Meme Kanseri Hakkında Sık Sorulanlar
Genç kadınlar, memenin
vücutlarının saklı ve gizemli bir parçası olduğuna inandırılarak
yetiştirilirler. Görülmesinin, dokunulmasının ve hakkında açıktan
konuşulmasının toplumsal bir tabu olduğu kabul edilir. Erginliğe
ulaşıldığında farklı bir duygu da birlikte gelişerek meme, kadınlığın
sembolü durumuna gelir. Bebek için beslenme, karşı cins için cinsellik
işlevi kazanır.
Taşıdığı gizem ve sembollerin yanında
memenin diğer bir özelliği de, kadın sağlığı ile olan ilişkisidir. Meme
ve sağlık arasındaki bu ilişki yeterince vurgulanmadığı için, herhangi
bir meme hastalığı karşısında kadın, büyük bir şaşkınlık ve korkuya
uğramaktadır.
Gelişmiş ülkelerde, kadınların hekime baş vurmalarının başlıca
nedenlerinden biri, meme ile ilgili yakınmalardır. Tüm yaşamı boyunca
kadının memesinde bir sertlik fark etmesi, yada ağrı gelişmesi sık
rastlanan bir yakınmadır. Memede fark edilen sertliklerin, kitlelerin
ve değişikliklerin büyük bir çoğunluğu kanser değildir. Eğer kanserse
bile, erken tanınabilirse, tedavisi mümkündür.
Bu kitapçık, sizin memeniz ile tanışmanız , başkaları için gizemini
korusa bile, artık sizin bu duyguyu aşıp bu organınız ile karşı karşıya
gel
meniz amacı ile hazırlandı.
KANSER NEDİR ?
Anneden gelen yumurta ve babadan gelen spermin birleşmesi ile annenin
ve babanın genetik bilgilerin taşıyan tek bir hücre meydana gelir. Bu
genetik bilgiye DNA adını veriyoruz. Bu tek hücre, DNA kontrolünde
çoğalarak 100 trilyon sayısına ulaşınca erişkin bir oluşur.
Bütün hücreler görevlerini DNA kontrolünde yerine getirir. Hücreler
bazı zamanlarda organizmanın ihtiyacını karşılamak üzere çoğalırlar. Bu
çoğalma yine DNA kontrolündedir. Bazen çeşitli nedenler ile DNA
üzerinde bazı değişiklikler meydana gelir. İşte hücrelerin çoğalmasını
kontrol eden bölüm değişirse, hücrelerin çoğalmalarını kontrol eden
mekanizma ortadan kalkar.
Bunun sonucu
hücrelerde kontrolsüz aşırı bir çoğalma başlar. Kontrol ortadan
kalktığı için organizmanın sadece belirli bir organında çoğalması
gereken hücreler, kan ,lenf veya komşuluk yolu ile organizmanın diğer
yerlerine gider ve orada da çoğalmaya başlar. İşte, kontrol dışı
çoğalmaya başlayan bu hücrelere kanser hücreleri, oluşturdukları klinik
tabloya da kanser hastalığı denir.
MEME KANSERİ NEDİR ?
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan
kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin,
yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve
vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme
kanseri denir.
MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR ?
Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık
görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk
faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları
söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme
kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri
taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine
yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır.
Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan
kontrollerini yaptırmalıdırlar.
Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde sayabiliriz;
-
Yaş:
İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan
kadınların % 70''i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş
üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın
altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş
üzerindeki her kadın, mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak muayene
olmalı ve mamografi dediğimiz meme filmini çektirmelidir.
-
Kişisel meme kanseri hikayesi:
Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer
memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha
fazladır.
-
Ailede meme kanseri hikayesi:
Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış kadınların, meme
kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara göre daha fazladır.
Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir kadının,
meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha
fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu şekilde
sorunları olan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı
kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile
geçiş riski yüksek bulunursa, genetik testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız
polikliniğinde bu hizmet verilmektedir.
-
Daha önce meme biopsisi yapılmış olması:
Memede bir kitle nedeni ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör
saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması,
kanser gelişme riskini değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün
hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan bir biopside,
çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik hiperplazi
tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür), meme
kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre daha fazladır.
-
Fertil çağ süresi:
Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç girilmesi, fertil cağı
uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi
altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken
menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri
riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye
devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa
artmaktadır.
-
Doğurganlık hikayesi:
İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra
doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce
doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk
hafif yükselmektedir
-
Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği:
Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme kanseri
görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi
beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye
başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni
ile daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu
nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi
nedenler sebep olarak sayılabilir. Ayrıca bunların dışında başka
faktörler de rol almaktadır.
-
Östrojen hormonu tedavisi görenler:
Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören
kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi
almayan kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve osteoporoz gibi
sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının
azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka
bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır.
-
Doğum kontrol hapı kullanılması:
Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte hafif bir risk artışı olduğu
ileri sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış olan
kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan kalkmaktadır.
-
Alkol kullanılması: F
azla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre risk nispeten
artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme
kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır.
Alkol alımının günde bir kadeh ile sınırlandırılması önerilmektedir.
-
Sigara:
Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel sağlığı
etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir. ?işmanlık ve yağlı
beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki
kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir.
Özellikle, doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve
yağlı süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı ileri
sürülmüştür.
MEME KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ ?
Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme kanseri
riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara
önerilmektedir. Beslenme:Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi
vardır. Sebze ve meyveden zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden
uzak durulması önerilmektedir. Günlük gıda alımına C vitamini,
betakaroten gibi antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi olduğu
ileri sürülmektedir.
Kısaca,
-
şişmanlığın azaltılması,
-
alkol alınıyorsa bırakılması.
-
Hafif egzersiz yapılması (haftada 4 saat tempolu yürüyüş),
-
Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi,
gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40 oranında azaltılabilmektedir.
MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ ?
Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz yoktur. Günümüzde
bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme
kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede
hastalığın toplumda yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve
kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir.
Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk
durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollarının
uygulamasıdır.
MEME KANSERİ NASIL ERKEN TESPİT EDİLEBİLİR ?
Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk
faktörlerine göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en
başta yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine rağmen,
ilerleyen yaş gruplarında bu risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş
gruplarında erken teşhis için alınması gereken önlemler, daha erken yaş
gruplarına göre farklılık göstermektedir.
Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde kendi
kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda
farklılık olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit
edilirse derhal bir hekime baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa
bile, üç yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmelidirler.
Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek
olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir.
Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile mamogrofiyi çektirmeleri
gereklidir.
Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve
her yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi dediğimiz
meme filmini her yıl çektirmelidir.
KADINLAR KENDİLERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR ?
Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü kendisini muayene
etmesi gerekir. Her ay kendisini düzenli olarak kendisini muayene eden
bir kadın, memesinde ortaya çıkan bir kitleyi çok daha erken fark eder.
Kadınlara kendilerini muayene etmesini öğreten çeşitli kitap ve
broşürler var. Fakat bu çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Meme
muayenesini öğreten silikon meme kiti ve video filmleri bulunmaktadır.
Vakfımızda meme muayenesi eğitimi, bu araçlar ile seminerler şeklinde
verilmektedir.
MUAYENE SIRASINDA FARK EDİLEBİLECEK DE?İ?İKLİKLER NELERDİR?
Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir hekime baş vurulmalıdır:
-
Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle,
-
Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği,
-
Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması,
-
Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması,
-
Memenin şeklinde değişiklik,
-
Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik,
-
Meme başında ortaya çıkan akıntı.
MAMOGRAFİ NEDİR ?
Mamografi, düşük dozda çekilen bir meme rontgen filmidir. Memede,
muayene ile saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin tespit edilmesi
amacı ile çekilir. Mamografinin gerçek değeri budur. Çünkü, bu sayede,
hastalık muayene ile tespit edilebilecek safhadan önce saptanır. Bu
nedenle kesin hayat kurtarıcıdır. Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl
veya iki yılda bir mamografi çektirmeli ve her yıl uzman bir hekime
meme muayenesi olmalıdır. Elli yaşını geçen kadınlar ise her yıl
mamografi çektirmeli ve hekime muayene olmalıdır.
MAMOGRAFİ NE ZAMAN ÇEKTİRİLİR ?
Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye hafifçe
sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu zamanda
mamografi çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara
önerilmektedir. Adet bitimini takip eden hafta, memelerin
hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca adet bitimini takip eden
hafta, hormonal nedenlerle memelerin şişliği en alt düzeydedir ve bu
sırada daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu sebeplerden dolayı herhangi
özel bir durum olmadıkça, mamografi çekiminin, adetin bitimini takip
eden haftada yapılması önerilmektedir.
MAMOGRAFİ ÇEKTİRMEYE GİDERKEN NELERE DİKKAT ETMELİ ?
Mamografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır. Bu nedenle çekime
gelirken iki parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim sırasında
belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi etkileyebileceğinden,
koltuk altlarına deodorant, talk pudrası, losyon gibi şeyler
sürülmemelidir.
MEMEDE BİR KİTLE TESPİT EDİLDİ?İNDE NE YAPILMALI?
Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser mi, yoksa başka bir
hastalık mı olduğu araştırılmalıdır. ?unu önemle vurgulamak gerekir ki,
memede saptanan her kitle kanser değildir. Bu nedenle, memede şüpheli
bir kitle saptanınca, hemen korkup telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya
gerek yoktur. Memede bir kitle saptandığında, bir hekime başvurarak
daha ileri tetkiklerin yapılması gereklidir.
MEME KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler
olmuştur. Bir çok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu olanaklar,
önemli ölçüde, hastalığın saptandığı safhaya göre değişir. Hastalık ne
kadar erken safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla
olmaktadır.
Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce
yapılmaktadır. Böyle bir ekip içinde cerrah, onkolog, radyasyon
onkoloğu, radyolog, patolog, psikolog, plastik cerrah, fizyoterapist
gibi, tıbbın değişik dallarından bir araya gelmiş ve özellikle çalışma
alanları meme kanseri üzerinde yoğunlaşmış hekimler bulunur.
MEME AMELİYATLARI NELERDİR ?
Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı
uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan
korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik
olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Bunlara ek olarak da,
alınan memenin yerine, plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme
rekonstrüksiyonu yapılması ameliyatları vardır
KEMOTERAPİ NEDİR ?
Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar
ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır. Genellikle,
aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından,
değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre
verilir ve sonra ara verilir. Bu aralarda hastanın kendisini
toparlaması sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre ilaç verildikten sonra
ara verilir.
Bazı olgularda lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç
tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi sonrası
yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile,
koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye
adjuan kemoterapi denir.
HORMON TEDAVİSİ NEDİR ?
Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri
(algılayıcıları) aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı
olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve
artmalarına neden olabilir. Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde
östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde,
östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin
önlenmesidir. Bu amaçla günümüzde kullanılan ilaç, tamoxifendir.
Tamoxifen tedavisi, genellikle en az iki yıl ve en fazla beş yıl
sürmektedir.
I?IN TEDAVİSİ (RADYOTERAPİ) NEDİR?
Işın tedavisi, meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi
girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin öldürülmesini
sağlamak amacı ile yapılır. Bu tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı
yan etkileri vardır. Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten
yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki
yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen bölgedeki
deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içinde
azalır.
ERKEKLERDE MEME KANSERİ GÖRÜLÜR MÜ ?
Kadınlara kıyasla daha az görülmekle birlikte, erkeklerde de meme
kanseri görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi erkeklerde
görülür. 1993-1997 yılları arasında, erkeklerde görülen meme kanseri
oranı % 50 artış göstermiştir. Bu nedenle erkeklerin de bu konuda
duyarlı olmaları gereklidir.
DÜNYADA MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLI?I NEDİR?
Meme kanseri bir çok ülkede, kadınların en korkulu sağlık sorunu olma
özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ABD'' de, sekiz kadından birisi meme
kanserine yakalanmaktadır. Bu oran Avrupa ülkelerinde on kadında
birdir. Meme kanseri ile ilgili sayıları şu şekilde sıralayabiliriz;
1950-1970 yılları arasında ABD'' de, 1milyon kadın meme kanseri nedeni
ile hayatını kaybetti. Bu sayı ABD''nin 2. Dünya savaşı, Kore ve
Vietnam savaşlarında kaybettiği insan sayısından fazladır. 1998 yılında
Avrupa''da 1 milyon kadın, meme kanserin nedeni ile tedavi görmektedir.
2000 yılında dünyada 1 milyon kadına, yeni meme kanseri tanısı
konacaktır. Dünyada her 11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile
hayatını kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri
tanısı konuyor.
TÜRKİYE''DE MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLI?I NEDİR?
Türkiye'' de sağlıklı bir istatistik bulunmuyor. Gerek beslenme,
gerekse iklim açısından, ülkemiz şartlarına yakın sayabileceğimiz bir
Akdeniz ülkesi olan İtalya istatistiklerini ülkemize uyguladığımızda,
Türkiye'' de her yıl 30 bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır.
Sayılar soyut kavramlar oldukları için fazla bir anlam taşımayabilir.
Fakat bir an durup düşünürsek, yakın çevremizde, akraba ve dostlarımız
arasında, bu sorun ile karşılaşmış birkaç tanıdığımızı, mutlaka
anımsayacağız. Sorunun hiç de sandığımız kadar bizden uzak olmadığını,
güç de olsa kabul etmeliyiz.
DÜNYADA MEME KANSERİ ARTI? GÖSTERİYOR MU?
Hastalığın diğer bir özelliği de, görülme sıklığının artıyor olmasıdır.
Kırk yıl önce 1960 yıllarında, ABD'' de yirmi kadından birisinde meme
kanseri görülürken, günümüzde sekiz kadından birisinde meme kanseri
görülmektedir. Hastalığın gösterdiği bu artış, tüm gelişmiş batı
ülkelerinde izlenmektedir. Meme kanseri görülme oranı artış göstermekle
birlikte, teknolojik gelişme ve erken tanı olanaklarının artmasına
bağlı olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı kalmıştır, artmamıştır.
MEME KANSERİNDEN ÖLÜM ORANI YÜKSELİYOR MU?
Batı ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin çalışmaları ve hükümetlerin
sağlık politikaları sonucu, meme kanseri ile ilgili toplum bilinci
oldukça yüksek seviyede gelişmiştir. Bunun sonucu erken tanı olanakları
yaygın olarak kullanıldığı için, meme kanserine bağlı ölüm oranı düşük
kalmaktadır.
Türkiye'' de ise, bu konudaki toplum bilinci yeterince gelişmemiştir.
Erken tanı olanakları yetersizdir. Bu olumsuzlukların sonucu, Türk
kadını meme kanseri konusunda çağdaş erken tanı olanaklarından mahrum
olduğu için, tanı çok geç konulmaktadır. Hastaların büyük bir çoğunda,
ilk tanı sırasında çok geç kalındığı için,uygulanacak tedavi
seçenekleri fazla olmamaktadır.
MEME KANSERİ TOPLU TARAMASI NASIL YAPILIR ?
Mamografi, memenin rontgen filminin çekilerek, kanserin erken dönemde
saptanmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem ile, toplumda
belirli bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi çekilerek, meme
kanseri erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu şekilde toplumda meme
kanseri taramasının yapılabildiği mamografiye, tarama mamografisi
denir.
Tarama mamografisi, dünyada en yaygın kullanılan meme kanseri erken
tanı yöntemidir. Amerikan Kanser Enstitüsü, 40 yaş üzerindeki her
kadının, yılda bir defa mamografi çektirmesini ve uzman bir hekim
tarafından muayene edilmesini önermektedir. Türkiye''de gelişmiş
teknolojik donanımlı mamografi merkezlerinin sayısı sınırlıdır. Bu
aygıtların kalibrasyonu düzenli olarak yapılmamaktadır. Filmi çeken
teknisyenlerin eğitim düzeyleri yeterli değildir. Bu filmi okuyup
değerlendiren bir radyoloji uzmanın deneyimli olabilmesi için, yılda en
az 8 bin mamografi filmini değerlendiriyor olması gereklidir.
Türkiye''de tüm bu özellikleri taşıyan tanı merkezi sayısı oldukça
azdır.
MEME KANSERİ TEDAVİSİNİ KİM YAPAR?
Meme kanserinin tedavisi, günümüzde multidisipliner bir yaklaşım
gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını yapan cerrah, ilaç
tedavisini uygulayan onkolog, ışın tedavisini uygulayan radyasyon
onkoloğu, teshisin konulmasında kilit rol alan patolog ve plastik
cerrah mutlaka bir ekip çalışması içinde birlikte hastayı ele almalı ve
hastanın tedavisini birlikte planlamalıdır. Bu hekimler meme kanseri
konusunda yeterince bilgili ve uzmanlaşmış olmalıdır.
Alınan memenin yerine,
rekonstrüksiyon yapılarak hastaların bedensel kayıplarının en aza
indirilmesi, çağdaş meme kanseri tedavisinin ayrılmaz parçasıdır. Bu
nedenle plastik ve rekonstrüktif cerrahi, bu ekip içinde yerini
almalıdır. Ameliyat sonrası erken dönemde kol ve omuz hareketlerinin
kazanılmasında, geç dönemde kolun şişmesi şeklinde seyreden lenfödem
tedavisinin yapılmasında, fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemi çok
büyüktür. Meme kanseri sadece hastayı değil, çevresindeki insanları da
psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyen bir sosyal bir sorundur.
Böyle bir ekip içinde
psikolojik desteği sağlayan psikoloğun bulunması, mutlaka gereklidir.
Hastaların hemen tümü büyük bir bilgi açlığı içindedir. Özellikle
beslenme konusunda kendileri yeterince bilgilendirilmemektedir. Ekip
içinde bulunan bir diyet ve beslenme uzmanı, bu açığı kapatacaktır. Bu
ekiplerin birlikte çalıştığı meme poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin
çoğunda vardır. Yapılan bilimsel araştırmalar, meme kanseri
hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde tedavi görmeleri ile,
çok daha başarılı sonuçların alındığını göstermiştir.
MEME PROTEZİ NEDİR?
Meme ameliyatı olmuş ve plastik rekonstrüksiyon yapılmamış kadınlar,
beden görümlerini korumak amacı ile protez meme kullanmaktadır. Batı
ülkelerinde bu konuda eğitimli protez hemşireleri, hastanın ölçülerini
almakta ve uygun protezin seçimine yardımcı olmaktadır. Bu hizmet,
eğitim ve deneyim gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin satışı,
sıradan satış elemanlarınca yapılmakta ve ülke alım gücünün çok
üzerinde ücret istenmektedir. Uygun bir organizasyonla, bu sorun
çözülebilir ve ücret üçte bire düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun
tüm kesimlerine yayılabilir...
www.mutluyasam.com