Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

guzellik,cilt bakımı,diyet,zayıflama,kilo verme

Ana sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
4 tane "şok" etiketli yazı bulundu "şok" tagli diger ogeler resimler , videolar

bel fıtığı

Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdaklar bulunur. Disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder.
Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerde ise her iki tarafta son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder .
Ayrıca fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olurlar.

Omur kemiklerine yandan bakışta normal disk ve
omurilik kanalının içine fıtıklaşmış disk görülmektedir.

Manyetik rezonans fotoğrafında gelişmiş bir bel fıtığı
ok ile gösterilmektedir.

Bel fıtığı gelişirken şekil A’da görüldüğü gibi anulus fibrozus dış liflerinin
bir kısmı henüz yırtılmamış ve disk materyalinin tamamı diskin içerisinde ise
buna kapsamı içerisinde (contained) disk denir. Ancak şekil B’deki gibi
anulus fibrozus liflerinin tamamı bütünlüğünü yitirmiş ve disk içindeki
materyal anulusun dışına taşmış ise buna da kapsamı dışarıya çıkmış

(uncontained) disk adı verilir.

Bel fıtığının gelişimi ve değişik tipleri izlenmektedir. Nadiren
rastladığımız dura içine fıtıklaşma disk materyalinin dura denen kalın zarı
delerek omurilik kanalının içine girmesiyle oluşur. Fıtıklaşan diskin posterior
longitudinal ligament, peridural membran ve sinir köküyle olan ilişkisinin
şekline göre fıtıklaşma; subligamentöz, ekstraligamentöz, submembranöz, transmembranöz veya intraradiküler olarak adlandırılır. Ayrıca ekstrüzyon
veya sekestrasyon tarzında fıtıklaşmalarda disk materyali kafa veya kuyruk
sokumu yönünde yer değiştirebilir. Bu durumda kranial / kaudal uzanımlı
ekstürüde bel fıtığından, kranial / kaudal yönde göç etmiş sekestre
bel fıtığından veya göç etmemiş sekestre bel fıtığından söz edilebilir.

adet döneminde bakım

Geçmişte, adet gören kadınlar kanama döneminde birtakım bezler kullanırlar, bunları yıkayıp tekrar kullanırlardı. Günümüzde hazır bezler (petler), vajina içine sokularak kanı emebilecek tampon ve süngerler mevcuttur. Kutulardaki bezler veya tamponların bazılarının üzerinde normal bazılarında ise süper yazılıdır.Bu terimler, ürünlerin boylarını ifade eder. Bu konuda belirlenmiş standartlar olmadığından bir markanın normali, diğerinin süperi kadar emici olabilir. Ancak deneyerek kendinize en uygun olanı bulabilirsiniz. Toksik şok riski yüzünden doktorlar şimdi kadınlara, tampon yerine pet kullanmalarını, tamponu çok uzun tutmamalarını, ve geceleri pet kullanmalarını tavsiye etmektedirler. Bezler ve tamponlara ucuz bir seçenek olarak adet süngerleri vardır. Bunlar doğal sünger olup dahili olarak kullanılır ve yıkanıp yeniden kullanılabilir. Bu süngerler de tamponlar da steril değildir. Tamponlar için yapılan uyarılar süngerler için de geçerlidir. Uzun süre tutmayın ve geceleri pet kullanın. Adet sırasında vajina veya vulvanızda bir kaşıntı başlarsa veya tahriş varsa, muhtemelen, kokulu veya deodoranlı bir pet veya tampon kullanmanızdan kaynaklanabilir. Bazı kadınlar bu ürünlerde kullanılan bazı kimyasal maddelere karşı alerjiktirler. Adet sıvısı bakteri ve hava ile temas edene kadar kokusuzdur. Genelde, yıkanan bezi, tamponu veya süngeri sık sık değiştiren bir kadının koku sorunu olmaması gerekir. Sağlık açısından, adet görürken cinsel ilişkide bulunmanın bir zararı yoktur. Bazı kadınlar, adet akıntısını, kontreseptif jel ile nemlendirilmiş diyafram kullanarak bir süre için durdururlar.

Şok

Şok
Çeşitli sebeplerle husûle gelen ve hayatî organların normal kanlanmamasına sebep olan kalp debisi düşüklüğüyle karakterize bir akut (had) dolaşım yetmezliği. Şoku, sebeplerine göre şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:

Kardiyojenik şok (myokard enfarktüsüne bağlı şok; akciğer damarlarının âni tıkanıklığı vs.), septik şok (enfeksiyonlara bağlıdır), oligemik şok (kan kaybı, sıvı ve elektrolit kaybına bağlı şok), anaflaktik şok (âni allerjik durumlar), nörojenik-psikojenik şok (âni üzüntü, korku, âni sevinç vb.), endokrin hastalıklara (hormonal bozukluklar) bağlı şok, cerrahî şok, irreversibl şok (iyileşemeyecek ve ölümle sonlanacak olan şok).

Şokun genel olarak üç devresi vardır. Örnek olarak kan kaybına bağlı şoku ele alalım: İlk devre, erken devre ismini alır. Hafif kanamalarda teşekkül eden şokun erken devresinde kalp debisi ve tansiyon bir miktar azalır. Bu devrede vücûdun bazı savunma mekanizmaları şokun zararlı tesirlerini gidermede tesirli olurlar. Kalbin kasılma gücü ve dakikadaki atım sayısı artar. Çevre damar direnci artar ve böylece kalpten pompalanan kan, daha ziyâde hayâtî organlara yöneltilmiş olur. Ayrıca bâzı hormonal mekanizmalar da harekete geçerek vücutta su ve tuz tutulmasını sağlamak sûretiyle tansiyonun düzeltilmesinde, şokun bu erken devresinde etkili olurlar.

Şokun ikinci devresi ilerlemiş devredir. Bu devrede vücudun savunma mekanizmaları, organların normal olarak kanlanmasının temininde yetersiz kalırlar. Böylece bu organlarla ilgili çeşitli yetersizlik belirtileri ortaya çıkar. Meselâ, böbreğe gelen kan akımının ileri derecede azalması, idrar miktarının da azalmasına ve böylece böbrek yetmezliğine yol açar.

Şokun son devresi, irreversibl (geriye dönüşü olmayan) şok devresidir ki, bu devrede organlardaki bozukluklar had safhaya ulaşır. Bütün tedâviler yetersiz kalır ve ölüm husûle gelir.

Şokun kliniği: Nabız sayısıyla belirginlik (ele gelme) derecesi şokun mevcudiyeti ve ağırlığı hakkında bilgi veren güvenilir kaynaklardır. Nabız ne kadar süratli ve hafifse, şok o kadar ağır kabul edilir. Bâzan nabızda düzensizlik de görülebilir.

Şokta tansiyon, yâni kan basıncı düşer ve bu düşme oranında şokun derinliği de artar. Genellikle tansiyonu 100-130 mm cıva basıncı civarında seyreden bir kimsede tansiyon 80 mm cıva basıncının altına düşerse, dikkatli olmak gerekir. Şok husûle gelebilir. 80-90 mm cıva basıncı tansiyonla normal hayâtını sürdürenler olduğu gibi, normalde tansiyonu yüksek seyretmekte olan bir kimsede ise sistolik basınç 110 mm’nin altına düşünce şok meydana gelebilir. Solunum sayısı artar ve solunum sathî bir hâle gelir.

Şokta genellikle, vücut ısısı düşer. Sâdece bakteriel şokta ısı yükselir.

Hastanın genel görünümü şokun anlaşılmasında büyük önem taşır. Hastanın rengi soluktur, tırnaklar morumtraktır. Cilt nemli ve soğuktur. Başlangıçta korku içinde ve telâşlı görünen hasta, zaman geçtikçe durgunlaşır ve nihâyet dolaşım yetmezliği neticesi komaya girer. Hasta müthiş bir bitkinlik ve hâlsizlik içerisindedir.

Şoktaki hastada, şoka sebep olan hastalıkla ilgili klinik bulgular da sözkonusudur. Meselâ, yemek borusu varisi kanamasına bağlı olarak şoka giren bir hastada sirozla ilgili belirtiler bulunur.

Şoktaki hastada, laboratuvar bulgularında çeşitli değişiklikler olur. Meselâ, kanın PH değeri asit tarafa kayar, hematokrit değeri, bâzı şoklarda dokulardan damar içine mâyi akımı olduğundan relatif olarak düşer. Bâzılarında ise (meselâ yanık ve dehidratonyon şoklarında) yükselir. İdrar miktarı azalır, merkezî toplardamar basıncı azalır, dolaşım zamânı uzar.

Tedâvi: Şok tedâvisinde temel prensip, şoka sebep olan âmili bulup, ortadan kaldırmaktır. Meselâ, kan kaybının durdurulması, enfeksiyonun tedâvi edilmesi, şiddetli ağrının giderilmesi, allerjik hâdiselerin ortadan kaldırılması, hormonal bozuklukların düzeltilmesi gibi.

Sebebi ne olursa olsun her şok vak’asında alınması gerekli bâzı tedbir vardır: Hastaya idrar sondası takılarak, idrar miktarı kontrol edilir. Damara girilerek, hasta, damardan beslenir, gerekli ilâçlar (ağrı kesici, antibiyotik, tansiyon yükseltici, kortikosteroidler vb.) bu yolla verilir. Gerekiyorsa hastaya oksijen verilir, mîde sondası takılır, kan kaybı varsa tâze kan nakli yapılır, hastanın vücut ısısı yükseltilir ve hasta sıkı bir tâkibe alınır.

Özellikle çeşitli kazâlarda ve yaralanmalarda şoku önlemek, tedâvisinden daha önemlidir. Yaralanan bir şahısla karşılaşıldığında ilk yardım olarak, varsa kanaması en basit metodlarla durdurulur, solunum ve kalp masajı yapılır, şahıs aslâ ayağa kaldırılmaz, ayakları, vücut seviyesinin üstünde tutulur, üzeri battaniyelerle örtülür, varsa ağrı kesici verilir ve en seri vâsıtalarla hastâneye gönderilir.

şoka girme

ŞOK

Dolaşım sistemi, kanın tüm hücre ve dokulara ulaşmasını sağlar. Bu sistem sayesinde her hücreye oksijen ve besin maddesi taşınır ve hücrelerden metabolik atıklar uzaklaştırılır.

Beyin, medulla spinalis ve kalp gibi organların devamlı ve belirli miktarda kana gereksinimleri vardır ve kan akımının kesilmesine birkaç dakikadan fazla tahammül edemezler. Aksi halde, hücreler  ya ölürler ya da fonksiyonlarını kaybederler.

Kalp, kanın dolaşım sistemi içinde sürekli dolaşmasını sağlar; bir dakikada ortalama 6 lt kanı, sadece 6 lt alan sisteme pompalar.  Dolaşım sistemi tarafından, vücudun her tarafına yeterli miktarda kanın pompalanamadığı duruma ŞOK denilmektedir. Şokun oluşabilmesi için, mutlaka kişide bir sorun olmalıdır ve bu sorun kontrol altına alınamadığı için kişinin durumu gittikçe bozulmalıdır. Örnek : kişinin bacak kemiği kırılmış, şiddetli kanıyor ve hiçbir müdahale yapılmamışsa, şok gelişir.

 

Şoku oluşturan en önemli  nedenler :                -  aşırı kan kaybı

 

                                                                                 -  geniş ve derin yanıklar          sıvı kaybı

                                                                                 -  aşırı kusma ve ishal           

                                                                                 -  aşırı terleme .

guzelbayan.bloggum.com'daki yazılar yalnızca bilgi verme amaçlıdır, doktor uyarısı ya da önerisi yerine geçmez.