Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

guzellik,cilt bakımı,diyet,zayıflama,kilo verme

Ana sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
8 tane "kabızlık" etiketli yazı bulundu "kabızlık" tagli diger ogeler resimler , videolar

bebeklerde ishal

Çocuklarda İshal: Rotavirüs

Rotavirüs İshali
Rotavirüs, küçük çocuklarda görülen ağır ishallerden sorumlu bir grup virüstür.Yaklaşık 2 gün süren kuluçka döneminin ardından kusma, ateş, karın ağrısı ve sulu ishal başlar. Ateş ve kusma 2-3 günde geçer, ishal ise 1 hafta- 10 gün kadar sürebilir.

Bulaşıcı mıdır?
Rotavirüs çok bulaşıcıdır. Mikrop bulaşmış su veya gıdayla, mikrobu taşıyan eller yoluyla vücuda alınır. Yuva gibi kalabalık ortamlarda, özellikle çocuklar tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini yıkamayı unuttuklarında kolayca yayılır. O kadar bulaşıcıdır ki, genel hijyen koşulları ne kadar iyi de olsa, hemen her çocuk 5 yaşını doldurmadan rotavirüs ishali geçirmiş olmaktadır. Ülkemiz gibi ılıman iklim kuşağındaki ülkelerde, kış aylarında görülür. Özellikle 2 yaş altı küçük çocuklar etkilenir. Erişkinde ise, daha hafif seyreder.

Nasıl Tanı Konur?
Kesin tanı, gaitada virüsün gösterilmesiyle konur.

Nasıl Tedavi Edilir?
Tedavinin amacı, çocuğun susuz kalmasını önlemektir. Ağızdan sık sık az miktarda sıvı alımı uygun olur. Doktor tuz- şeker karışımından önerebilir. Ağızdan yeterli sıvı alımı sağlanamazsa, özellikle küçük çocukta, hastaneye yatırılıp serum verilmesi gerekebilir. Anne sütü alan bebeğin emzirilmeye devam etmesi çok önemlidir. Antibiyotikler işe yaramaz. Kusma ve ishali durdurucu ilaçlar önerilmez.

Önleme:

Bu kadar çok görülen bir enfeksiyondan korunmak için ne yazık ki, kullanabileceğimiz bir aşı yoktur. 1998′de ABD’de kullanıma giren bir aşı 1 yıl sonra bazı yan etkiler saptanarak piyasadan çekilmiştir. En önemli koruyucu yöntem, el yıkama alışkanlığının kazandırılmasıdır. Hasta çocuğun ishal geçene dek yuvaya gönderilmeyip evde tutulması da diğerlerine bulaşmaması için önemlidir.

sagliklicocuk.com

gebelikte kabızlık

İnsanlar genellikle günde bir defa büyük abdest (defekasyon) yaparlar. Bunun, anne ve babalar tarafından bebeklikte verilen tuvalet eğitimi ile elde edilen alışkanlıklara bağlı olduğu kabul edilmektedir. Ancak modern dünyada insanların yaşam biçimi (posasız yiyecekler, hareketsiz bir yaşam tarzı gibi…) kabızlığın son derce yaygın bir durum olmasına neden olmaktadır. Genellikle zaten var olan kabızlık gebelikte anne adayının kendini daha çok dinlemesi veya biraz artmış kabızlığı artık tolere edememesi nedeniyle çok yakınılan bir durum olarak karşımıza çıkar. Hormonların etkisi ve gebe rahmin bağırsaklara yaptığı basıya bağlı olarak gelişen kabızlığın tedavisi gerekmemektedir. Eskiden bunun üzerinde fazlaca durulmakta ve kabızlığa bağlı zehirlenmeler olabileceği bile savunulmaktaydı. Ama kalın bağırsaklarda emilimin fazla olmaması nedeniyle burada uzun süre kalan gaytanın (büyük abdest) herhangi önemli bir yan etkisinin (çok uzun süre kalmaması kaydıyla) olmadığı ve kabızlık yaşayan bir annenin ilaçlarla ishal yapılarak defekasyon yapmasının fazla bir anlamı olmadığı, hatta ilaçlara bağımlılık ve ishal bağlı tuz-elektrolit kaybının daha büyük olumsuzluklar yapabileceği ileri sürülmektedir. Ancak bağırsakta oluşan gazın verdiği rahatsızlık nedeniyle tedavi önerilmektedir. Kabızlıkta ilk önerilen davranış ve beslenme değişiklikleridir.

Gebelik sırasında oluşan fissur (makatta çatlak), hemoroid (basur), gibi hastalıklara bağlı ağrı, üşenme, tuvalet bulamama nedeniyle defekasyon işleminin ertelenmesi sonucu rectum (gaytanın depolandığı kalın bağırsağın son kısmı) zamanla genişler, tembelleşir ve kabızlık nedeniyle aşırı ıkınmalar sonucu sinirlerin de zedelenmesiyle kabızlık iyice yerleşir. Bunu yenmenin en iyi yolu hastanın her gün aynı saatte kendisini defekasyon için zorlamasıdır. Rektumun boşalmasına neden olan karın içi basınç artışının sağlanması için en uygun pozisyonda defekasyon denenmelidir. Hastada anal fissur, hemoroid gibi ağrılı defekasyon ve sonucunda seyrek olarak tuvalete gitmeye neden olabilecek durumlar varsa tedavi edilmelidir. Ağızdan alınan dışkı yumuşatıcılar ve diyetin rolü azdır. Kişisel çabalar ve küçük lavmanlar yapmak en iyi yoldur. Lavmanlar normal refleks uyanıncaya kadar 2 günde bir tekrarlanılabilir. Buna karşın hareketsiz bir hayat, posasız yiyecekler, az su içme ve gebelikte hormonların artışı ile bağırsak hareketlerinin yavaşlaması nedeniyle ortaya çıkan kabızlıkta diyet önemlidir. Bağırsak hareketlerini artıracak bol sellülozlu (lifli, posalı) her çeşit sebze ve meyve, nişastalı, zeytinyağlı yemekler yenmeli ve bol su içilmelidir. Akşamları içilecek erik, kayısı kompostoları veya sabahları yenilen birkaç kuru incir genellikle yakınmaları azaltır. Özellikle sabahları bir bardak ılık su bağırsak hareketlerini artırabilir. Kabızlık hemoroid ve fissurleri de arttırır, bu yüzden öncelikle düzenli tuvalet alışkanlığınızı yeniden kazanmaya çalışın! Posalı diyet ve bol sıvı almayı unutmayın.

Çocuklarda İshal

Çocuklarda İshal: Rotavirüs

Rotavirüs İshali
Rotavirüs, küçük çocuklarda görülen ağır ishallerden sorumlu bir grup virüstür.Yaklaşık 2 gün süren kuluçka döneminin ardından kusma, ateş, karın ağrısı ve sulu ishal başlar. Ateş ve kusma 2-3 günde geçer, ishal ise 1 hafta- 10 gün kadar sürebilir.

Bulaşıcı mıdır?
Rotavirüs çok bulaşıcıdır. Mikrop bulaşmış su veya gıdayla, mikrobu taşıyan eller yoluyla vücuda alınır. Yuva gibi kalabalık ortamlarda, özellikle çocuklar tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini yıkamayı unuttuklarında kolayca yayılır. O kadar bulaşıcıdır ki, genel hijyen koşulları ne kadar iyi de olsa, hemen her çocuk 5 yaşını doldurmadan rotavirüs ishali geçirmiş olmaktadır. Ülkemiz gibi ılıman iklim kuşağındaki ülkelerde, kış aylarında görülür. Özellikle 2 yaş altı küçük çocuklar etkilenir. Erişkinde ise, daha hafif seyreder.

Nasıl Tanı Konur?
Kesin tanı, gaitada virüsün gösterilmesiyle konur.

Nasıl Tedavi Edilir?
Tedavinin amacı, çocuğun susuz kalmasını önlemektir. Ağızdan sık sık az miktarda sıvı alımı uygun olur. Doktor tuz- şeker karışımından önerebilir. Ağızdan yeterli sıvı alımı sağlanamazsa, özellikle küçük çocukta, hastaneye yatırılıp serum verilmesi gerekebilir. Anne sütü alan bebeğin emzirilmeye devam etmesi çok önemlidir. Antibiyotikler işe yaramaz. Kusma ve ishali durdurucu ilaçlar önerilmez.

Önleme:

Bu kadar çok görülen bir enfeksiyondan korunmak için ne yazık ki, kullanabileceğimiz bir aşı yoktur. 1998′de ABD’de kullanıma giren bir aşı 1 yıl sonra bazı yan etkiler saptanarak piyasadan çekilmiştir. En önemli koruyucu yöntem, el yıkama alışkanlığının kazandırılmasıdır. Hasta çocuğun ishal geçene dek yuvaya gönderilmeyip evde tutulması da diğerlerine bulaşmaması için önemlidir.

sagliklicocuk.com

Gebelikte içeceklerden hangisi tercih edilmelidir

Gebelikte çay, kahve, kola gibi kafein ve tein içeren içecekler kısıtlanmalıdır.

Özellikle toplumumuzda çok sevilen ça­yın, fazla tüketilmesinden kaynaklanan iki önemli yan etkisi vardır. Bunlardan birincisi; çay, vü­cuda alınan de­mirin bağırsak­larla atılışını ar­tırır ve bu durum kansızlığa yol açar. İkinci yan etkisi de; çay, barsak hareketlerini yavaşlatarak ka­bızlığa neden olmaktadır.
Asitli ve kutulanmış katkı maddeli mey­ve suları da gebelikte içilmemelidir.

Su, süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları, ıhlamur, adaçayı, kuşburnu gibi bitki çay­ları gebelikte tavsiye edilen içeceklerden­dir.

Gebelikte kabızlığa karşı neler yapıl­malı

Gebelikte sık karşılaşılan sorunlardan biride kabızlıktır.

Gebelikte rahmin bebeği rahat taşıması için plasentadan kana salgılanan hormon, rahim kaslarının gevşek kalmasına sağlar. Bu sırada vücudun düz kas içeren tüm or­ganlarında da bu gevşeme etkisi ortaya çı­kar. Aynı zamanda büyüyen rahime yer açılması için mide ve bağırsaklar, yukarı doğru itilir ve sıkışık bir yerde doğumun sonuna kadar beklemek zorunda kalırlar. Bu etkiden dolayı sindirim sisteminin ça­lışması yavaşlar ve zorlanır.. Bunun sonu­cu olarak, gebelik ayları ilerledikçe özel­likle yemek sonraları hazımsızlık ve karın­da şişme ve karın ağrısı gibi gaz şikayetle­ri, mide yanmaları ve kabızlık ortaya çıkar.

Kabızlığı hafiflet­mek için bol lifli gı­dalardan hazırlan­mış ve zeytin yağlı yemekler, yeşillikli salatalar, bol su, özellikle yemek sonraları yürüyüşler, kayısı gibi bağırsak hareketlerini artı­ran meyveleri taze veya hoşaf şeklinde günlük tüketmek tavsiye edilebilir.

Gebelik ile ilgili genel bilgiler - 2

Gebeliğin ikinci üç ayında sıkça karşı­laşılan şikayetler nelerdir ?
-Mide yanmaları
-Bacak krampları
-Sırt ağrıları
-Ellerde uyuşmalar
-Uykusuzluk
-Hazımsızlık ve kabızlık şikayetlerinde artma
-Cilt çadakları ve cilt renginde koyulaşma.
­

Gebeler, bebek hareketlerini en erken ne zaman hisseder ?
Gebeler bebek hareketlerini, ilk gebeliklerinde, genellikle 5. ayda fark etmeye baş­larlar. Daha sonra gebelik sayısı arttıkça daha erken aylarda da hissedebilirler.
­

Gebelikte rahat uyuma şekli nasıl olmalıdır ?
Gebeliğin ilerleyen aylarında gebeler yatakta uyurken giderek rahatsız olmaya başlarlar. Bu rahatsızlıkları azaltmak için yumuşak yastıklardan faydalanabilir.
Gebeler için en uygun yatış pozisyonu, yan yatıştır. Özellikle son aylarda sol yan yatış önerilir. Bu sırada başın altına 2-3 yastık, bacakların arasına bir yastık ve ihtiyaca göre kollar arasına ve sırta bir yastıkyerleştirilebilir.
Gebelikte kesinlikle yüzüstü yatış yasaklanır.
­ ­

Gebelikte mide yanmaları neden olur ?
Mide yanmaları; bü­yüyen rahmin mideyi yukarı doğru itmesiyle mide ile yemek borusu arasındaki kapak sisteminin bozulması sonucu, mide asidinin yemek borusuna kaçması sebebiyle ortaya çıkar. Bu yüzdengebelerin az-az ve sık-sık beslenmeleri,gece 2-3 yastıkla uyumaları gibi önlemler tavsiye edilir. Gebelikte bu yanmalara kar­şı güvenle kullanılan bazı ilaçlarla tedavi sağlanabilir.
­­­­

Baharı yorgun karşılamayın

Bahar yorgunluğundan etkilenmemek bu tavsiyelere mutlaka kulak verin….

Türkiye, baharın en güzel yaşandığı ülkelerden… Ancak bahar sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Risklerden kurtulma yolları bu dizide…

Kendinizi hiç neden yokken mutsuz, keyifsiz, halsiz hissediyor ve kolunuzu kaldıracak dermanınız olmadığını düşünüyorsanız; bahar yorgunluğundan etkilenmiş olmanız kaçılınılmaz. Bahar yorgunluğu, özellikle bahar mevsiminin başladığı günlerde birçok kişide görülebilen genel bir bitkinlik, güçsüzlük, enerji noksanlığı, isteksizlik, vücutta karıncalanma gibi belirtilerle seyreden bir rhatsızlık halidir.

HAREKETLİ OLUN
Çamlıca Medicana Hastanesi doktorlarından Ayşe Çakmakçı, “Hava ve mevsim değişikliğinin insan bünyesini olumsuz etkilediğini, baharda havada bulunan pozitif ve negatif elektrik yüklü iyonlar aracılığıyla elektrik yükünün artığını” belirtiyor. Beslenme alışkanlığı bozuklukları, bahar yorgunluğunu tetikleyen önemli nedenlerden biri sayılıyor. Besinlerle yeterli vitamin ve mineral alınmaması, biraz daha tembel yaşam biçimi, hareketsizlik de sebepleri arasında yer alıyor…

SİGARA TETİKLİYOR
Ayrıca tiroid bezi bozuklukları yorgunluk belirtilerinin daha fazla hissedilmesine neden oluyor. Hafıza zayıflaması, uyku eğilimi, kas ağrıları gibi şikayetleri hasta daha yoğun hissediyor. Enfeksiyonlar yorgunluk belirtilerinin artmasına neden oluyor. Tansiyon, kalp, alerji, nezle, kafein, fazla sigara, alkol ve madde alışkanlıkları tetikliyor. Bahar yorgunluğu bir kent hastalığı sayılırken, çalışan insanlarda daha sık rastlanıyor. Hava kirlilği, sanayi atıkları, trafik yoğunluğu gibi etkenler mevsimsel değişikliğin üzerine eklenerek şehirde yaşayan insanlarda daha çok hissedilmesine sebep oluyor. Hastalık genellikle bir hafta civarında sürer. Eğer kişinin bulguları ve yorgunluğunun süresi üç ya da dört haftayı geçiyorsa bu duruma uzamış yorgunluk denilir.

STRESTEN UZAK DURUN
Bahar yorgunluğu yaşayan kişilerin bu durumu engellemeleri için öncelikle tetikleyici hastalıkları tespit etmeleri gerekir. Hasta B, C vitamini, magnezyum, çinko desteğinden faydalanmalı, gevşeme hareketleri yapmalıdır. Ayrıca meyve, sebze, ağırlıklı beslenmeli günde 3 litre su içmelidir. Hayatlarından stresi, sigarayı, alkol ve kafeini de uzak tutmalıdırlar. Hasta doktor kontrolünde ise ilaç kullanımından da faydalanılabiliyor.

3 çeşidi var
Üç çeşit yorgunluk var. Kronik yorgunluk, bahar yorgunluğu, bir de sürekli mutsuzluğun verdiği depresif yorgunluk hali… Kronik yorgunluk, aylarca süren, sürekli mutsuzluk, isteksizlik, iştahsızlık, kas, eklem, sırt ağrıları, hayattan zevk alamama hali olarak gözlenir. Bunların somut bir nedeni yoktur. Tetkikler normal çıkar ama hasta kendinde bu sayılanların hepsini hisseder. Depresif yorgunluk ise daha çok psikiyatrik durumlarla ortaya çıkar. işi psikolojik sorunlar içinde büyük mutsuzluklar yaşıyorsa, beraberinde yorgunluk da ortaya çıkıyor. Belirtileri kas, omur, sırt ağrıları, konstrasyon bozukluğu, neşesizlik, aşırı sinirlilik, hafıza zayıflaması, uyku bozukluğu, uyku ritmi bozukluğu (uykuya dalma güçlüğü, aşırı uyuklama gibi) baş ağrıları, stres ve ruhsal gerğinliğe bağlı olarak bağırsak (kabızlık, ishal) ve mide rahatsızlıkları (ülser tekrarlanması gibi) sık görülür.

Takvim

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=64449&cat=220&dt=2008/03/31

Acele Etmeden Kilo Verin

Acele Etmeden Kilo VerinAcele Etmeden Kilo Verin

Diyet yaparken asla öğün atlamayın, diyetinizi sağlık sorunlarınız varsa buna göre düzenleyin ve en önemlisi kilo vermek için acele etmeyin…

Sişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunu olarak kabul ediliyor.

Hisar Intercontinental Hospital’den Diyetisyen Canan Özal Kuzum, ”Şişmanlık, aşırı beslenme, yetersiz aktivite, kalıtım, psikolojik sorunlar, doğum sayısı, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi pek çok değişik faktöre bağlı ortaya çıkabilir. Şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ciddi bir hastalıktır. Sağlıksız diyetler, baş ağrısı, kosantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, safra ve böbrek taşı, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kuru cilt, saç dökülmesi gibi sorunlara yol açar” diyor.

Diyetiniz size özel mi?
- Bireyin kilo vermeden önce kaç kilo vereceğini ve bu kiloyu ne kadar sürede verebileceğinin belirlenmesi gerekir. Kişi hiçbir zaman kısa sürede kilo kaybetmeyi planlamamalıdır. Vücudun kilo kaybı, haftada yarım veya bir kiloyu geçmemelidir.

- Kişilerin uygulayacağı standart bir diyet yoktur, her diyet kişiye özel uygulanmalıdır. Verilecek diyet kişinin beslenme alışkanlıklarına, yaşına, cinsiyetine, iş koşullarına, bazal metabolizma hızına ve sağlık problemlerine (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet) göre hazırlanmalıdır. Herkesin aynı diyeti yapması söz konusu olamaz. Her bireyin kişisel özellikleri farklı olacağından diyete verdiği cevap da farklı olacaktır.

Diyette öğünler azar azar ve sık tüketilecek şekilde düzenlenmeli ve öğün atlanılmamalıdır. Genelde diyet yapan bireylerin tüm gün aç kalıp metabolizmalarını zayıflattığı görülüyor.

- Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir veya atlanır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece diyet yapan kişide açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık hissinin önüne geçilmesini sağlamaktır. Bu nedenle ara öğünlere gereken önem verilmelidir.

Sıvıları ihmal etmeyin
- Diyet içinde her besin grubunda bulunan besinler dengeli bir şekilde dağıtılmak koşulu ile tüketilmeldir.

- Diyet sırasında en az 2-2,5 litre su içilmelidir.

- Meyve ve sebzelere diyette çok fazla önem verilmelidir. Bu besinler vitamin ve mineral açısından oldukça zengindir ve aynı zamanda posa içeriği yüksek besinlerdir. Posa içeriği yüksek besinler kabızlık probleminin tedavisine de yardımcı olur.

- Yapılan en büyük hatalardan biri de zayıflama dönemi bittikten sonraki dönemdir. Genelde kilonun korunması gereken bu dönemde, diyete başlamadan önceki, şişmanlanmaya neden olan kötü beslenme alışkanlıklarına geri dönüş yapılır. Burada yapılması gereken, sağlıklı beslenme alışkanlığının bir yaşam tarzı haline getirilmesidir.

Acele Etmeden Kilo Verin,Acele, Acele Etmeden Kilo Verin, diyet, Etmeden, kilo, kilo verme, sağlıklı kilo verme, Verin,kilo verme,diyet,zayıflama
guzelbayan.bloggum.com'daki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır, doktor uyarısı ya da önerisi yerine geçmez.