Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

guzellik,cilt bakımı,diyet,zayıflama,kilo verme,moda

guzellik,cilt bakımı,diyet,zayıflama,kilo verme,moda,2009 moda,2009 kış modası,2009 moda trendleri

Ana sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki| sonraki >
24 tane "göz" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"göz" tagli diger ogeler resimler, videolar

panik atak nedir?nelere yol açar

Panik atakları insanların % 3-6’sında görülürken batılı kaynaklarda panik bozukluğunun görülme sıklığı % 1-3 olarak belirtilmektedir. Türkiye Ruh Sağlığı Profili Raporunda 12 aylık dönem esas alınarak yapılan sıklık tespitinde, panik bozukluğu ve/veya agorafobi sıklığı toplam % 1 olarak bulunmuştur; bunların hekime başvurma oranı % 34.5 olup, diğer tüm psikiyatrik hastalıklardan daha yüksektir. Panik ataklarının şiddetli ve korkutucu fiziksel semptomlarla seyretmesi hekime sık başvurmada en önemli etken gibi gözükmektedir.

Panik atak hastaları sıklıkla kalp hastası olduğunu veya kalp krizi geçirdiğini düşünerek hekime ve acil servislere giderler. Hasta, ani bir “nöbet” tanımlar. Kimi zaman bu nöbet hastaları uykularından kaldırabilir. Şikayetler başladıktan sonraki ilk 10 dakikada maksimum şiddete ulaşır; dakikalar içinde geçer, bir saatten uzun sürme olasılığı çok azdır. Nöbet esnasında hasta tipik olarak “panik” içindedir.

Acil görünümlü ya da acile başvuracak şiddette bir “nöbet” geçirdiğini ifade eden bir hastada, aşağıdaki şikayetlerden en az dördü nöbet esnasında mevcut ise, panik atağı düşünülür;

  1. Çarpıntı, kalp atımlarını hissetme,

  2. Terleme,

  3. Titreme,

  4. Nefes darlığı, boğulacağım hissi,

  5. Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi,

  6. Bulantı, karın ağrısı,

  7. Baş dönmesi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi hissetme,

  8. Derealizasyon (çevrenin yabancı gerçekdışı olduğu hissi),

  9. Depersonalizasyon (vücuduna yabancı, dışında imiş gibi hissetme),

  10. “Çıldıracağım” korkusu,

  11. Ölüm korkusu,

  12. Vücudun çeşitli yerlerinde uyuşma ve karıncalanma,

  13. Üşüme, ateş basması.

The Scream -Edvard Munch

Panik atağı tetikleyen durumlar;

  • Kapalı yerler (tünel, asansör, vb),

  • Kalabalık yerler (alışveriş merkezleri, toplu taşım istasyonları, eğlence merkezleri vb),

  • Toplum önünde zor bir görev yapma,

  • Yeni veya tanıdık olmayan insanlarla yapılan toplantılar veya sosyal olaylar,

  • Açık alanlar (köprü üzerinden geçme, yüksek binalar vb),

  • Organik hastalıklar; ritim bozuklukları (aritmiler), kalp krizi (myokart infarktüsü), beyinin kansız kalması (serebral iskemi), tiroid bezinin fazla çalışması (tirotoksikoz), astım vb,

  • Bazı ilaçların yan etkisi olarak,

  • Depresyon, fobiler dahil pek çok psikiyatrik hastalık esnasında,

Panik bozukluğunun temel özelliği, çoğu kez nedensiz başlayan panik ataklarıdır. Hasta, aniden, örneğin otobüste ya da uykusunda, yukarıda sayılan pek çok şikayeti yaşar. Şikayetler, müdahaleyle ya da müdahalesiz kısa sürede geçer. Atak şiddetli ve korkunç bir deneyim olarak hatırlanır ve bireyde “ya tekrarlarsa” kaygısını ortaya çıkarır. Hasta, yaşantısını bu kaygı çerçevesinde planlamaya çalışır. Agorafobi (kapalı yer korkusu) şikayetleri de tabloya eklenirse, kişi, atak geldiğinde yalnız ya da kaçamayacağı ortamlara girmeme; tek başına sokağa çıkmama ya da evde tek başına kalamama; camide ya da sinemada çabuk çıkabileceği yerleri tercih etme gibi günlük yaşantısını ve işlevselliğini belirgin olarak kısıtlayan davranış bozuklukları gösterir.

Bu hastalar semptomlarının şiddeti nedeniyle sıklıkla hekime başvurmalarına rağmen, çoğu kez, özellikle de atak esnasında rastlanabilen kalbin hızlı çalışması (taşikardi), tansiyon yükselmesi gibi bulgular yüzünde panik bozukluğu tanısı atlanabilir. Aslında bu hastaların şikayetlerinin “psikiyatrik” olduğuna ikna edilmeleri de güçtür.

Hastalık; göğüs ağrısı, çarpıntı vb. gibi belirtilerle seyretmesine rağmen hastalığın özünde hastanın tarif ettiği yoğun sıkıntı yer almaktadır. Sıkıntı tedavi edildiğinde diğer belirtilerde yatışacaktır.

Hastaların yaşadığı “nöbet” korku ile benzerlik göstermekte ve hastalık beyindeki korku ile ilgili merkezleri, korkacak bir şey yokken kendi kendine çalışmaya başlatmakta ve şikayetler böylece ortaya çıkmaktadır. Tekrar nöbet gelirse kaygısı ile ortaya çıkan sokağa tek başına çıkmama gibi davranışlar aslında kaygıyı artırmaktan ve kuvvetlendirmekten başka bir işe yaramazlar.

Panik bozukluğu, çoğu kez, depresyon, diğer anksiyete bozuklukları, kişilik bozuklukları ve alkol ve madde bağımlılığı ile birliktelik gösterebilir.

astım

Astım, hava yollarının daralması ve inflamasyonu ile karakterize kronik bir akciğer hastalığıdır. Hastalık hafif veya şiddetli olabilir, bazı hastalarda da nadiren ortaya çıkan ve çok hafif veya hayatı tehdit edecek derecede şiddetli olabilen ataklarla seyreder. Astımın belirtileri akciğerlerde bronş ve broşiyol adı verilen hava yollarının iç yüzeylerinin inflamasyonuna bağlı olarak gelişmektedir. Bu inflamasyon mukus üretiminin artmasına neden olur ve inflamasyonla ilgili bağışıklık sistemi hücrelerinin hücumu sözkonusudur; her iki durum da hava yolu tıkanıklığına neden olur. Ek olarak hava yollarını çevreleyen kaslarda kasılma meydana gelir ve hava yollarındaki daralma şiddetlenir.

Astımla ilişkili inflamasyon aynı zamanda hava yollarında aşırı duyarlılık gelişmesine neden olur. Bu hava yolları tetikleyici olarak adlandırılabilecek özel durumlara maruz kaldığında genellikle astım atağı denilen durum meydana gelir. Tetikleyiciler genelde allerjen maddelerdir. En yaygın alerjenler; hayvan tüyü ve salyası, polenler, küfler, toz mitleri, hamamböceğinin vüsut artıkları, bazı ilaçlar ve kişiye özgü yiyeceklerdir. Allerjenler dışında sıklıkla astım atağını tetikleyen etkenlerden biri de viral enfeksiyonlardır (nezle ve grip gibi). Diğer önemli tetikleyiciler: egzersiz, soğuk hava solumak, hava kirliliği, odun dumanı, sigara dumanı, bazı boyalar ve duygusal stres. Bazı şiddetli astım hastalarında herhangi bir tetikleyici saptanamayabilir.

Astım genelde 5 yaşından önce başlamakla birlikte, belirtilerin ortaya çıkışı her hangi bir yaşta olabilir. Astım kalıtımsal özellikleri olan bir hastalıktır ve sıklıkla ailesinde allerji olan kişilerde gözlenir.

iktidarsızlık sebepleri

Penisin sertleşme veya sertleşmiş durumda kalma yeteneğinin olmaması. iktidarsızlık,sertleşmeyi sağlayamamak veya sağlanmış olan sertiesmeyi cinsel ilişkide bulunabilecek kadar uzun zaman sürdürememek durumunun devamlı olarak meydana gelmesidir. Bu terim, latince güç kaybı anlamındaki İmpotentiadan gelmektedir. Zaman zaman bir defalık (münferit) bir iktidarsızlık olayı çoğu erkeğin başına gelir. Bu tamamiyle normaldir ve endişe edilecek bir şey değildir. Fakat bu sürüp giden bir problem halini aldığı zaman iktidarsızlık erkeği kendi gözünde küçüttüğü gibi, cinsel hayatına da zarar verir. lyi olan yönü, genelde tedavi edilebilmesidir. İktidarsızlığın tedavisinde ilk adım, sertleşme olayının nasıl meydana geldiğıni anlamaktır. Penisin iki yanında semeni ve idrarı taşıyan tüpe paralel uzanan iki adet silindir şeklinde süngerimsi bölüm bulunur. Bir erkek cinsel yönden uyarıldığı zaman, sinirlerin verdiği emirle, bu silindirlere kanın akışı normal miktarın yaklaşık yedi katına çıkar. Bu ani kan hücumu süngerimsi bölümleri genişletir. böylece penisi düz ve gergin bir hale getirerek sertleşmeyi sağlamış olur. Sürekli cinsel uyarı veya heyecanlandırma yüksek miktarda kan akışını devam ettirir. böylece sertleşme dururnu devam eder.Boşalmadan sonra veya cinsel heyecan geçtiği zaman, aşırı kan süngerimsi dokudan geri akar ve penis sertleşmeden önceki biçimiyle ölçüsüne döner. Sertleşmeyi meydana getirmek için üç önemli işin gerçekleştiğine dikkat edin. Birinci adım cinsel uyarılmadır. Erkekler bunu görme, dokunma, duyma, koklama duyularından ve düşüncelerinden elde ederler. Ikinci adım, cinsel heyecanın vücudunun sinir sistemi tarafından beyinden penise aktarılmasıdır. Üçüncü adım penise kan taşıyan kan damarlarının gevşemesi, böylece sertleşmeyi sağlayan kanallara daha çok kan gitmesme yol açmasıdır. Eğer bu faktörlerden herhangi birini bir şey etkilerse, uyarılma, sinir sisteminin tepkisi, veya damar sisteminin buna tepkisi iktidarsızlık meydana gelebilir. Cinsel arzunun azalması veya cinsel arzunun kaybı iktidarsızlıkla aynı şey değildir. İktidarsızlık, istek ve fırsat varken sertleşmeyi sağlayamayarak penisi cinsel aktivite için kullanamamak demektir. İktidarsızlık yaklaşık 10 milyon Amerikan erkeğini etkileyen bir durumdur. Bu problemin etkilediği erkekler arasında yaşlılar gençlerden fazladır. 60 yaşında erkeklerin yaklaşık yüzde 20si iktidarsızdır; 80 yaşında ise yüzde 70 den fazlası iktidarsızdır. Fakat iktıdarsızlık hiçbir şekilde yaşlanmanın önlenemeyen bir sonucu değildir. Yaşlı erkeklerde tedavi ise sıklıkla gençlerde olduğu kadar başarılıdır. İktidarsızlık vakalarının yarısından fazlası fiziki olmayan nedenlerden doğmaktadır. Fiziki olmayan nedenlerin en belli başlısı stres veya anksiyete (kaygı)dir. Eğer bir erkek gevşemiş olarak dikkatini cinsel ilişki üzerinde toplayamazsa, şartların baskısı altında ezilmiş ve ne yapacağını bilemez bir hale gelmişse, üç kademeli sertleşme işleminin gerçekleşmesi zordur. Bu, herhangi bir zamanda, hemen herkese olabilir. İktidarsızlık aynı zamanda, depresyon gibi psikolojik problemlerin bazen görülen bir yan etkisidir. Cinsel eşe karşı olumsuz duygular, veya cinsel eşin belirttiği olumsuz duygular (direnme, şiddet veya ilgisizlik gibi) da iktidarsızlık için bir neden olabilir. Önemli olan şey,bir kere böyle bir şey olunca daimi olarak böyle bir probleminiz olacağı ve bundan sonraki cinsel karşılaşmada da bunu beklemeniz gerektiği gibi bir düşünceye kapılmamaktır. Sertleşmede düşünce problemleri çok önemli olduğundan, böyle olumsuz bir peşin hüküm, bazı durumlar da gerçekte bulunmayan bir problemi yaratabilir. Eğer başınızdan bir iktidarsızlık olayı geçtiyse, yapılacak en iyi iş bunu unutmak ve başka bir seferinde başarılı olmayı beklemektir. Böyle bir olay bir erkeğin erkekliği hakkında olumsuz bir not değildir. Geçici veya devamlı iktidarsızlık çeken erkeğin cinsel eşini hatırlaması da önemlidir. Bazı durumlarda bir kadın sertieşmeyi kendisinin arzulayabilirliği anlamında bir yorum olarak kabul edebilir, sertleşmenin olmayışı eşe arzu edilmediği mesajını verebilir ve bu konuda ikna edici olmak faydalıdır. Eşinin iktidarsızlığı bir kadının aşağılık duygusuna kapılmasına yol açabilir. Fakat erkek kadına, kendisine çekici geldiğini açıkça belirtirse veya kadın iktidarsızlığın ilgisizlikten meydana gelmesinin nadir görülen bir olay olduğunu anlarsa, bu problem hallolabilir. İktidarsızlık vakalarırın yarısına yakın bölümüne fiziki nedenler yol açar. Bunlar en sık görülenden en seyrek görülene doğru sırasıyla, diyabetik nöropati, kardiyovasküler hastalıklar, bazı ilaçlar, prostat kanseri ameliyatı, omuriliği zedeleyen kırıklar, multipl skleroz, hormon bozuklukları ve alkolizm veya uyuşturucu ilaç ve maddelere bağımlılıktır. İktidarsızlığın fizik olan ve olmayan nedenleri birbirini etkiler. Örneğin, cinsel tepkiyi yavaşlatan önemsiz bir fiziki problem sertleşmeyi sağlama konusunda endişeye yol açabilir ve bu endişe de iktidarsızlığı daha da artırabilir.

Tedavi

Psikolojik Tedavi Eğer iktidarsızlıktan çoğunlukla veya tamamen, fiziki olmayan nedenler sorumluysa, doktorunuz, ya yalnız başınıza veya eşinizle birlikte bir psikiyatri uzmanına bir psikoloğa veya seks terapistine önerebilir. llaç Tedavisi Bazı iktidarsızlık durumlarında hormon verilebilir. Bazen doğrudan doğruya penise, sertleşmeyi sağlayan bir ilaç zerk edilebilir. Başka rahatsızlıklar, nedeniyle almakta olduğunuz ilaçların iktidarsızlık gibi bir yan etkisi olduğu düşünülürse bunlar değiştirilebilir, veya bıraktırılabilir. Ameliyat Eğer iktidarsızlığın nedeninin penise giden damarların tıkanıklığından olduğu düşünülüyorsa, vasküler rekonstrüksiyon yapılabilir (damarlara yeniden biçim verilmesi). Eğer iktidarsızlık diğer tedavilerin hiçbiriyle düzeltilemiyorsa, daimi bir penis protezi yerleştirilebilir. Bu tür ameliyat binlerce erkeğe yapılmış ve başarılı olmuştur. Çok kullanılan protezler üçe ayrılın 1) Yarı sert protez 2) çok bölümlü şişirilebilen protez, 3) Kendi içinde şişirilebilen protez. 1) Yarı sert protez daima sertçe kalır, fakat penisin cinsel birleşme dışında vücuda yanaşık durmasına olanak verir. 2 + 3) şişirilebiten tipler, sertleşme olmasını isrediğiniz zaman çalıştırabileceğiniz sıvı depolarıdır. Bir de, yeni geliştirilen bir vakum cihazı cerrahi yoldan takılan penis protezlerine bir alternatif meydana getirir. Bu cihaz penisi içine alacak bir tüp şeklindedir. Özel pompasında vakum oluşturarak penis damarlarına kan hücum etmesini kolaylaştırır.

bel fıtığı tedavisi ve sonuçları

Tedavinin Sonucu
Bel fıtığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu konservatif tedavi dediğimiz ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Fakat cerrahi lüzumluysa bunu da geciktirmemek gerekir, çünkü günümüzde uygun ve yeterli bir teknikle ameliyat edilen hastalarda başarı oranı % 95 civarındadır. Doğru hasta, doğru zamanda, doğru teknikle, doğru ekip tarafından, doğru âlet ve cihazlar kullanılarak ameliyat edilirse başarı şansı yükselmektedir. Cerrahın dikkat ve deneyimi, ciltten itibaren dokulara çıplak gözle müdahale edilmemesi, aydınlatmanın iyi olması, gerektiğinde spinal veya epidural anestezi kullanılarak genel anestezinin devre dışı bırakılması elde edilen yüz güldürücü sonuçların oranını artırırken, komplikasyonları da giderek azaltmaktadır. Ameliyat yerindeki yüzeyel veya derin dokuların iltihabı, yapışıklıklar, epidural nedbe dokusu teşekkülü, dura mater denilen kalın zarın zedelenmesi gibi nisbeten basit komplikasyonların yanında sinir elemanlarının, komşu yapıların, iç organların, büyük damarların zarar görmesi gibi önemli komplikasyonlar ve diğer birtakım istenmeyen olaylar tıpta en ileri düzeydeki merkezler dahil tüm dünyada görülebilmektedir. Anesteziye ait komplikasyonları da unutmamak gerekir. Ancak uygulanan üstün teknik ve elde edilen muazzam deneyimle beraber gerektiğinde genel anestezinin devre dışı bırakılabiliyor olması komplikasyonları en alt seviyeye indirgemektedir. Bütün bunlara rağmen her türlü risk hâlâ sıfırlanabilmiş değildir. Bilim sürekli gelişiyor. Birçok olumlu şey yapılmış olmasına karşılık daha katedilecek çok yolumuz vardır.

bebek ve gelişim

Yüzüstü dururken başını hafifçe kaldırabilir, olduğu yerde emekleme hareketleri yapabilir.Eli genellikle yumrukşeklinde sıkılır.Sese tepki gösterebilir. Bu tepkiler göz kırpma, hareket ve sıçrama biçiminde olabilir.Karşısındaki insanın yüzüne bakabilir.Oturur durumdayken başını arasıra dik tutar. Yüzükoyun yatırıldığında başını kaldırabilir.

Oturtulunca başını dik tutabilir. Yüzükoyun yatırılınca hem başını hem de omuzlarını kaldırabilir. Hareket eden cisimleri gözleriyle izleyebilir. Annesinin kendisiyle konuşmasına gülümser ve ses çıkararak yanıt verir.El artık yumruk şeklinde değildir.Konuşulunca veya meşgul olununca gülümser. Etrafı ilgi ile seyretmeye başlar.

Yüzükoyun yatırıldığında kollarına dayanarak doğrulabilir. Hareket eden cisimleri başını çevirerek izler. Eline verilen çıngırakla oynayabilir, ancak düşürürse alamaz. “A-gu” sesleri çıkarabilir. Başını dik tutma hareketini rahatlıkla gerçekleştirir.Elleri genellikle açıktır. Eşyaları yakalayıp kendine doğru çekebilir.Keyifli olduğuna dair sesler çıkartır.Tanıdığı kişilere veya eşyaya uzanabilir. Beslenme hazırlığını anlar.

Destekle oturmaya başlar.Eşyayı almak için iki kolunu birden kullanabilir. Masa üzerindeki ilginç bir eşyaya dokunabilir.5 Aylıkken sesleri ayırt etmeye başlar. Zil sesine başını çevirir. Agu gibi sesleri çıkarır.Etrafı seyretmekten zevk aldığını anlayabilirsiniz.

Sırtüstü pozisyondayken yüzükoyun dönebilir. Desteksiz oturabilir. Yatar durumda ayağını ağzına götürebilir.İki elini ayrı ayrı kullanabilir. Eşyayı bir elinden diğerine geçirebilir.Tek heceli sesler çıkarır. 7 aylıkken “baş baş” yapabilir.Yabancıları yadırgamaya başlar. El çırpma oyununu anlar, yapar.

göze yabancı cisim kaçması

Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar.

Gözde yanma, batma, sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı kızarıklık görülür. Hatalı müdahaleler göze zarar verir ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir. İlkyardımcı, kişinin gözlerini ovmasını önlemeli bol suyla yıkandıktan sonra gözlerini kapattırıp cismin gözyaşı ile çıkmasını beklemelidir. Bu olmuyor ve cisim gözle görülebiliyorsa temiz bir bez parçasının kenarı ile alınabilir. Çıkartma işleminden pamuk kullanılmaz. Yabancı cisim yine çıkmıyorsa kişi nakledilir.............

eşek arısı sokması arı

Hymenoptera ailesinden olan böceklerin zehirine allerjisi olan insan sayısı onda birdir. Hymenoptera ailesinden bir böceğin sokması acil tedavi gerektiren ölümcül olabilecek ve anafilaktik reaksiyon denilen bir duruma yol açar. Arı sokmasına reaksiyon belirtileri, gözlerin çevresinde, dilde, dudaklarda veya boğazda şişme, nefes almakta zoruk, öksürme ve hırıltı ve vücucta hissizlik ve kramplar şeklınde ortaya çıkar. Ciltte ürtiker görülür. Dil sürcer ve huzursuzluk, zihinde bulanıklık, bulantı hissi ve kusma ve hatta baygınlık olabilir.

kene ısırması

Cildinizde dolaşan bir kene görürseniz, dikkatlice alın. Parmaklarınız arasında ezmeyin. Ya ateşe atın, ya da iki taş arasında ezerek öldürün. Sonra ellerinizi yıkayın. Kene sizi ısırmış ve derinize yapışmışsa çekerek çıkarmaya çalışmayın. Üzerine yağ dökün (mutfakta kullandığınız yağlar veya dikiş makinası yağı olabilir). Yağ kenenin nefes almasını zorlaştıracaktır. Böylece gevşeyen keneyi cımbızla alın. Keneyi alınca o bölgeyi su ve sabunla yıkayın. Birkaç gün Lyme hastalığının belirtileri olup olmadığını gözleyin.

yılan sokması 1

Yılanların çoğu zehirli değildir. Fakat, çıngıraklı yılan, bazı su yılanları ve çamur yılanı, engerek cinsı yılanlar ve daha bir çokları da zehirlı türler oloduğu için hiçbir zaman gördüğünüz bir yılanı elinize almayın. Bır yılan tarafından ısırılırsanız, zehırli yılanların çoğunun gözleri çizgi halinde ve ovaldir. Başları ise üçgen biçimindedir ve başlarnın her iki yanında gözleriyle burun delikleri arasında ince bir çukurluk vardır. Bunlara topluca çukurlu zehirliler denilmesi de bu nedenledir. Çıngıraklı yılanların ise kuyrukları çevresindeki siyah halkalardan çıngırak sesine benzer bir ses gelir. Su yılanlarının ağzının içi beyazımsı pamuk gibi bir tabakayla kaplıdır. Çamur yılanının uzunluğu boyunca kırmızı, sarı ve siyah renkli halkaları vardır.

Tedavi

Yılan zehirli değilse ısırığı güzelce yıkayıp antibiyotikli bir merhem sürüp sarmalısınız. Bu tür ısırmalar genelde tehlikeli değil ama korkutucudur. Yılanın zehirli olduğundan şüpheniz varsa aşağıdaki önlemleri alınız. 1. Isırıldıktan sonra sakin bir şekilde hemen uzanın ve mümkünse ısırığın bulunduğu yeri kalbinize göre daha alt düzeyde tutun. Bu pozisyon zehirin kan dolaşımına girmesini geciktirir. 2. Isırık çevresi kızarıp şişmeye başlar ve ağrı hissederseniz, büyük olasılıkla yılan zehirlidir. Isırık kol veya bacaktaysa, kalple ısırılan bölge arasına ısırığın 4-5 santim üstünden sıkı bir sargı yapın. Sargı deri altındaki dolaşımı yavaşlatacak kadar sıkı fakat kol ve bacaktaki dolaşımı engellemeyecek kadar hafif olmalıdır. Sargıyı çıkarmayın; bunu doktor yapmalıdır. 3. Yılanın zehirli olduğundan eminseniz ve hastahane’den 2 saatten uzak bir yerdeyseniz ve ısırma 15 dakika önce olmuşsa, steril bir bıçak veya jiletle diş yerlerinin her birinin üzerine 5-6 mm. derinlikte kesikler yapın. Bu kesiklerin kol veya bacağın boyunca olması şarttır. Isıran mercan yılanı ise bu tür kesikleri yapmayın! Zehiri emin ve tükürün. Emme aletiniz varsa onu kullanın. 4. Derhal acil yardım çağırın.

Göz Tembelliğinde Tedavi Süresi

Göz tembelliği erken çocukluk çağında ortaya çıkan ve bir gözün yeterince görememesi şeklinde tanımlanabilecek bir durumdur. Göz tembelliğine her 100 kişiden 3′ünde rastlanmaktadır.

Göz tembelliği ancak küçük yaşlarda tespit edilirse tedavi edilebileceğinden ebeveynlerin bu konuda son derece hassasiyet göstererek erken yaşlarda çocukların göz muayenesi olmalarını sağlamaları gerekmektedir. Acımadem Göz Hastalıkları Medikal Direktörü Doç. Dr Bozkurt Şener, erken teşhis ve düzenli tedavi yapılırsa çoğu kez normal görmeye ulaşabildiklerini belirterek, “9 yaş sonrasında yapılacak tedavinin faydası yoktur. Katarakt gibi sebeplerle ortaya çıkan göz tembelliklerinde çok seri davranmak gereklidir” dedi.

Göz tembelliği nedir?
Göz tembelliği erken çocukluk çağında ortaya çıkan ve bir gözün yeterince görememesi şeklinde tanımlayabilecek bir durumdur. Göz tembelliğine her 100 kişiden 3′ünde rastlanmaktadır. Göz tembelliği ancak küçük yaşlarda tespit edilirse tedavi edilebileceğinden ebeveynlerin bu konuda son derece hassasiyet göstererek erken yaşlarda çocukların göz muayenesi olmaları sağlamaları gerekmektedir.

Normal Görme Nasıl Gelişir?
Bebekler doğduklarında ancak belirli oranlarda görebilmektedirler. (gözlerini kullandıkça görme potansiyelleri artmaktadır) İlk 9 yaş içinde görme sistemi tam olarak gelişmekte ve daha sonra belirgin bir değişiklik olmaktadır.

Eğer bir göz tüm düzeltmelere rağmen tam kapasiteli göremiyorsa bu durum kişinin hayatında olumsuz bazı etkilere yol açar. Mesela bazı mesleklerde (askerlik, pilot ) göz tembelliği olan kişiler yer alamazlar.

Göz Muayenesi ne zaman yapılmalıdır?
Tüm çocukların ilk 1 yaşta ve 4 yaşına gelmeden önce herhangi bir sorunu olmasa da mutlaka bir göz doktoru tarafından muayene edilmiş olması gerekmektedir. Bu arada doğumdan itibaren hem ailenin hem de çocuk doktorlarının bazı tespitleri ile gerekli hallerde çok erken dönemlerde de göz muayenesi yapılabilir.

Neler göz tembelliğine yol açabilir?
Göz tembelliği gözlerin normal olarak kullanılmasını engelleyen her türlü durumda ortaya çıkabilir. Çoğu vakada göz tembelliğine yol açan durumlar kalıtsal olabilir. Özellikle ailesinde göz tembelliği olan çocuklar göz doktoru tarafından mutlaka muayene edilmelidir.

Göz Tembelliğinin sebepleri nelerdir?
Göz tembelliğinin üç sebebi bulunmaktadır. Bunlar şaşılık, kırma kusurları ve saydam olması gerekli göz dokularında bulanıklıktır. Bunları da açarsak:

Şaşılık: Gözleri paralel duruma getirildiği zaman görme bulandığı için çocuk bir gözünü kullanmaz ve gözde tembellik oluşur.

Kırma kusurları: Mevcut olan yüksek kırma kusuru nedeni ile bir göz diğerinden çok bulanık görmekte ise bu göz görsel gelişimini tamamlayarak tembel hale gelmektedir. Görünüşte gözlerde herhangi bir problem olmadığı için tespit edilmesi en zor olan göz tembelliği tipi budur. Aileler çocukların gözünde bir kayma tespit ettiklerinde hemen muayenesini sağlamakta ancak diğer durumlarda genellikle göz muayenesi okul dönemine kadar gecikmekte ve bu durumda da çoğu kez geç kalınmış almaktadır. Bu nedenle ilk 1 yaşta ve 4 yaş öncesi tüm çocukların şikayeti olsun olmasın ,mutlak surette göz muayenesi olmaları gerekmektedir.

Saydam olması gerekli göz dokularında bulanıklık: Bu durumun başında katarakt gelmektedir. Bu tip göz tembelliği en erken gelişen göz tembelliğidir. Dolayısı ile her yeni doğanın mutlak bir göz doktoru tarafından son derece kolay bir test olan kırmızı yansıma testine tabi tutulması ve bir anormallik halinde acilen göz doktoruna muayenesi gereklidir. Çünkü bu tip göz tembelliği çok erken ve çok narin olarak gelişmektedir. Doğumsal katarak mümkün olan sen kısa zamanda cerrahi olarak tedavi edilmelidir.

Göz Tembelliği Tanısı Nasıl Konulur?
Bu çoğu kez oldukça zor bir durumdur. Çünkü çocukların görme muayeneleri 3-4 yaş oldukça güçlü arz etmektedir. Daha küçük çocuklarda ve bebeklerde sağlam gözün doktor tarafından elle kapatılması halinde tepkiyi değerlendirmek gibi bir takım yöntemlerle göz tembelliği olan göz tespit edilmeye çalışılır. İlk 1 yaş ve 4 yaş öncesi muayenede göz doktoru temel olarak şunu yapar. Gözlerde herhangi bir kayma olup olmadığını muayene eder. Daha sonra saydam ortamlarda herhangi bir bulanıklık olup olmadığına bakar, göz bebeği damla ile genişletilerek, her iki gözün kırma değerleri ölçülür. Burada önemli olan nokta özellikle bir gözde , diğerinin çok üzerinde bir kırma kusuru olup olmadığıdır. Bunan dışında her iki gözdeki yüksek kırma kusurları da dikkate alınır. Kırma kusuru muayenesi dışında retina (görme zarı) ve optik sinir (görme siniri) muayenesi de yapılarak muayene tamamlanır.

Göz Tembelliği nasıl tedavi edilir?
Göz tembelliği tedavinin esası zayıf gözün kullandırılmasına dayanır. Bu, sağlam gözün özel bir bandajla haftalar bazen aylar boyunca kapatılması ile yapılır. Önce gerekli olan reçete verilir. Çocuk bunu kullanmaya başlar ve kapama tedavisi yapılır. Şaşılıkta eğer bir cerrahi müdahale yapılacaksa genellikle önce göz tembelliği giderilmeye çalışılmalıdır. Ameliyat öncesi belli bir dönem kapama tedavisi yapılır, ameliyat uygulanır, daha sonra bir müddet daha kapama yapılmaya devam edilir. Aileler ne yazık ki kayma ameliyattan sonra her şeyin yoluna girdiği düşüncesiyle kapama sırasında ne gibi şeyler yapılması gerektiğini size açıklar. Bundan sonrası ise tamamen sizin sabrınıza kalmıştır.

Az görme önlenebilir bir problemidir?
Başarıda en önemli nokta göz tembelliğinin tanı zamanıdır. Eğer erken teşhis ve düzenli tedavi yapılırsa çoğu kez normal görmeye ulaşabilmektedir. 9 yaş sonrasında yapılacak kapamanın herhangi bir faydası olmamaktadır. Katarakt gibi sebeplerle ortaya çıkan göz tembelliklerinde çok seri davranmak gereklidir. Erken bebeklik döneminde cerrahi ve kapama tedavileri ile müdahale yapılmalıdır.

guzelbayan.bloggum.com'daki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır, doktor uyarısı ya da önerisi yerine geçmez.