’ya hasar vererek tümöral oluşumları başlatabilir.
* Yaşlanma hızımızı etkiler.
* LDL kolesterolün arter duvarlarına yapışmasına neden olarak kalp hastalığında artışa yol açabilir.
* Katarakt oluşmasına ve göz merceğinin dejenerasyonuna yol açarak körlüğe neden olabilir.
* Beyin hücrelerine hasar vererek parkinson veya alzheimer hastalığı gibi nörolojik bozuklukları teşvik edebilir.
Bunlar, ilk akla gelenler, bu gibi pek çok örnek sayılabilir.

BİR SAVAŞ HALİ
Antioksidanlar serbest radikallere karşı savaşıyor

Vücudumuzda antioksidanlarla serbest radikaller arasında devamlı bir savaş hali vardır. Her gün sayısız savaş kazanılmakta ya da kaybedilmektedir. Bir muharebeyi kaybettiğimizde bu, belki de daha fazla kırışıklıkla, “yaşlılık lekesiyle” veya ağrıyan bir eklemle sonuçlanabilir. Çok sayıda muharebeyi kaybettiği-mizde ise savaş kötü gitmeye başlar ve ciddi hastalıklara açık hale geliriz. Savaşın büyük oranda kaybedilmesi, kanser, kalp - damar hastalıkları, inme, romatoid artrit, katarakt ve alzheimer gibi 80 kadar farklı hastalıkla sonuçlanabilir.

Antioksidanlar savunmada
Bu savaş serbest radikallerle antioksidanlar arasındaki bir savaştır, bu iki madde vücutta doğal olarak bulunur ama “dış yardımla” güçlerini artırırlar. Örneğin besinlerdeki katkı maddeleri ve koruyucu maddelerin yanı sıra sigara dumanı, yanlış ilaçlar, çevre kirliliğine yol açan atıklar, güneş ışığı, radyasyon, duygusal stres ve kötü yağlar serbest radikal ordusunu takviye etmektedir. Sağlıklı beslenmek, sağlıklı yaşamak ve gerektiğinde gerekli desteklerin alınması ise antioksidan ordusunun savunmasını güçlendirmektedir.
Savunma ordusu olan antioksidanlar serbest radikallere bir elektron vererek onları etkisiz kılar. Vücudumuz doğal antioksidanlar üretir, yediğimiz yemeklerle ve gerektiğinde destekler kullanarak da ilave antioksidanlar alırız. Serbest radikalleri etkisizleştiren antioksidanlar yaşlanma hızımızı etkiler, sağlık ile hastalık arasındaki mücadeleyi kazanmamıza yardımcı olabilirler.

 Doktorunuza danışın

Antioksidan ordusuna baktığımızda bu ordunun bileşenlerinin kendi başlarına güçlü olduklarını görmekteyiz ama onlara birlikte çalışma fırsatı verildiğinde hastalığı yenebilmek ve yaşlanmayı yavaşlatabilmek için bir savaş gücüne sahip oluruz. Bu nedenle eğer klasik antioksidanlar olan C, E vitamini, beta karoten ve bunlara ilave edilebilecek Coenzym Q - 10, likopen, lutein, resveratrol, selenyum, glutatyon ve benzerleri gibi çeşitli antioksidan maddeleri vücut yapınıza uygun şekilde bir çeşni yaparak kullanmak istiyorsanız doktorunuza danışın, eczacınızdan bilgi alın.

Tek başınıza yapacağınız seçimler çokluk yeterli olmayacaktır, eksik veya yanlış seçimler nedeniyle fayda görmeden zamanı boş yere harcamış olacaksınız. Bilinçli beslenme konusunda ise doktorunuzun önerileri doğrultusunda diyetisyeninizden size uygun beslenme bilgilerini almanız en doğrusu.

ANTİOKSİDAN VÜCUTTA NE YAPAR?

Serbest radikalleri ve oksidasyonu azaltarak sağlığı korumak çok önemlidir. İşte antioksidanlar bu noktada devreye girer. Serbest radikalleri nötralize eder, yani etkisizleştirirler. 
Antioksidanların başlıca yararlarına bazı örnekler:
* Serbest radikallerin zararlı etkilerin önlenmesi
* Yaşlanma sürecinin yavaşlatılması
* Kanser ve benzeri hastalıkların önlenmesi
* Soğuk algınlığı, virüsler ve enfeksiyonlara   karşı daha güçlü bağışıklıkla korunma sağlaması
* Kalp hastalığı riskini azaltması

Sağlık ve Gençlik İçin 7 Mucizevi Besin

 

kadin-çikolataÇikolata

Panama kıyısında yaşayan Kuna halkının ana karadaki Panamalılardan dokuz kat daha az kalp hastalığı sorunuyla karşı karşıya kaldıkları gözlemlenmiş. Bunun nedeni araştırıldığında Kunalıların kan damarlarını korumaya yardımcı olan flavanols açısından zengin kakao ile yapılan bir içeceği çokça tükettikleri görülmüş. Genç kan damarlarına sahip olmak, yüksek kan basıncı, tip 2 diyabet, böbrek hastalığı ve bunama riskini düşülüyor. Ayrıca kakao çekirdekleri magnezyum, kalsiyum, demir, çinko, bakır, potasyum ve manganez mineralleriyle zengin. Siyah çikolata yüzde 70 oranında antioksidan içeriyor.

Yoğurt

Yoğurt osteoporoz konusunda en büyük koruyuculardan biri. Yapılan bir araştırmaya göre, yoğurdun LDL/ HDL kolesterol oranını iyileştirdiği görülmüş. Ayrıca homosistein seviyesi ile yoğurdun ters orantısının olduğu saptanmıştır. Yoğurt, bağırsak sağlığını düzenlemeye ve yaşa bağlı bağırsak hastalığının tekrar etme asiliğini azaltmaya yardımcı iyi bakteriler' de içermektedir. Bu yüzden yoğurt probiyotik olarak düşünülmektedir. Bu bakterilerin ketimi bağışıklık sistemini desteklemeye, bağırsakları geliştirmeye ve bazı kanser risklerini azaltmaya yardımcı olur. 

Şarap

Makul seviyede alkol almak kalp hastalığı, diyabet ve yaşa bağlı hafıza kaybına karşı koruma sağlar. Farklı türdeki alkollü içeceklerin de bu gibi faydalar sağladığı iddia edilse de uzmanların görüş birliğine vardıkları içecek, kırmızı olmuştur. İçeriğindeki resveratrol adlı madde, kırmızı şarabı sağlık açısından ayrıcalıklı bir yere koyuyor öncelikle. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar da bu enin hücresel yaşlanmayı yavaşlatan genleri harekete geçirdiğini gösteriyor. 

yaban-mersiniYaban Mersini

Yayınlanan (1999 yılına ait) bir çalışmada araştırmacılar, fareleri bir süre yaban mersini özleriyle beslediler. Bu farelerin, normal - yiyeceklerle beslenen farelere göre, denge ve koordinasyon erinde yaşlandıklarında daha iyi performans gösterdiği görüldü, an mersinindeki (ve diğer yumuşak meyvelerdeki) bileşenlerin hafızada ve motor fonksiyonunda yaşa bağlı zararlar ile ilişkilendirilen iltihaplanmayı ve oksidatif hasarı hafiflettiği görülmüş. Yaban mersini, lif ve C vitamini açısından oldukça zengin. Yapılan araştırmalarda antosiyaninler, flavanollar gibi yaban mersininde doğal olarak bulunan bileşenlerin bazı kanser türlerine karşı mücadelede etkili olduğu gözlenmiş. Ayrıca yaban mersini içerisinde bulunan flavonoidlerin damar sertleşmesi riskini azalttığı saptanmış.

Balık

Ağırlıklı olarak balıkla beslenen toplumlarda, et ve sebze ağırlıklı beslenenlere kıyasla ortalama yaşam süresinin daha uzun olduğu, insanların daha çok fiziksel direnç gösterdikleri belirlenmiş. 30 yıl önce araştırmacılar, kalp hastalığı görülmeyen yerli Alaska Eskimolarını incelediler. Araştırmacılar, Eskimoların normalin üstünde tükettikleri balık miktarının onları kalp hastalıklarından koruduğu sonucuna vardı. Çünkü balık arterlerde kolesterol birikmesini engellemeye ve anormal kalp ritimlerine karşı koruma sağlamaya yardımcı omega-3 açısından oldukça zengindi. Omega-3 total kolesterol seviyesini düşürüp kalp-damar sisteminin daha iyi çalışmasını sağlıyor.

Fındık

Fındık, zengin doymamış yağ kaynağıdır bu nedenle zeytinyağıyla benzer faydalar sunar. Araştırmalar, fındık yiyen kişilerin fazladan ortalama iki buçuk yıl kazandığını gösteriyor. Fındık sadece yüksek miktarda protein ve lif kaynağı içermiyor, çeşitli antioksidanları da bünyesinde barındırıyor. E vitamini, kan basıncını azaltan mineraller kalsiyum, magnezyum ve potasyum yönünden zengin. İçerdiği kalsiyumla, kemiklerin ve dişlerin yapısını güçlendiriyor, sağlıklı kalmasını destekliyor. B grubu vitaminleriyle kan yapımına destek oluyor. Alyuvarların parçalanmasını önlüyor, kalbi ve kasları koruyor.

zeytinyağıZeytinyağı

Birçok araştırma, kalp sağlığı açısından yararlı besinlerin başında zeytinyağının geldiğini gösteriyor. Dünyada kalp hastalıklarının en az görüldüğü ülkeler, zeytinyağının yoğun olarak tüketildiği Akdeniz ülkeleridir. Zeytinyağı, kandaki kolesterol miktarını kontrol ederek damar tıkanıklığını önlemede yardımcı olur. Ancak zeytinyağının kalp ve damar sağlığımıza olumlu etkisi bununla sınırlı değil. Zeytinyağı, tansiyonun kontrol altında tutulmasında da önemli bir rol üstlenir. Zeytinyağı ayrıca yaşa bağlı hastalıkları engellemeye yardımcı olabilecek güçlü antioksidanlar da içerir. Diyetisyenler de tümüyle yağdan arındırılmış bir diyeti doğru bulmuyor. Bu nedenle kişinin günlük yağ miktarını belirleyip, tercihlerini zeytinyağından yana kullanmaları öneriliyor. Akdeniz mutfağının bu sağlıklı ve lezzetli yağı, yaşam süresine katkıda bulunuyor.

Neden uzun yaşıyorlar?

Dünyanın en uzun ömürlü ve sağlıklı insanları İtalya'da Sardunya Adası'nda, Japonya Okinawa'da, Kaliforniya Loma Linda'da ve Kosta Rika Nicoya Yarımadası'nda yaşıyor. National Geographic Dergisi'nden Kaşif Dan Buettner, uzman araştırmacılardan oluşan ekibiyle bu bölgeleri tek tek gezdi ve kültürlerini büyüteç altına aldı. Dünya genelinde insanların yaş ortalaması 60 yıl 4 ay. En yüksek yaş ortalamalarına sahip ülkelerin başında gelen Japonya, ABD, İtalya ve Kosta Rika'da ortalama yaşam süresi 79 yıl. Son araştırmaya göre, Japonya Okinavva'da, Koska Rika Loma Linda'da, Kaliforniya Nicoya'da ve Sardinya Barbagia'da ortalama yaşam süresi 90 yıl civarında. Uzun yaşamın sembolü haline gelen 4 bölgede erkekler 90 yaşını buluyor, kadınlar ise 100'e merdiven dayıyor. Bu toplumların uzun yaşam sırlarını kendi hayatında uygulayanlar 100 yaşını görebilir. İşte, Forbes Dergisi'nin, okurları için kaşif Buettner'in 4 bölgeyle ilgili araştırmalarını kaleme aldığı kitaptan seçtiği, doğruluğu bilimsel araştırmalarla da kanıtlanmış, uzun yaşamın 9 altın kuralı: Evli ve çocuk sahibi olmak, sebze ağırlıklı beslenmek, spor yapmak, şarap içmek, iyi arkadaşlar edinmek, sofradan aç kalkmak, yaşamı işle sınırlandırmamak (işkolik olmamak), maneviyatı güçlendirmek ve stresten arınmak.

Şişmanlığın Çözümü Beyinde

şişmanlıkUzmanlar fazla kiloların insanların hayatını etkileyip, ölümcül hastalıklara yol açıtığını belirtirken, obezite hastalığının çözümünün ise beyinde gerçekleştiğini ifade ediyorlar.

Gazi  Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Yetkin, şişmanlığın (obezite) dünyada çağın hastalığı haline geldiğini belirterek, “Fazla kilolar insanların hayatını etkileyip, ölümcül hastalıklara yol açıyor. Obezite hastalığının çözümü ise beyinde gerçekleşiyor” dedi.
Çubuk Kaymakamlığı ve Gazi Üniversitesi'nce Çubuk Kampusü'nde yapılan ‘Obezite Sempozyumu’nda Prof. Dr. İlhan Yetkin ile Gazi Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinoz birer konuşma yaptı. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 30'uncu kuruluş yıldönümüne denk gelen sempozyumda öğretim üyesi olan Prof. Dr. İlhan Yetkin, “Toplumda uçuşan asılsız bilgiler, obezitenin başlıca düşmanı. Beynin üçte bir kısmının yemek ve iştaha ayrılmış olması ile açlık ve tokluk ilişkilerinin iyi ayarlanması gerekmektedir. Ölümle sonuçlaran vakalara kadar ulaşan obezite, tüm dünyada çağın hastalığı haline gelmiştir. Kalp ve damar sertliği, kolesterol, hipertansiyon ve erkeklerde prostat kanserine neden oluyor” dedi.

Erkeklerde bel kalınlığının 102, kadınlarda ise 82 olması halinin obezite kapsamına girdiğini de belirten Prof. Dr. İlhan yetkin, “Şişmanlık olayının karından yağ aldırmak ile çözülmesi mümkün değildir. Bu yanlış bir uygulamadır. Deri altından alınan beyaz yağlar şişmanlığı önlemez. Beyindeki iştah açıcı hücreleri kontrol altında tutmak, obezite ile en ideal mücadele yoludur. Obeziteyi önlemek için günlük kalori tüketiminin bilinci topluma yerleşmesi gereklidir. Fazla kilolar, insan hayatı ile birlikte yaşam kalitesini de bozmaktadır. Bu nedenle özellikle orta yaş grubundan itibaren yağ, şeker ve unlu mamullerden uzak durmamız gerekmektedir” dedi.

Güzelliğin Simgesi Tırnaklar

Güzelliğin Simgesi TırnaklarKadınlığın ve güzelliğin simgesi tırnaklar! Elleriniz ne kadar güzel olursa olsun, tırnaklarınız bakımsız ve güçsüzse, tüm görünümü bozacaktır. En az ellerinize gösterdiğiniz kadar itina göstermeniz gereken yer, tırnaklarınızdır.
Tırnak Masajı:Vücudumuza masaj yapıldığında, nasıl ki ruhen ve bedenen rahatlıyorsak, tırnaklarımızın da masaja ihtiyacı vardır.
Malzemeler,
1 çay kaşığı acı badem
1 çay kaşığı hintyağı
Hazırlanışı ve Uygulaması,
Bu karışımı tırnakların üstüne sürerek, tırnak dipleri de dahil olmak üzere, yumuşak ve dairesel hareketlerle masaj yapınız.
Çabuk Kırılan Tırnaklar:
Güçsüz, çabuk kırılan ve katmanlara ayrılan tırnaklara sahipseniz;
Malzemeler,
1 bardak su1 tatlı kaşığı zeytinyağı1/2 limon suyu
Hazırlanışı ve Uygulaması,
Tüm malzemeleri karıştırıp, masaj yaparak tırnaklarına yedirin. 15 dakika beklettikten sonra iyice durulayıp, ellerinizi kurutun. Tırnakları Sertleştirmek İçin:
Daha sert tırnaklara sahip olmak istiyorsanız, bu formül tam size göre:
Malzemeler,
1 tatlı kaşığı hintyağı1 çay kaşığı limon tuzu1 tas sıcak su
Hazırlanışı ve Uygulaması,
Malzemeleri sıcak suda karıştırın. Ellerinizi bu karışımın içinde 15 dakika bekletin. Bitiminde ellerinizi nemlendirici krem ile yumuşatın. Bu uygulamayı 15 günde bir yapabilirsiniz.

Gelin Saçı Nasıl Olmalı?

Gelin Saçı Nasıl OlmalıHer gelin adayı, hayatının belki de bu en özel gününde bir prensesler kadar güzel olmayı ister. İşte dikkat edilmesi gerekenler...

Dikkat edilmesi gereken ilk şey kuaför seçimini doğru yapmaktır. Her zaman gittiğiniz güvenilir bir kuaförünüz yoksa, arkadaşlarınızın önerilerini dikkate alın. Hiç bilmediğiniz bir kuaföre gitmeyi tercih etmeyin. Karar verdiğiniz kuaförle düğün gününden en az bir hafta önce görüşüp randevu almayı unutmayın. Kuaförünüze nasıl bir saç modeli istediğinizi doğru bir şekilde anlatmak ve kuaförün anladığından emin olmak da çok önemli. Ancak gelin saçı için kafanızda tasarladığınız model, uygulamadan sonra hiç hoşunuza gitmeyebilir. Bu yüzden kuaförün önereceği, size daha çok yakışacak başka bir modele de açık olun. Düğününüzden bir gün önce kuaförünüze mutlaka bir deneme saçı yaptırın. Aksi takdirde düğün gününün sıkışıklığı içinde, saçınıza uygulanan model size yakışmazsa farklı bir model denemeye zamanınız kalmayabilir.
Perma ya da boya gibi bir değişiklik düşünüyorsanız, bunu asla son güne bırakmayın. Çünkü bu tür değişiklikler saça zamanla oturur. En iyisi bu değişikliği bir hafta öncesinden saçınıza uygulamak olacaktır.

Saç modelinizin gelinliğinizin tarzıyla ve sizin kişiliğinizle uyumlu olmasına dikkat edin. Örneğin sade bir düğün yapıyorsanız ya da yalnızca gündüz kıyılacak bir nikahla yetinecekseniz, çok abartılı bir gelin başı hoş durmayacaktır.

Erkekleri Tanımanın Gizli İpuçları

Erkekleri Tanımanın Gizli İpuçları
Yaşadığı yere bakın!

Bir erkeğin yaşadığı yere ve birlikte yaşadığı şeylere bakarak kişiliği ile ilgili ciddi bilgi sahibi olabilirsiniz. İşe kitaplığından başlayın. Kitaplığındaki kitapların yeni olup olmaması ve futbol dergilerinin sayısı onun kültürel yapısı ile ilgili önemli ipuçlarındandır.

Korkmayın ve soru sormaktan çekinmeyin. Burada dikkat etmeniz gereken tek nokta bu soruları polis edasıyla sormamanız. Aksi takdirde itici olabilirsiniz.

Eski kız arkadaşlar meselesi

Eğer sürekli eski kız arkadaşı ile ilgili bir takım laflar ediyorsa bu dikkatli olmanız gerektiği anlamına gelebilir. Daha önce çok hoşlandığı ve beraber olduğu insanlardan bu kadar kötü bahsetmesinin nedeninin ne olduğu önemli. Bunun iki nedeni olabilir; ya sevgiliniz dedikoducu ve aynısını sizinle olan ilişkisi sonlandıktan sonra da yapabilir, ya da hala eski kız arkadaşına dair bir şeyler hissediyordur.

Her iki durum da kolay kabul edilebilir cinsten şeyler değil. Tamam dedikoducu ise bununla başa çıkabilirsiniz. Yani sizden sonra ne söylerse söylesin sizi ilgilendirmez. Ancak eğer ikinci durum, yani bir rakip söz konusu ise işler karmakarışık olabilir. Burada en mantıklı olanı onunla uzun bir konuşma yapıp ardından da ilişkinizi tarihe gömmek...

Zaman çok önemlidir!

Eğer bir erkek saat sekizde gelirim deyip, dokuzda geliyorsa bu kendi zamanına sizinkinden çok daha önem verdiğini gösterir. Siz siz olun zaman konusunda asla ödün vermeyin. Sizin zamanınız önemlidir. Ve hiç bir özür zamanınızı geri getirmez.

Annesi ile tanışın!

Annesi ile çok sıkı bir ilişki halinde olan erkeklerden kesinlikle uzak durun. Çünkü böyle erkekler kadınlara karşı nasıl davranacakların bilemezler ve partnerlerini sürekli anneleri ile karşılaştırırlar. Ayrıca her hareketi annesi tarafından kontrol edilen bir erkek pek de çekilebilir türden değildir. Ama eğer annesi ile ilişkileri iyi ve olması gerektiği gibiyse, bu faktör, size sevgi ve saygı olarak da yansıyabilir.

Çocuklarla ilişkisi nasıl?

Bir erkeğin çocuklarla olan ilişkileri onun insani taraflarının ve ne kadar iyi bir potansiyel baba olduğunun ölçütüdür. Eğer çocuklardan hoşlanmıyor ve hatta onlara katlanamıyorsa bu bazı problemlerin başlangıcı sayılabilir.

Potansiyel sevgilinizin bu tarafını anlamak için hafta sonu evinize, yakınlarınızdan birinin çocuğunu veya çocuklarını davet edin ve sevgilinizin bu çocuklarla olan ilişkilerini dikkatlice gözlemleyin. Eğer çocukların ne söylediğini dinliyorsa bu iyidir. Çocuklarla özel olarak oturup konuşuyorsa bu harikadır. Ama eğer koridorda onlarla alt alta üst üste oyunlar oynuyorsa sizin için muhteşem bir sonuçtur bu.

Para önemli!

Sakın bu konuda hataya düşmeyin. Kulağa kötü gelse de para güç demektir. Bir erkeğin para ile olan ilişkisi karakterini anlamanıza yardımcı olacaktır. Eğer sürekli en küçük paraları bile kendisinin ödemesi konusunda ısrar ediyorsa bu onun cömertliğinden değil, ilişkinin kontrolünü eline almayı istemesinden kaynaklanıyordur. Ancak asla bu durumun gözlerinizi kamaştırmasına izin vermeyin. Tamam para asla bir ilişkiyi yönlendirmemeli ve biz size asla zengin erkeklerle beraber olmanızı tavsiye ediyor değiliz. Ancak burada dikkatinizi çekmemiz gereken bir nokta var.

Bazı erkekler ilişkinin başında bonkör davranarak kız arkadaşlarının güvenini kazanıyor ve sonra da maddi olarak onları kullanıyorlar. Ya da paralarını, kendi lehlerine bir kuvvet aracı olarak ilişkinin akışını ve dengesini etkilemek için kullanıyorlar. Burada dikkat etmeniz gereken erkek arkadaşınızın para ile olan ilişkisinin dengeli ve normal olması.

Gizli kişiliğe dikkat!

Her ilişki başlangıcında kandırılmamız mümkün. Partnerinizin takacağı bir maske onu yanlış tanımanıza neden olabilir. Bu nedenle ne kadar aşık olursanız olun, sorgulamadan teslim olmaktan vazgeçin. Bazı küçük sayılabilecek olaylar çok daha vahim büyüklerinin habercisi olabilirler.

Mesela ne kadar kızdığınızı bildiği halde size bir tartışma anında çocuk gibisin diyorsa bu onun sizin sinirlenmenizden ve aşağılanmanızdan keyif aldığının göstergesi olabilir. Ya da bir restoranda geciken bir siparişten dolayı garsonun arkasından inanılmaz reaksiyonlar gösteren ancak garsonun yüzüne bir şey söyleyemeyen bir erkek bastırılmış şiddet duygusunun iyi bir örneği olabilir ve ilerde başınıza çok iş açabilir.

Dostlarını tanıyın!

Kimse ailesini seçemez ama arkadaşlarının seçimi kişinin tamamen özgün seçimidir. Çevresindeki arkadaşlarını incelemeniz, onun insanlarda aradığı ortak özellikleri anlamanızı sağlayacaktır.

İyi bir ilişki için onun bütün arkadaşların beğenmeniz gerekir diye bir durum söz konusu değil. Ama eğer gerçekten onun hiç bir erkek arkadaşından hoşlanmıyorsanız bundan kişisel olarak bir sonuç çıkarmanız gerekebilir. Her insan arkadaş seçerken mutlaka kendi kişiliği, davranış tarzı ve yaşam tarzı ile ilgili paralellikler kurar. Bu insanın doğası gereğidir.

Arkadaşları kız mı erkek mi?

Çok fazla arkadaşı olan bir erkek çok kolay iletişim kuruyor demektir. Eğer arkadaşları sadece kızlardan oluşuyorsa bu dikkat çekici bir durumdur. Bu bazı iletişim sorunları yaşadığının göstergesi olabilir. Eski kız arkadaşları ile ilişkileri çok yoğunsa gözünüzü hep üstünde tutmanız gereken çapkın erkeklerden demektir. Ama hiç arkadaşı yok ise asla zaman kaybedilmemesi gereken topluma kapalı birisi demektir.

İşi konusundaki duyguları çok önemli

Bir adamın işteki tavırları, hayattaki tavırları ile paralellik sergiler. Onun sorumluluk sahibi, enerjik veya tembel olup olmadığını iş yerindeki tavırlarından kolayca algılayabilirsiniz. Mesela işteki problemlerini iş değiştirerek çözen birisi ise ilişkinizde problemler oluştuğunda büyük bir ihtimalle sizi terk edecektir.

Eğer işte yüksek bir konumda ise ve altında çalışanlara hayatı zindan ediyorsa, ilişkiniz ilerledikçe sizi di altında çalışan birisi gibi görme eğilim yüksek olacaktır. Ya da işte bir türlü yükselemiyor veya zam alamıyorsa bunun sıkıntısını sizden çıkarma olasılığı yüksektir. Bu gibi durumlara açıklık getirmek için iş arkadaşları ile tanışmaya çalışmanız yararlı olacaktır.

İyi bir seyahat arkadaşı mı?

Bir erkeğin nasıl biri olduğunu anlamak için en önemli testlerden birisi onunla uzun bir yolculuğa çıkmaktır. Yolculuk sırasında başınıza gelen küçük aksilikler yaşamda karşınıza çıkacak olanlarla oldukça benzerlikler taşır. Ve erkek arkadaşınızın bu aksiliklerle başa çıkma şekli, gerçek hayattakilerle boğuşmasının neredeyse aynısı olacaktır.

Birlikte çıkılan bir seyahatte -ki en faydalı şekil otomobil yolculuğudur- çiftler daha önce yüz yüze konuşmaya cesaret edemedikleri birçok konuyu konuşabilirler. Beraber çıkılacak bir tatil onun günlük alışkanlıklarını, hatta horlayıp horlamadığını anlamanıza yarayacak bir sürü altın fırsatla doludur.

Dinleme kısmı

Sizinle ailesini, işini, kedisinin komikliklerini uzun uzun konuşan, tartışan bir adam kolaylıkla kalbinizi fethedebilir. Eğer bir erkek duygularını ve tutkularını rahatlıkla dile getirebiliyorsa yeşil ışığı ona gösterebilirsiniz.

Eğer durmadan kendisi hakkında konuşuyor ve "Tamam sevgilim beni dinledin şimdi kendini anlat bakalım" demek için bile susmuyorsa sarı ışık, geçmişi hakkında pek konuşmuyor ve sizin sorularınızı yanıtlamaktan kaçınıyor ise tabii ki kırmızı ışığı hak etmiş demektir.

Seksüel anlayış şart!

"Eğer sizin uyarılmanız onu da uyarıyorsa bu ilişki için harika bir durumdur. Böylece erkeğiniz, sürekli sizin uyarılmanızı sağlayacak davranışlar içine girer." diyor dünyaca ünlü seksolog Louanne Cole Weston, çiftlerin seksüel uyumuna dair.

Hakikaten de ten uyumu da denilen cinsel beraberlikteki uyum bir beraberliğin yürümesindeki en önemli etkenlerden. Bu tarz bir uyum bir ilişkiyi roketleyebileceği gibi, tersi bir durum çok iyi anlaşan çiftleri bile ayırabilir. Ancak bu konuda çok acele etmeyin. İlişkinizin iyi bir ritmi yakalayabilmesi için çoğu kez altı ay gibi bir zaman gerekmekte.

Gelin Adayları Makyaja Dikkat!

Gelin Adayları Makyaja DikkatEn mutlu gününüzde güzelliğinize güzellik katmak elinizde...

TEN

Kapatıcıyla (concealer) fondöten, pürüzsüz ve homojen bir cilt görünümü için gereklidir. Beyaz bir kıyafet giyeceğinizden, kapatıcı tonunu fazla açık seçmeyin, yoksa yüzünüz silikleşebilir. Doğal bir sıcaklık için, ten renginize uyumlu sarı tonlarında fondöten ve pudra seçin.
Düşük yakalı bir gelinlik giyecekseniz, boynunuza da pudra ve allık uygulamayı unutmayın.

GÖZLER

Gözlerinizi belirginleştirmek için açıktan orta koyuluğa kadar olan tonları seçin. Kaş kemiğinin tam altına gelecek şekilde, açık tenliyseniz beyaz, daha koyu tenliyseniz ise kemik rengi gölge uygulayın. Bu efekt gelinliğin beyaz ve genellikle ipeğimsi görüntüsüyle hoş bir bütünlük oluşturur.

Kakao, kum gibi orta renk tonundaki farlar göz kapağı çevresini vurgulayabilecek güzel renklerdir. Son belirginliği gözünüze vermek için alt ve üst göz kapaklarını kahverengi, maun, lacivert veya kömür rengi gibi koyu ve natürel bir tonla gölgeleyin.

Kaşların da belli bir oranda belirginleştirilmiş olması gerekir. Ancak tüm dikkati çekecek kadar değil! Doğal bir görünüm için saç renginize uyumlu bir far rengi seçerek kaş fırçasıyla uygulayın. Kaşlarınızı alıyorsanız, bu işlemin düğün gününden birkaç gün önce yapılması, istenmeyen kırmızılık görüntülerini de önleyecektir.

Bu özel gününüzde mutlaka suya dayanıklı (waterproof) rimel kullanın. Rimeliniz daha uzun ömürlü olacağı gibi bu duygusal gününüzde göz yaşlarınızın güzelliğinizi gölgelememesini de sağlayacaktır. Çok açık tenliyseniz koyu kahverengi rimel kullanın. Aksi taktirde siyah rimel en doğru seçimdir. Rimel uygulamadan önce kirpiklerinizi daha uzun ve gözlerinizi daha büyük göstermek için onları kirpik aparatıyla kıvırın.

YANAKLAR

Sizi sağlıklı gösterecek bir allık rengi seçin: açık tenliyseniz pembe, koyu tenliyseniz roze tonları gibi. Allığınızı yanaklarınızdan elmacık kemiklerinize doğru ve alnınıza uygulayın. Daha canlı görünmek için, sadece elmacık kemiklerinize bir ton açık allık sürün. Allığınızı normalden biraz daha yoğun olacak şekilde uygulayın.
Taze ve parıltılı bir görünüm için yanaklardan yukarı, saç diplerine doğru allık uygulamayı ve bütünde homojen bir görünüm elde etmeyi unutmayın.

DUDAKLAR

Her zaman kullandığınızdan bir-iki ton açık bir ruj seçin. Pembe, roze, erik kurusu tonlar gelinler için idealdir. Normalde kahve veya nötr bir ruj rengi kullanıyorsanız, bunu baz tabakanız olarak kullanın ve bu katın üzerine pembe veya erik kurusu ruju uygulayarak dudaklarınızı canlandırın.

Daha sonra dudak kalemiyle dudak hatlarınızı belirginleştirin.

TIRNAKLAR

Tırnaklarınıza yumuşak tonda bir oje sürün. Üzerine uygulayacağınız parlatıcı da tırnaklarınızın görüntüsünü hoş bir şekilde vurgulayacaktır.

Yataktaki Labirent

Yataktaki LabirentHayatınızda bir değişiklik yapmak istiyorsanız, işe yatak odanızdan başlayabilirsiniz. Mutlu bir cinsel yaşam için biraz hayal gücünüzü zorlamanız, biraz da istekli olmanız yeterli olacaktır.

Yatakta mutlu olmanın yolunun nereden geçtiğini hâlâ çözeme-diyseniz, kaybolmaya mahkûmsunuz elemektir. İlk günlerdeki heyecanı geri döndürmek ve eşinizle heyecanlı günlere doğru adım atmak istiyorsanız, ne zaman nasıl davranmanız gerektiğini bilmelisiniz.

Cinsel yaşamdan zevk almanın ilk kuralı, istediğiniz şeye odaklanmaktır. Böylece zevk almanız kaçınılmaz olur. Eşinizle birlikte hep aynı rutinde birlikte oluyor ve farklı bir şeyler denemiyorsanız, artık yataktaki heyecanın geri dönme vakti geldi demektir. Bunun için yalnız başınıza kaldığınızda sizi heyecanlandıran şeylerin neler olduğunu bulmaya, eskiden nelerden hoşlandığınızı hatırlamaya çalışın. Daha sonra bu isteklerinizi eşinizle konuşun ve uygulamaya geçin.

SEKSİ OLUN

Erkekler utangaç kadınlardan hoşlanmazlar; bu nedenle yatağa girdiğinizde ışıkları kapattırma huyunuzdan vazgeçin. Erkekler fazla kilolarınızı sizin kadar takmazlar; en azından cinsel yaşamda bunu umursamazlar. Evliliğinizin ilk günlerinde giydiğiniz seksi iç çamaşırlarının yerini şimdilerde pamuklu pijama takımları ve sıradan çamaşırlar aldıysa heyecanın en azından sizin için yok olması doğaldır. Çünkü kadınlar cinselliğe erkeklerden daha fazla hazırlanırlar ve kendilerini güzel hissettikleri zaman cinsel ilişkiden zevk alırlar. Bu nedenle bir değişiklik yapın ve kendinize birbirinden seksi iç çamaşırları alın. Kendinizi güzel hissetmeniz sizi daha seksi yapacaktır.

KORKMAYIN
Ön sevişmeniz kısa sürmesinden şikâyet ediyorsanız kendinizi psikolojik olarak sevişmeye hazırlamanızda yarar var. Eğer birlikte olmadan önce eşinizle birlikte olduğunuz unutulmaz bir geceyi hayal eder ve gözünüzde canlandırırsanız, zaten onunla birlikte olmak için hazırlanmış olursunuz. Bunun anlamı da, yataktaki sıcak saatlerin asıl anlamı düşündüğünüz 2 saattir. Birlikte olmak için sadece yatak odanızı değil, farklı yerleri tercih etmelisiniz. Riskli yerler heyecanı artırır ve çabuk olsa da, buradaki yaşanan cinsellik yatak odasındaki hızlı yaşama benzemez. Bunun için fantezilerinizi gerçekleştirebilir, heyecanı kovalayabilirsiniz.

ÇOCUKLARI DERT ETMEYİN

Eşinizle eskiye dönük bir başlangıç yapmak istiyorsanız, ilk olarak yatak odanızdan gelen sesleri çocukların duyacağı stresinden kurtulmalısınız. Bunun için uygun zamanı bekleyebilir ve çocuklar uyuduktan sonra harekete geçebilirsiniz. Eğer çocuklarınız zor uyuyorsa, o zaman yatak odanızda hafif bir müzik açarak sesin duyulmasını engellemiş olursunuz. Çocuğunuz küçük olduğu için sürekli yanınızda uyutuyor olabilirsiniz; fakat şunu unutmayın; bir anne, bir baba ve bir çocuğun buluştuğu yataktaki sonuç sıfırdır. Bu yüzden çocuğunuzu yatağında uyumaya alıştırın. Böylece eşiniz ve sizin yatakta çocuk bakmaktan başka yapacak şeyleriniz olabilir.

BENCİL OLUN
Yatakta eski arzularınıza kavuşabilmek için biraz bencillik yapabilirsiniz. Çünkü kadınlar özellikle çocuk doğurduktan sonra kendinden önce çocuklarını ve eşini düşünür. Normal hayatta bu böyle olsa da cinsel hayatınızda kendinizi düşünmeye başlayabilirsiniz. Eşinizle baş başa zaman geçirmelisiniz. Eğer çocuklar dışarı çıkmanızı engelleyen bir bahaneyse ailenizden ya da yakın arkadaşlarınızdan çocuğunuza bakmasını isteyebilir, siz de eşinizle sinemaya ya da yemeğe gidebilirsiniz. Böyle küçük kaçamaklar arzuları harekete geçirecektir.

ORTAMI AYARLAYIN
Cinsellikte dikkat edilmese de, aslında ortam çok önemlidir. Bu nedenle eşinizle özel bir gece geçirmeyi planlıyorsanız, ortamı önceden ayarlamanız gerekir. Her gün yattığınız odada bir şeyler yaşamaktansa romantik bir ortamda bir şeyler paylaşmalısınız. İlk olarak odanızdaki ışıklandırma çok önemlidir. Tavandaki ışığı kullanmak yerine, gece lambası kullanmanız çok daha iyi olacaktır. Çünkü loş bir ortam heyecanı ve merakı artıracaktır. Yatak odasındaki aynalar her zaman çiftleri heyecanlandırır. Bu nedenle eşinizle birbirinizi görebileceğiniz aynaları yatağınızın yakınına koyabilirsiniz. Çok önemli gibi görünmese de yatağa serilmiş güzel çarşaflar, örneğin ipek çarşaflar sizi daha çok heyecanlandıracaktır. Baştan çıkarıcı bir iç çamaşırı da kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak, aynı zamanda eşinizi de harekete geçirecektir.

Aksesuarlar Gelinliği Zenginleştiriyor

Aksesuarlar Gelinliği ZenginleştiriyorGelinlik modeliniz nasıl olursa olsun çizgilerini yansıtan aksesuarlarla gelinliğinizi tamamlamayarak daha da güzelleştirebilirsiniz...

Aksesuarlar gelinlikle birlikte gelini apayrı bir güzelliğe büründürür, gelinin şıklığını tamamlar. Renkli ve parlak taşlarla süslü taçlar, düğün günü için özel hazırlanmış ayakkabılar, takılan takılar için işlemelerle süslü keseler, tüylerle, çiçeklerle hazırlanmış değişik saç aksesuarları, zarif takılar, şallar, duvaklar eldivenler ve duvaklar...

Hepsi, bütünün şık detayları...

Gelin Ayakkabısı

Ayakkabınız gelinlik modelinizle uyumlu olmalı. Gelinliğinizle aynı kumaştan ayakkabı yaptırmanız da mümkün. Beğendiğiniz bir modeli gelinliğinizden artan ufak bir parka kumaşla kaplatabilirsiniz. Hatta gelinliğinizden kullanılan işlemelerin küçük bir modelini de ayakkabınıza işletebilirsiniz. Beyaz gelinlikler için birbirinden güzel onlarca farklı model bulabilirsiniz, fakat kırık beyaz bir gelinlik tercih ederseniz aynı renkte ayakkabı bulmakta zorlanabilirsiniz. Gelinlik kumaşıyla ayakkabı kaplatmaya karar verirseniz güvendiğiniz bir ayakkabıyla çalışın, ayakkabıların vurması dolayısıyla canınız sıkılmasın...

Duvak
uzellik_duvak_makya

Gelinin en güzel aksesuarlardan biri de duvaklar. 2006 senesinde yerlere kadar uzanan dantel duvaklar moda olacak. Nasıl bir duvak tercih ederseniz edin, duvağınızın gelinlik kumaşıyla uyumlu olmasına özen gösterin...

Takı Kesesi

taki-kesesi Takı kesesi nikah merasimi ertesinde size takılacak takıların gelinlik ve damatlığa zarar vermemesi ve hediyelerinizi kolay taşımanız için unutmamanız gereken bir aksesuar. Takı kesenizi, takı merasimi boyunca elinizde taşıyacağınız için gelinlik kumaşından veya gelinliğe uygun bir kumaş ve modelden hazırlatmanız uygun olacaktır. Eğer gelinliğinizde işlemeler varsa aynı işlemenin küçük bir modelini takı kesenize de işletebilirsiniz...

Gelin Tacı
elin-taci

Gelin tacı, gelin başının en gösterişli aksesuarıdır. Gelinin duvağını tutması ve saç şeklinin belirginleşmesi için kullanılabilir ve 
gelinliğin niteliğine ve gelinin saç durumuna göre çeşit çeşittir. Düğünün mekanına ve konseptine göre taç takıp takmamayı düşünmelisiniz. Bir kır düğününde taç takmak uygun olmayabilir, fakat bir balo salonunda evlenmeyi düşünüyorsanız, tacınız ışıltısıyla gelin başınızı çok güzel bir aksesuar olarak tamamlayacaktır...

Dizi izle
guzelbayan.bloggum.com'daki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır, doktor uyarısı ya da önerisi yerine geçmez.